Ana Sayfa Blog Sayfa 2

Kalkınma Ajansları ve Turizm

0
GNDfM5aWMAA2IUG.jpg large
GNDfM5aWMAA2IUG.jpg large

Bölgesel Kalkınma Ajansları, Turizmi Geliştirmek İçin Ne Yapmalıdır?

Turizm sektörü, bir ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi için büyük bir potansiyele sahiptir. Özellikle bölgesel kalkınma açısından turizm, yeni iş imkanları yaratmak, gelir seviyesini yükseltmek ve bölgesel kalkınmada dengeleri sağlamak gibi önemli katkılar sağlar. Bu bağlamda, bölgesel kalkınma ajanslarının (BKA) turizmi geliştirmek için üstlenebileceği rol ve görevler kritik öneme sahiptir. BKA’lar, bölgesel turizm potansiyelini ortaya çıkarmak, turizm sektörünü geliştirmek ve bu sektörde sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla birçok stratejik adım atabilir. İşte bölgesel kalkınma ajanslarının turizmi geliştirmek için uygulayabileceği önemli stratejiler:

1. Bölgenin Turizm Potansiyelini Belirlemek

Her bölgenin kendine özgü bir turizm potansiyeli bulunur. Bölgesel kalkınma ajansları, bölgelerindeki doğal, tarihi, kültürel ve ekonomik değerleri tespit ederek bu potansiyeli ortaya çıkarmalıdır. Bu potansiyelin belirlenmesi, öncelikli olarak kapsamlı bir analiz ve araştırma gerektirir. Ajanslar, bölgenin güçlü yönlerini, mevcut kaynaklarını ve turizm çekiciliğini analiz ederek, turizmi geliştirebilecek alanları tespit edebilirler. Bu analizler; destinasyon yönetimi, yerel halkın katılımı ve altyapının iyileştirilmesi gibi konularda daha etkin stratejiler belirlemeye yardımcı olur.

2. Stratejik Planlama ve Hedef Belirleme

Turizmi geliştirmek için etkili bir stratejik planlama ve hedef belirleme süreci şarttır. Bu süreçte bölgesel kalkınma ajansları, yerel yönetimler, turizm dernekleri, otel işletmecileri, restoranlar, rehberler ve diğer paydaşlarla iş birliği yaparak ortak bir hedef oluşturmalıdır. Stratejik plan, uzun vadeli bir perspektif sunmalı ve turizm altyapısını güçlendirme, tanıtım faaliyetlerini geliştirme, sürdürülebilirlik ilkesini benimseme gibi temel unsurları içermelidir. Belirlenen bu hedefler, bölgesel kalkınmayı destekleyecek nitelikte olmalı ve yerel ekonomiyi canlandıracak şekilde uygulanmalıdır.

3. Turizm Altyapısını Geliştirme

Turizmin başarılı bir şekilde gelişebilmesi için güçlü bir altyapıya ihtiyaç vardır. Bölgesel kalkınma ajansları, bölgelerindeki yollar, oteller, havaalanları, iletişim altyapısı gibi turizme yönelik altyapıyı iyileştirmek için yerel yönetimlerle iş birliği yapabilir. Bu tür altyapı yatırımları, turistlerin daha kolay ulaşım sağlamasını ve bölgede daha rahat konaklama yapmalarını sağlar. Ayrıca çevre dostu projelerin desteklenmesi de önemlidir; bu bağlamda BKA’lar, yeşil enerji, sürdürülebilir ulaşım seçenekleri ve ekolojik otel projelerine yatırım yapılmasını teşvik edebilir.

4. Bölgenin Tanıtımını Yapma ve Markalaşma Çalışmaları

Turizm sektörünün gelişmesi için etkili tanıtım ve pazarlama çalışmaları büyük önem taşır. Bölgesel kalkınma ajansları, sosyal medya, ulusal ve uluslararası fuarlar, dijital pazarlama kanalları gibi araçları kullanarak bölgelerinin tanıtımını yapmalıdır. Özellikle sosyal medya, bölgenin doğal ve kültürel zenginliklerini geniş kitlelere duyurmak için oldukça etkili bir yöntemdir. Bu süreçte ajanslar, bölgenin kendine özgü özelliklerini ön plana çıkararak bir marka yaratmalı ve bu markayı güçlü bir şekilde tanıtmalıdır. Örneğin, belirli bir bölge “doğa turizmi” veya “kültür turizmi” alanında markalaşabilir ve bu doğrultuda tanıtım çalışmaları yürütülebilir.

5. Yerel Halkın ve Girişimcilerin Desteklenmesi

Turizm sektörü yalnızca turistlere hizmet sunmakla sınırlı değildir; yerel halkın bu süreçte aktif rol alması ve turizmden ekonomik fayda sağlaması da önemlidir. Bölgesel kalkınma ajansları, yerel halkın turizm sektörüne katılımını artırmak için eğitim ve destek programları düzenlemelidir. Özellikle küçük ölçekli işletmelerin geliştirilmesi, yerel el sanatlarının turistik bir değer olarak sunulması ve bölgedeki gastronomik ürünlerin pazarlanması gibi alanlarda girişimcilik desteklenebilir. Böylece hem bölgenin turizm potansiyeli ortaya çıkmış olur hem de yerel halk turizmden doğrudan fayda sağlar.

6. Sürdürülebilir Turizm İlkelerini Benimsemek

Turizmde sürdürülebilirlik, doğal ve kültürel kaynakların korunmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını hedefler. Bölgesel kalkınma ajansları, sürdürülebilir turizm uygulamalarını destekleyerek hem doğayı koruyabilir hem de turizm gelirlerini artırabilir. Bu kapsamda ajanslar, çevre dostu tesislerin desteklenmesi, su ve enerji tasarrufu gibi önlemlerin alınması, ekoturizm ve agro-turizm gibi alternatif turizm türlerinin teşvik edilmesi gibi konularda projeler geliştirebilir. Ayrıca, bölgedeki ekolojik ve kültürel değerlerin korunması için turistik aktivitelerin düzenlenmesi de sürdürülebilirlik açısından önemlidir.

7. Turizm Eğitimi ve Farkındalığı Artırmak

Turizm sektöründe başarı için eğitim ve bilinçlenme şarttır. Bölgesel kalkınma ajansları, yerel halk ve işletmecilere turizm konusunda eğitimler düzenleyerek hem müşteri memnuniyetini artırabilir hem de turizmden elde edilen gelirlerin bölgeye katkısını maksimize edebilir. Özellikle otel işletmecileri, rehberler, restoran sahipleri gibi turizm sektöründe aktif rol alan kişiler için müşteri hizmetleri, yabancı dil eğitimi, hijyen ve çevre bilinci gibi konularda eğitimler düzenlenmelidir. Ayrıca turizm bilincinin yerel halka kazandırılması, turistlere daha misafirperver bir yaklaşım sergilenmesi açısından önemlidir.

8. Yerel Kültür ve Gelenekleri Turizme Entegre Etmek

Bölgesel kalkınma ajansları, yerel kültür ve geleneklerin turizme entegre edilmesi yoluyla bölgenin çekiciliğini artırabilir. Örneğin, bölgedeki festivaller, geleneksel el sanatları, yöresel yemekler ve müzik türleri gibi kültürel ögeler, turistlerin ilgisini çekebilecek unsurlardır. Bu tür etkinliklerin turistik birer etkinlik olarak düzenlenmesi, hem yerel kültürün korunmasına katkı sağlar hem de turistlerin bölgeyi ziyaret etmelerini teşvik eder. BKA’lar, bu tür etkinliklerin tanıtımı ve organizasyonu için yerel sanatçılar ve topluluklarla iş birliği yapabilir.

9. Ulusal ve Uluslararası İş Birlikleri Kurmak

Turizmde başarıya ulaşmak için yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde iş birliği ağları kurmak gereklidir. Bölgesel kalkınma ajansları, diğer bölgelerdeki kalkınma ajansları, turizm dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası turizm organizasyonları ile iş birliği yaparak bölgenin tanıtımını geniş bir ağa yayabilir. Özellikle uluslararası iş birlikleri, bölgeye yabancı turist çekmek açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda ajanslar, yurtdışında gerçekleştirilen fuar, konferans ve turizm etkinliklerine katılım sağlayarak bölgenin tanıtımını yapabilir ve yeni iş bağlantıları kurabilir.

10. Dijital Dönüşümü Benimsemek ve Akıllı Turizm Uygulamaları Geliştirmek

Dijitalleşme ve teknolojik yenilikler turizm sektöründe de hızla yer almaktadır. Bölgesel kalkınma ajansları, bölgelerinde dijital dönüşümü teşvik ederek turistlerin seyahatlerini daha kolay hale getirebilir. Mobil uygulamalar, sanal tur rehberleri, dijital bilgi ekranları ve çevrimiçi rezervasyon sistemleri gibi dijital çözümler, turistlerin bilgiye daha hızlı ulaşmasını sağlar. Ayrıca akıllı turizm uygulamaları ile turistlerin ihtiyaçlarına yönelik daha kişiselleştirilmiş hizmetler sunulabilir. Böylece bölge, turistler için daha cazip hale gelir.

Sonuç

Turizmin gelişmesi, ekonomik büyüme ve bölgesel kalkınma için büyük bir fırsat sunmaktadır. Bu bağlamda, bölgesel kalkınma ajanslarının turizmi geliştirmek için stratejik planlama, altyapı geliştirme, tanıtım, yerel halkın katılımı ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda aktif rol alması gerekmektedir. Bölgesel kalkınma ajansları, bu stratejileri uygulayarak bölgenin turizm potansiyelini artırabilir, yerel ekonomiye katkı sağlayabilir ve sürdürülebilir kalkınmaya destek olabilir. Turizmin gelişmesi, yalnızca bölgenin değil, ülkenin de ekonomik ve sosyal gelişimini olumlu yönde etkileyecek bir süreçtir.

 

GNDfM5aWMAA2IUG.jpg large

İlgili Yazılar

Turizm’de 2024 Rekoru

0

2024’ün ilk üç çeyreğinde Türk turizm sektörü, pandemi sonrası toparlanma sürecini geride bırakarak yapısal bir büyüme trendine girmiş görünüyor. Özellikle üçüncü çeyrekte kaydedilen 23.2 milyar dolarlık rekor gelir, sektörün potansiyelini gözler önüne seriyor. Bu performans, yalnızca sayısal bir başarının ötesinde, sektörün niteliksel dönüşümünü de yansıtıyor.

Makroekonomik Perspektif

Turizm gelirlerindeki artış trendi, özellikle cari açık finansmanında kritik bir rol oynuyor. 2024’ün ilk dokuz ayında elde edilen 46.9 milyar dolarlık gelir, 2017’deki 24.6 milyar dolar seviyesinden neredeyse iki kat artış gösterdi. Bu performans, dış ticaret dengesizliklerinin yarattığı baskıyı hafifletirken, Türk Lirası’nın değer kaybettiği bir konjonktürde ekonomiye güçlü bir döviz girişi sağlıyor.

Pazar Dinamikleri ve Segmentasyon

Kaynak pazar analizine baktığımızda, Rusya Federasyonu’nun 5.5 milyon ziyaretçiyle liderliği sürdürmesi, jeopolitik gelişmelerin turizm akışları üzerindeki olumlu etkisini gösteriyor. Almanya ve Birleşik Krallık pazarlarının güçlü performansı ise, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki konumunu pekiştirdiğinin göstergesi.

Kişi başı gecelik harcamanın 107 dolara yükselmesi, özellikle dikkat çekici bir metrik. Bu artış, şu faktörlere bağlanabilir:

  • Lüks segment konaklama tesislerinin artan pazar payı
  • Deneyim odaklı turizm ürünlerinin çeşitlenmesi
  • Dijital pazarlama stratejilerinin hedef kitle optimizasyonu

Sektörel Dönüşüm ve Yeni Trendler

Ortalama kalış süresinin 10.6 gün olarak gerçekleşmesi ve bunun gelecekte düşme eğilimi göstereceği öngörüsü, global turizm trendleriyle uyumlu bir normalize olma sürecine işaret ediyor. Bu trend, şu stratejik hamleleri gerekli kılıyor:

Ürün Çeşitlendirme Stratejileri

  • MICE turizmine yönelik altyapı yatırımları
  • Sağlık turizmi ekosisteminin güçlendirilmesi
  • Gastronomi turizminde markalaşma
  • Spor turizmi destinasyonlarının çeşitlendirilmesi

Teknolojik Entegrasyon

  • Yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş deneyim tasarımı
  • Blockchain tabanlı rezervasyon sistemleri
  • IoT teknolojilerinin otel operasyonlarına entegrasyonu

Yatırım Perspektifi

Sektörün sürdürülebilir büyüme patikasında ilerleyebilmesi için kritik yatırım alanları şöyle sıralanabilir:

İnsan Kaynağı:

  • Havalimanı kapasitelerinin optimizasyonu
  • Yenilenebilir enerji entegrasyonu
  • Akıllı şehir uygulamalarının turizm bölgelerine adaptasyonu

Sürdürülebilirlik Perspektifi

ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişimsel) kriterleri artık turizm yatırımlarının olmazsa olmazı haline geldi. Bu bağlamda:

  • Karbon nötr tesis sayısının artırılması
  • Su yönetimi optimizasyonu
  • Yerel toplulukların turizm değer zincirine entegrasyonu
    öncelikli hedefler arasında yer almalı.

2024-2025 Projeksiyonları

61 milyon ziyaretçi hedefinin yukarı yönlü revize edilmesi, sektörün dinamik büyüme potansiyelini yansıtıyor. Ancak bu potansiyelin realize edilebilmesi için:

  • Dijital pazarlama bütçelerinin optimize edilmesi
  • Yeni nesil ödeme sistemlerinin yaygınlaştırılması
  • Deneyim ekonomisi odaklı ürün geliştirme
    stratejilerinin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor.

Türk turizm sektörü, 2024’ün ilk dokuz ayındaki performansıyla yalnızca sayısal hedefleri yakalamakla kalmadı, aynı zamanda niteliksel bir dönüşümün de sinyallerini verdi. Kişi başı harcamaların artışı, pazar çeşitlenmesi ve teknolojik entegrasyon süreçlerindeki ilerleme, sektörün sürdürülebilir büyüme patikasında ilerlediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, bu momentumun korunması ve güçlendirilmesi için yapısal reformların ve stratejik yatırımların sürdürülmesi kritik önem taşıyor.

İlgili Yazılar

Marka Etkinliklerinin Kurumsal Kimliğe Katkıları

0

Marka Etkinliklerinin Kurumsal Kimliğe Katkıları

Günümüzün rekabetçi iş dünyasında, markaların yalnızca kaliteli ürün ve hizmetler sunması yeterli değildir. Markaların, müşterilerinin kalbinde ve zihninde derin bir yer edinmesi, sağlam bir kurumsal kimlik oluşturması gerekmektedir. Bu noktada, markanın düzenlediği etkinlikler, kurumsal kimliğin inşasında ve güçlenmesinde kritik bir rol oynar. Bu yazıda, marka etkinliklerinin kurumsal kimliğe olan katkılarını ele alacağız.

Kurumsal Kimlik ve Etkinlikler Arasındaki İlişki

Kurumsal kimlik, bir markanın dış dünyaya sunduğu yüzüdür. Logodan, renk paletine, iletişim tonundan, müşteri ilişkilerine kadar birçok unsuru kapsar. Marka etkinlikleri ise, bu kimliğin somut bir şekilde ifade edildiği, müşteriyle birebir etkileşime geçilen alanlardır. Düzenlenen etkinliklerin tarzı, markanın tarzını oluşturan temel unsurlardandır ve bu nedenle büyük önem taşır.

Marka Bilinirliğini Artırma

Etkinlikler, markanın hedef kitlesine doğrudan ulaşmasını sağlar. Büyük çaplı organizasyonlar, medya organları ve sosyal medya aracılığıyla geniş kitlelere duyurulur. Örneğin, bir teknoloji markasının düzenlediği lansman etkinliği, hem basının hem de tüketicilerin ilgisini çeker. Bu tür etkinlikler, markanın bilinirliğini artırırken, kurumsal kimliğin geniş kitlelerce tanınmasına ve benimsenmesine katkı sağlar.

Marka İmajını Güçlendirme

Etkinlikler, markanın kendini nasıl konumlandırdığını ve nasıl algılanmak istediğini göstermek için mükemmel fırsatlardır. Örneğin, lüks bir moda markası, zarif ve prestijli bir defile düzenleyerek, kendini üst segment bir marka olarak konumlandırabilir. Bu tür etkinlikler, markanın imajını pekiştirir ve kurumsal kimliğin tutarlılığını sağlar.

Müşteri Bağlılığı ve Sadakati Artırma

Etkinlikler, markaların müşterileriyle duygusal bağ kurmasına olanak tanır. Özel etkinlikler, sadık müşterilere teşekkür etmek ve onları ödüllendirmek için kullanılır. Örneğin, bir kozmetik markası, VIP müşterileri için özel bir güzellik atölyesi düzenleyebilir. Bu tür etkinlikler, müşteri bağlılığını artırır ve markanın kurumsal kimliğinin bir parçası olarak müşteri odaklılığını vurgular.

Deneyimsel Pazarlama ve Markayla Etkileşim

Günümüzde tüketiciler, yalnızca ürün satın almakla kalmayıp, markayla deneyim yaşamak istemektedir. Etkinlikler, deneyimsel pazarlama stratejilerinin bir parçası olarak, tüketicilere unutulmaz deneyimler sunar. Örneğin, bir otomotiv markası, yeni model araçlarının test sürüşlerini içeren bir etkinlik düzenleyerek, müşterilere araçları deneme ve markayla etkileşime geçme fırsatı sağlar. Bu tür deneyimler, markanın kurumsal kimliğinin bir parçası olarak tüketici zihninde kalıcı izler bırakır.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Toplumsal Katkı

Etkinlikler, aynı zamanda markanın toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi ve bu yönde bir imaj oluşturması için de önemlidir. Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında düzenlenen etkinlikler, markanın duyarlılığını ve topluma olan katkısını gösterir. Örneğin, bir giyim markası, geri dönüşüm temalı bir moda etkinliği düzenleyerek, sürdürülebilirlik konusundaki taahhüdünü gösterebilir. Bu tür organizasyonlar, markanın kurumsal kimliğine toplumsal duyarlılık ve sorumluluk bilinci katar.

İnovasyon ve Yaratıcılığı Vurgulama

Etkinlikler, markaların yenilikçi ve yaratıcı yönlerini sergilemesi için de harika bir platformdur. Özellikle teknoloji ve moda gibi sürekli değişen sektörlerde, yenilikçi organizasyonlar düzenlemek, markanın bu alandaki liderliğini pekiştirir. Örneğin, bir teknoloji markası, yıllık inovasyon etkinlikleri düzenleyerek, en son teknolojik gelişmeleri ve ürünlerini tanıtabilir. Bu tür etkinlikler, markanın yenilikçi kimliğini vurgular ve kurumsal kimliğin bir parçası olarak inovasyon kültürünü güçlendirir.

İç Paydaşlarla Güçlü Bağlar Kurma

Etkinlikler, sadece dış müşterilere yönelik olmayıp, iç paydaşlarla da güçlü bağlar kurmak için önemlidir. Çalışan organizasyonları, şirket içi dayanışmayı ve motivasyonu artırır. Örneğin, bir yıl sonu değerlendirme etkinliği veya çalışanların katıldığı sosyal aktiviteler, çalışan bağlılığını ve iş memnuniyetini artırır. Bu tür etkinlikler, markanın kurumsal kimliğinin bir parçası olarak iç paydaşlarla güçlü ve pozitif ilişkiler kurduğunu gösterir.

Marka Hikayesini Anlatma

Etkinlikler, markanın hikayesini ve değerlerini anlatmak için mükemmel bir fırsattır. Bir etkinlikte, markanın kuruluş hikayesi, misyonu, vizyonu ve değerleri katılımcılarla paylaşılabilir. Örneğin, bir gıda markası, yerel çiftçilerin de katıldığı bir etkinlik düzenleyerek, tedarik zincirindeki şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkelerini vurgulayabilir. Bu tür organizasyonlar, markanın hikayesini etkili bir şekilde anlatır ve kurumsal kimliğin daha anlaşılır ve relatable olmasını sağlar.

Rekabet Avantajı Sağlama

Son olarak, etkinlikler, rekabet avantajı sağlamada önemli bir rol oynar. Eşsiz ve dikkat çekici organizasyonlar, markanın rakiplerinden ayrışmasını sağlar. Örneğin, bir otomotiv markası, yeni bir modelin tanıtımını sanal gerçeklik deneyimleri ile zenginleştirerek, rakiplerinden farklılaşabilir. Bu tür yenilikçi organizasyonlar, markanın pazardaki konumunu güçlendirir ve kurumsal kimliğin rekabetçi unsurlarını pekiştirir.

Küçük Detayların Gücü

Etkinliklerdeki küçük detaylar, markanın imajını güçlendirmede büyük rol oynar. Örneğin, kurumsal bir iş yemeğinde kadın misafirlere diğer tüm misafirlerden önce yemek servisi yapmak, markanın nezaketini ve müşteri odaklı yaklaşımını gösterir. Bu tür ince düşünülmüş detaylar, katılımcılarda olumlu ve kalıcı izlenimler bırakır. Misafirlerin etkinlikten memnun ayrılması, markaya olan bağlılıklarını artırır ve kurumsal kimliğin bir parçası olarak markanın incelikli ve özenli bir imaj oluşturmasını sağlar.

Sonuç

Marka etkinlikleri, bir markanın kurumsal kimliğini güçlendirmek için vazgeçilmez araçlardır. Bilinirlik artırma, imaj güçlendirme, müşteri bağlılığı sağlama, deneyimsel pazarlama, sosyal sorumluluk, inovasyon vurgulama, iç paydaşlarla ilişkiler, marka hikayesini anlatma ve rekabet avantajı sağlama gibi birçok yönden kurumsal kimliğe katkıda bulunurlar. Pazarlama uzmanları, bu etkinlikleri stratejik bir şekilde planlayarak ve uygulayarak, markanın uzun vadeli başarısını ve sürdürülebilirliğini sağlamada önemli bir rol oynarlar. Etkinliklerdeki küçük detaylar, büyük farklar yaratabilir ve markanın incelikli, özenli bir kimlik oluşturmasına katkı sağlar.

İlgili Yazılar

Bir Destinasyon İçin Marka Etkinlik Oluşturmak

0

Marka Etkinlik Projesi: Bir Destinasyona Sağladığı Katkılar

Bir marka etkinlik projesi, bir destinasyonun tanıtımını ve bilinirliğini artırmak amacıyla düzenlenen kapsamlı bir organizasyondur. Bu tür etkinlikler, markanın hedef kitlesi ile doğrudan iletişime geçmesini sağlayarak hem markanın hem de destinasyonun bilinirliğini ve cazibesini artırır. Bu blog yazısında, bir marka etkinlik projesinin nasıl oluşturulacağı ve bu etkinliğin bir destinasyona sunacağı katkıları detaylı bir şekilde ele alacağız.

Marka Etkinlik Projesi Nasıl Oluşturulur?

Hedef Belirleme:

İlk adım, etkinliğin amacı ve hedef kitlesini belirlemektir. Marka, hangi mesajı iletmek istediğini ve kimlere ulaşmak istediğini net bir şekilde tanımlamalıdır. Örneğin, genç bir kitleye hitap eden bir spor markası, enerji ve dinamizmi ön planda tutan bir etkinlik düzenleyebilir.

Destinasyon Seçimi:

Etkinlik için uygun bir destinasyon seçmek, projenin başarısı için kritik öneme sahiptir. Seçilen yer, markanın imajına ve etkinliğin temasına uygun olmalıdır. Aynı zamanda, ulaşım kolaylığı, konaklama seçenekleri ve yerel altyapı gibi faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Etkinlik Tasarımı:

Etkinliğin konsepti, içerikleri ve aktiviteleri dikkatlice planlanmalıdır. Etkinlik programı, katılımcıların ilgisini çekecek ve onları markayla etkileşime geçirecek şekilde hazırlanmalıdır. Workshoplar, sergiler, konserler ve yarışmalar gibi çeşitli aktiviteler bu aşamada belirlenebilir.

İşbirlikleri ve Sponsorlar:

Başarılı bir marka etkinliği için yerel yönetimlerle, işletmelerle ve diğer markalarla işbirlikleri yapılmalıdır. Sponsorlar, etkinliğin finansal yükünü hafifletirken, aynı zamanda etkinliğin daha geniş kitlelere ulaşmasına yardımcı olabilir.

Tanıtım ve Pazarlama:

Etkinlik öncesinde, sırasında ve sonrasında etkili bir tanıtım kampanyası yürütülmelidir. Sosyal medya, basın bültenleri, reklamlar ve influencer işbirlikleri bu süreçte kullanılabilir. Ayrıca, etkinlik sonrası geri bildirimler toplanarak gelecekteki etkinlikler için iyileştirme alanları belirlenmelidir.

Marka Etkinliğinin Destinasyona Katkıları

Ekonomik Katkılar:

Marka etkinlikleri, destinasyon ekonomisine önemli katkılar sağlar. Etkinlik boyunca konaklama, yeme-içme, ulaşım ve alışveriş gibi hizmetlere olan talep artar. Bu da yerel işletmelerin gelirlerini artırır ve yeni iş fırsatları yaratır. Özellikle turistik destinasyonlarda, etkinlik sonrası dönemde bile turizm gelirlerinde artış gözlemlenebilir.

Tanıtım ve Bilinirlik:

Etkinlikler, destinasyonun ulusal ve uluslararası arenada tanıtılmasına yardımcı olur. Medya organları ve sosyal medya platformları aracılığıyla yapılan paylaşımlar, destinasyonun bilinirliğini artırır. Bu durum, gelecekte daha fazla turistin bölgeyi ziyaret etmesini teşvik eder.

Sosyal ve Kültürel Etkiler:

Marka etkinlikleri, yerel halkın sosyal ve kültürel hayatını zenginleştirir. Etkinlikler sırasında düzenlenen konserler, sergiler ve diğer kültürel aktiviteler, bölge halkının sanat ve kültürle daha fazla etkileşime geçmesini sağlar. Ayrıca, etkinlikler sırasında farklı kültürlerden insanların bir araya gelmesi, kültürel alışverişi teşvik eder.

Altyapı Gelişimi:

Büyük çaplı marka etkinlikleri, destinasyonun altyapısının geliştirilmesine katkıda bulunur. Etkinlik için yapılan yatırımlar, yol, ulaşım, konaklama ve diğer altyapı unsurlarının iyileştirilmesini gerektirir. Bu da, uzun vadede destinasyonun genel çekiciliğini ve yaşam kalitesini artırır.

Marka ve Destinasyon İmajının Güçlenmesi:

Etkinlikler, hem marka hem de destinasyon imajının güçlenmesine yardımcı olur. Başarılı bir etkinlik, markanın güvenilirliğini ve prestijini artırırken, destinasyonun da cazip ve dinamik bir yer olarak algılanmasını sağlar. Bu durum, hem marka sadakatini hem de destinasyonun turistik değerini yükseltir.

Sonuç

Bir marka etkinlik projesi, hem marka hem de destinasyon için büyük fırsatlar sunar. Doğru planlama ve uygulama ile bu tür etkinlikler, ekonomik, sosyal, kültürel ve tanıtım açısından önemli katkılar sağlayabilir. Bu nedenle, markaların etkinlik projeleri oluştururken dikkatli ve stratejik olmaları, destinasyon yönetimleri ile işbirliği yapmaları ve etkinliğin her aşamasında profesyonel yaklaşımlar sergilemeleri gerekmektedir. Marka etkinlikleri, sadece kısa vadeli kazançlar değil, uzun vadeli olumlu etkiler yaratma potansiyeline sahiptir ve bu potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesi, hem marka hem de destinasyon için büyük bir başarı hikayesi yaratabilir.

İlgili Yazılar

DMC Nedir? Ne İş Yapar

0

DMC’ler Nedir? Ne İş Yapar?

DMC Nedir?

DMC, “Destination Management Company” (Destinasyon Yönetim Şirketi) ifadesinin kısaltmasıdır. Bu şirketler, belirli bir destinasyonda uzmanlaşmış ve o bölgeyi ziyaret eden gruplar için profesyonel hizmetler sunan firmalardır. DMC’ler, yerel bilgi ve ağlarını kullanarak müşterilerine benzersiz ve sorunsuz bir deneyim yaşatmayı amaçlarlar. Turizm sektörü içinde önemli bir rol oynayan bu şirketler, özellikle kurumsal etkinlikler, konferanslar, teşvik gezileri ve özel organizasyonlar için tercih edilirler.

DMC’ler Ne İş Yapar?

DMC’ler, bir destinasyonda kapsamlı hizmetler sunarak ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılar. İşte DMC’lerin başlıca hizmet alanları:

1. Etkinlik Planlama ve Yönetimi

DMC’ler, müşterilerin ihtiyaçlarına göre özel etkinlikler planlar ve yönetir. Bu etkinlikler arasında konferanslar, seminerler, ürün lansmanları, kurumsal toplantılar ve gala geceleri yer alır. Etkinliklerin her aşamasını, mekan seçiminden lojistiğe, dekorasyondan teknik desteğe kadar organize ederler.

2. Konaklama ve Ulaşım

DMC’ler, müşterileri için en uygun konaklama ve ulaşım seçeneklerini düzenler. Otel rezervasyonları, havaalanı transferleri, şehir içi ulaşım ve VIP hizmetler gibi detayları kapsar. Bu sayede müşteriler, konforlu ve sorunsuz bir seyahat deneyimi yaşarlar.

3. Tur ve Geziler

Bir destinasyonu tam anlamıyla deneyimlemek isteyen gruplar için özel tur ve gezi programları düzenlerler. Tarihi ve kültürel turlar, doğa gezileri, gastronomi turları ve özel ilgi alanlarına yönelik etkinlikler gibi çeşitli seçenekler sunarlar.

4. Yerel Rehberlik ve Destek

DMC’ler, bölgeyi çok iyi tanıyan yerel rehberler ve uzmanlar aracılığıyla müşterilere bilgi ve destek sağlar. Bu, müşterilerin destinasyonu daha iyi anlamalarına ve keyifli bir deneyim yaşamalarına yardımcı olur.

5. Teknik ve Lojistik Destek

Büyük ölçekli etkinlikler ve organizasyonlar için teknik ve lojistik destek sağlarlar. Ses ve ışık sistemleri, sahne kurulumu, AV ekipmanları ve teknik ekiplerin koordinasyonu gibi hizmetler sunarlar.

6. Kriz Yönetimi

Beklenmedik durumlar ve acil durumlar için kriz yönetimi planları hazırlar ve uygularlar. Bu, etkinliklerin ve gezilerin sorunsuz bir şekilde devam etmesini sağlar.

Neden DMC ile Çalışmalısınız?

DMC’ler, yerel bilgi ve uzmanlıkları sayesinde etkinlik ve seyahat planlamasında büyük avantajlar sunar. İşte DMC ile çalışmanın bazı faydaları:

  • Yerel Uzmanlık: Bölgenin kültürü, gelenekleri, mekanları ve en iyi hizmet sağlayıcıları hakkında derinlemesine bilgiye sahiptirler.
  • Ağ ve Bağlantılar: Yerel tedarikçiler, oteller, restoranlar ve diğer hizmet sağlayıcılarla güçlü ilişkiler kurmuşlardır, bu da daha iyi fiyatlar ve hizmetler almanızı sağlar.
  • Zaman ve Maliyet Tasarrufu: Tüm planlama ve organizasyon süreçlerini yönettikleri için zaman ve maliyet tasarrufu sağlarlar.
  • Kapsamlı Hizmetler: Tüm detayları düşünürler ve size sadece keyif almak kalır.

Farklı Bir Ülkede DMC ile Çalışırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Farklı bir ülkede DMC ile çalışırken başarılı ve sorunsuz bir deneyim yaşamak için dikkate almanız gereken bazı önemli noktalar vardır:

1. Referansları ve Tecrübeleri İnceleyin

Seçmeyi düşündüğünüz DMC’nin daha önce gerçekleştirdiği projeler ve müşteri referansları hakkında bilgi edinin. Bu, şirketin güvenilirliği ve tecrübesi hakkında fikir verir.

2. İletişim ve Dil Engelleri

DMC ile olan iletişiminizin sorunsuz olması için dil engellerini göz önünde bulundurun. Şirketin ekibinde sizinle rahatça iletişim kurabilecek, tercihen sizin dilinizi konuşan birinin bulunması önemlidir.

3. Yerel Yasalara ve Düzenlemelere Uyum

Farklı ülkelerdeki yasal düzenlemeler ve iş yapma biçimleri değişiklik gösterebilir. DMC’nin yerel yasalara ve düzenlemelere uyum sağladığından emin olun.

4. Kültürel Farkındalık

DMC’nin, çalıştığı bölgenin kültürel hassasiyetlerini ve geleneklerini iyi bilmesi önemlidir. Bu, etkinliklerinizi ve gezilerinizi planlarken kültürel uyumsuzlukları önler.

5. Detaylı Sözleşme ve Anlaşmalar

DMC ile yapacağınız anlaşmaların detaylı ve yazılı olmasına özen gösterin. Hizmetlerin kapsamı, maliyetler, iptal politikaları ve diğer önemli detaylar sözleşmede açıkça belirtilmelidir.

Sonuç

DMC’ler, destinasyonlarında uzmanlaşmış profesyonel hizmetler sunarak seyahat ve etkinlik planlamasında büyük kolaylık sağlarlar. Etkinliklerinizi ve gezilerinizi unutulmaz kılmak için bir DMC ile çalışmak, deneyiminizi en üst seviyeye çıkarır. Bu şirketler, yerel bilgi ve bağlantıları ile size mükemmel bir hizmet sunar, böylece siz sadece keyfini çıkarabilirsiniz.

İlgili Yazılar

20 Kurumsal Etkinlik Türü: Bilmeniz Gerekenler

0

20 Kurumsal Etkinlik Türü: Bilmeniz Gerekenler

“Kurumsal etkinlik” ifadesini duyduğunuzda aklınıza ne gelir? Muhtemelen toplantı odaları ve pahalı takım elbiseler canlanıyor. Ancak, her biri benzersiz amaç ve atmosfere sahip pek çok farklı kurumsal etkinlik türü olduğunu öğrenince şaşırabilirsiniz. İşletmeler, “kurumsal” olup olmamasına bakılmaksızın, çeşitli misyonlara, tarzlara ve kültürlere sahiptir, ancak toplantılar ve etkinlikler her işletmenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu yazıda, 20 tür kurumsal etkinliği keşfedecek ve endüstrinin çeşitliliğini görebileceksiniz. Küçükten büyüğe, samimi iş toplantılarından büyük markaların etkinliklerine kadar birçok farklı etkinlik türünü keşfedeceğiz. İşletmeniz için hangi kurumsal etkinlik türlerinin doğru olduğunu keşfetmek için okumaya devam edin.

Kurumsal Etkinlik Hedefleri ve Amaçları

“Kurumsal etkinlik” ifadesi kulağa tamamen iş gibi gelse de, şirketler etkinlikleri çok çeşitli nedenlerle düzenler. Örneğin, bir etkinliğin amacı bilgi vermek veya ekip moralini yükseltmek olabilir. İşte en yaygın kurumsal etkinlik amaçlarından bazıları:

  • Bilgilendirme: Çalışanları veya meslektaşları, takım toplantıları, yuvarlak masa toplantıları, mali incelemeler ve konferanslar gibi etkinliklerde değerli bilgileri paylaşmak için bir araya getirmek.
  • Eğitim: Eğitim ve geliştirme, başarılı bir iş yürütmede hayati öneme sahiptir ve şirketler genellikle ilk yardım atölyeleri, iş başında beceri geliştirme veya takım oluşturma gezileri gibi derinlemesine eğitim etkinlikleri düzenler.
  • Tanıma: Çalışanlar, iş tatmin seviyelerini en çok etkileyen faktörlerden biri olarak tanınmayı sürekli olarak ön planda tutar. Çalışanları tanıyın, başarılarını kutlayın ve bir ödül töreni, şirket pikniği veya ekip takdir günü düzenleyerek minnettarlığınızı gösterin.
  • Proje: Topluluk ağ kurma etkinlikleri, üyelik kampanyaları ve kurumsal açık evler, işletmelerin yeni müşteriler bulmasına ve izleyici kitlesini genişletmesine yardımcı olabilir.
  • Satış: Şirketler, ürünlerini veya hizmetlerini tanıtmak için ticaret fuarları, ürün lansmanları ve diğer satış etkinlikleri düzenler.
  • Sosyalleşme: Daha misafirperver bir işyeri ortamı yaratın, çeşitliliği ve kapsayıcılığı destekleyin ve çevrenizdeki insanları tanıyın. Tatil partileri ve mesai sonrası toplantılar, kurumsal sosyal etkinliklerin harika örnekleridir.
  • Toplum Oluşturma: Küçük ve büyük işletmeler, atölye çalışmaları, web seminerleri, bağış kampanyaları ve diğer topluluk etkinlikleri düzenleyebilir. Wellness atölyeleri, CPR eğitimi ve diğer yerel etkinlik fikirleri düzenleyerek, şirketler topluluklarla bağ kurabilir ve saygın birer şirket olarak itibarlarını güçlendirebilirler.

Kurumsal Etkinlik Türleri

1. Yuvarlak Masa Toplantıları

Yuvarlak masa toplantıları, tek bir moderatör tarafından yönetilen tartışma tabanlı iş toplantılarıdır. Katılımcılar, belirli bir konuyla ilgili çeşitli perspektif ve görüşler sunar. Genellikle 20 kişiden az katılımcıyla yapılan bu toplantılar, bir veya iki saat sürer ve yüz yüze veya uzaktan gerçekleştirilebilir.

2. Özel Partiler

İşletmeler, doğum günleri, yıldönümleri, emeklilikler ve tatiller gibi özel günleri kutlamak için özel partiler düzenler. Bu tür etkinliklerin planlama gereksinimleri büyük ölçüde değişir.

3. Takım Oluşturma Etkinlikleri

Takım oluşturma etkinlikleri, iletişimi geliştirmek, güven oluşturmak, çatışmaları çözmek ve çalışanları motive etmek gibi çeşitli hedeflere ulaşmak için düzenlenir. Bu etkinlikler, çalışanlar arasında daha güçlü bağlar kurar ve iş becerilerini geliştirir.

4. Hissedar Toplantıları

Hissedar toplantıları, özel ve halka açık şirketler için düzenleyici gerekliliklerdir. Hissedarlar, yöneticiler ve diğer hissedarlar, kritik kurumsal meseleleri tartışmak için bir araya gelir.

5. Yönetim Kurulu Toplantıları

Yönetim kurulu toplantıları, düzenli olarak yapılan ve yalnızca şirketin yönetim kurulu üyelerinin katıldığı resmi etkinliklerdir. Bu toplantılarda finansal gelişmeler, politika değişiklikleri ve şirketin mevcut durumu gibi konular ele alınır.

6. Sağlık ve Zindelik Etkinlikleri

Şirketler, çalışanların genel sağlığını ve kişisel memnuniyetini artırmak için sağlık ve zindelik etkinlikleri düzenler. Yoga dersleri veya ekip meydan okumaları gibi küçük etkinlikler ofiste veya yakındaki halka açık bir alanda düzenlenebilir.

7. Müşteri ve Müşteri Takdir Etkinlikleri

Sadık müşterilere ve iş getiren müşterilere teşekkür etmek için düzenlenen etkinliklerdir. Restoranlar, şarap imalathaneleri, müzeler gibi benzersiz mekanlarda düzenlenebilir.

8. Çalışan Takdir Etkinlikleri

Çalışan takdir etkinlikleri, çalışanlara yönelik özel etkinliklerdir. Sinema gezisi, şirket pikniği veya sürpriz yarım gün gibi etkinliklerle çalışanlara minnettarlığınızı gösterin.

9. Ödül Törenleri

Ödül törenleri, olağanüstü çalışanları, yöneticileri ve diğer personel üyelerini tanımak için düzenlenir. Bireysel ve kolektif başarıları ödüllendirin ve çalışanları özverili çalışmaları için takdir edin.

10. Dönüm Noktası Kutlamaları

Şirketin tarihinde veya liderlik topluluğunda önemli dönüm noktalarını kutlamak için düzenlenen etkinliklerdir. Şirketin beşinci, onuncu veya yirminci yılı gibi önemli yılları veya yönetici emekliliklerini kutlamak için düzenlenir.

11. Ağ Kurma Etkinlikleri

Çalışanların tutkularını keşfetmelerine ve çeşitli endüstrilerdeki profesyonellerle bağlantı kurmalarına yardımcı olmak için düzenlenen gayri resmi etkinliklerdir.

12. İş Seminerleri

Seminerler, katılımcılara belirli bir konu hakkında eğitim veya değerli bilgiler sağlayan daha küçük programlardır. Kişisel gelişim ve iş stratejisi gibi konular sıklıkla ele alınır.

13. Ürün Lansmanları

Yeni bir ürünü tanıtmak ve satışlarını artırmak için düzenlenen yüksek prodüksiyonlu etkinliklerdir. Gazeteciler, blog yazarları, etkileyiciler ve potansiyel müşteriler davet edilir.

14. Bağış Toplama Etkinlikleri

Şirketler, topluluk organizasyonları, hayır kurumları ve kar amacı gütmeyen kuruluşlarla iş birliği yaparak bağış toplama girişimleri düzenler.

15. Şirket İçi Eğitim Kampları

Çalışanları iş dışı bir ortamda bir araya getirerek işbirliği yapmak, eğitim almak, güven oluşturmak ve sosyal ilişkiler kurmak amacıyla düzenlenen etkinliklerdir.

16. Teşvik Gezileri

İşletmelerin belirli hedeflere ulaşan veya olağanüstü performans gösteren çalışanları ödüllendirmek için düzenlediği etkinliklerdir. Bu geziler, çalışanları motive etmek ve bağlılıklarını artırmak için harika bir yoldur.

17. Fuarlar

Fuarlar, işletmelerin ürünlerini, hizmetlerini ve yeniliklerini tanıtmak için düzenledikleri büyük ölçekli etkinliklerdir. Bu etkinlikler, geniş bir kitleye ulaşmak ve potansiyel müşterilerle bağlantı kurmak için harika bir fırsattır.

18. Kongreler

Kongreler, geniş bir katılımcı kitlesine hitap eden büyük ölçekli toplantılardır. Bu etkinlikler, belirli bir sektör veya konu etrafında bilgi paylaşımını ve işbirliğini teşvik eder.

19. Webinarlar

Webinarlar, çevrimiçi olarak gerçekleştirilen eğitim veya bilgi paylaşımı etkinlikleridir. Bu etkinlikler, geniş bir izleyici kitlesine ulaşmak ve belirli bir konu hakkında derinlemesine bilgi sağlamak için idealdir.

20. Açık Kapı Günleri

İşletmelerin potansiyel müşterilere, iş ortaklarına ve topluluk üyelerine kapılarını açarak faaliyetlerini ve ürünlerini tanıttığı etkinliklerdir. Bu etkinlikler, işletmenin itibarını ve bilinirliğini artırmak için harika bir fırsattır.

Canlı, Sanal ve Hibrit Kurumsal Etkinlikler

Tüm etkinlikler üç ana kategoriye ayrılır: canlı, sanal veya hibrit. Hangi tür kurumsal etkinliklerin ihtiyaçlarınıza, hedeflerinize ve bütçenize en uygun olduğunu belirlemek için her kategoriyi gözden geçirin.

  • Canlı Etkinlikler: Ev sahipleri, konuşmacılar, sunucular ve izleyicilerin aynı fiziksel alanda bulunduğu etkinliklerdir. Canlı etkinlikler belirli bir tarih, saat ve yerde gerçekleşir.
  • Sanal Etkinlikler: Sanal toplantı platformları ve mobil uygulamalar sayesinde, birçok kurumsal etkinlik uzaktan gerçekleştirilebilir. Katılımcılar ve ev sahipleri gerçek zamanlı olarak etkileşime girer.
  • Hibrit Etkinlikler: Hem canlı hem de sanal unsurları içeren etkinliklerdir. Örneğin, yüz yüze bir etkinlik çevrimiçi bir izleyici kitlesine canlı olarak yayınlanabilir.

Kurumsal etkinlik planlayıcıları ve işletmeler, ihtiyaçlarına, hedeflerine ve bütçelerine en uygun etkinlik türlerini seçebilir.

Şirketinizde Farklı Kurumsal Etkinlik Türlerini Deneyin

Artık kurumsal etkinliklerin çeşitli dünyasını keşfettiğinize göre, ne kadar çok çeşitlilik olduğunu görmek kolaydır. İki etkinlik birbirinin aynısı olmasa da, temel planlama unsurlarına bağlı kalarak etkinliğin başarısını sağlayabilirsiniz.

İlgili Yazılar

Sosyal Medya Neden Turizm Endüstrisi İçin Olmazsa Olmaz Bir Pazarlama Kanalı Olmalıdır?

0

Turizm sektöründe faaliyet gösteriyorsanız, sosyal medyanın gücünü göz ardı edemezsiniz. Dünya genelinde 4.55 milyar insan aktif bir şekilde sosyal medya kullanıyor ve şaşırtıcı bir şekilde, uyanık saatlerimizin %15’ini bu platformlarda geçiriyoruz. Bu, turizm işletmeleri için daha fazla rezervasyon anlamına gelir.

Sosyal medyanın turizme etkisi büyük ve özellikle genç demografikler için çok etkili. Z Kuşağı gezginlerin %46’sı Instagram’ın seyahat kararlarını etkilediğini, %50’sinin ise Facebook gönderilerinden ilham aldığını söylüyor. Y kuşağı da sosyal medyaya açık ve %51’i seyahat kararlarını Facebook etkileşimlerinden etkilenerek alıyor. Bu, pazarınıza kolayca ve uygun maliyetle ulaşabileceğiniz büyük bir kitle anlamına gelir.

Sosyal medyanın turizm pazarlamasındaki rolüne daha yakından bakalım ve müşteri yolculuğunun hangi aşamalarında etkili olabileceğini inceleyelim.

Sosyal Medyanın Turizmdeki Rolü

Farkındalık Oluşturun ve İlham Verin

Sosyal medya, tur operatörlerine ürünlerini veya hizmetlerini tanıtmaları ve dünya genelindeki eşsiz yerleri keşfetmek isteyenlere ilham vermeleri için mükemmel bir platform sunar. Seyahatle ilgili paylaşımlar, insanların seyahat isteklerini uyandırır ve farkındalık yaratır. Sadece turlarınızı veya etkinliklerinizi tanıtmakla kalmayın, aynı zamanda bulunduğunuz destinasyonun benzersizliğini vurgulayın.

Seyahat Planlamasına Yardımcı Olun

Sosyal medya, müşterilere seyahat planları yapmalarında yardımcı olabilir. Hızlı güncel videolarla en iyi seyahat zamanlarını paylaşarak, yaklaşan etkinlikleri duyurarak ve seyahatle ilgili faydalı ipuçları vererek potansiyel misafirlerinizi etkileyebilirsiniz.

Rezervasyon Sürecini Kolaylaştırın

Çevrimiçi rezervasyonlar, çeşitli kaynaklardan gelir, bu nedenle trafiği kendi rezervasyon web sitenize yönlendirmeniz önemlidir. Her zaman erişilebilir ve sorunsuz bir çevrimiçi rezervasyon sistemi kullanmak da gereklidir. Ayrıca, bayiler ve çevrimiçi seyahat acenteleri için gerçek zamanlı rezervasyonları mümkün kılmalısınız.

Deneyimleri Paylaşma

Turizm endüstrisinde, insanların deneyimlerini sosyal medyada paylaşmaları önemlidir. Bu paylaşımlar, güvenilir bir referans kaynağı haline gelir ve arkadaşlar ve aileler arasında bir sonraki tatil planını etkileyebilir. Müşteri incelemelerini izlemek ve değerlendirmek, işletmenizin itibarını yönetmek açısından önemlidir.

Tur Operatörleri için Sosyal Medya Pazarlamasının Faydaları

Sosyal medya pazarlaması, tur operatörlerine bir dizi fayda sunar:

Gelişmiş Marka Bilinirliği

Sosyal medya, marka bilinirliğinizi artırmanın etkili bir yoludur. Aktif bir sosyal medya varlığı, daha geniş bir kitleye ulaşmanıza ve pazarda daha fazla görünürlük elde etmenize yardımcı olabilir.

Artan Müşteri Katılımı

Sosyal medya, müşteri katılımını artırmanın güçlü bir yoludur. Müşterilerinizle etkileşim kurarak soruları yanıtlayarak ve geri bildirimleri dinleyerek daha iyi bir müşteri deneyimi sunabilirsiniz.

Hedef Kitleye Ulaşım

Sosyal medya platformları, hedeflediğiniz demografiklere ve ilgi alanlarına göre reklamlarınızı optimize etmenize olanak sağlar. Bu, reklamlarınızın daha etkili olmasını sağlar.

Müşteri Bağlılığını Artırma

Müşterilerinizi düzenli olarak bilgilendirmek ve eğlendirmek, müşteri bağlılığını artırmanın bir yoludur. Sosyal medya, sadık müşterilerinizi korumanıza yardımcı olabilir.

Sonuç olarak, sosyal medya turizm işletmeleri için güçlü bir pazarlama aracıdır ve doğru şekilde kullanıldığında daha fazla müşteri çekebilir ve rezervasyonları artırabilir. Sosyal medya stratejinizi oluştururken hedef kitlenizi, içerik stratejisini ve etkili metrikleri düşünmeyi unutmayın.

İlgili Yazılar

Yerel Yönetimlerde Etkinlik: Bir “Program” Değil, Bir Yönetim Dilidir

Belediye etkinlikleri

Yerel Yönetimlerde Etkinlik : Bir “Program” Değil, Bir Yönetim Dilidir

Belediyecilik dediğimiz iş, artık sadece binayı dikmekten ya da asfaltı dökmekten ibaret değil. Asıl mesele, o binaların ve yolların arasındaki hayatı nasıl kurguladığınızdır. Yerel yönetimlerde etkinlik planlamak, bu kurgunun temel taşıdır. 

İnsanlar sabah işe, akşam eve koştururken; hayatın o gri rutini içinde bir an durup nefes almak istiyor. İşte teknik dilde “Rekreasyon Yönetimi” diye havalı bir isim taktığımız şeyin özü aslında bu: İnsanın ruhuna iyi gelmek. Bir parktaki yürüyüş yolundan hafta sonu meydandaki şenliğe kadar her şey, vatandaşa o gri rutin içinde renkli bir pencere açmak için var.

Amaç bellidir: O insana, evine dönerken “İyi ki burada yaşıyorum” dedirtebilmek.


Etkinlik: Çift Taraflı Keskin Bıçak

Bu pencereyi açmanın en güçlü yolu olan etkinlikler, belediyeciliğin en tehlikeli sınavıdır. Bir yandan şehre ruh vermeniz, insanları sokağa dökmeniz, yüzleri güldürmeniz beklenir. Diğer yandan, harcanan her kuruş milletin parası olduğu için, o sahnedeki her detay “israf” ya da “gösteriş” eleştirisine açıktır.

Bu yüzden etkinlik, dışarıdan bakıldığında “iki şarkı, bir sahne” gibi basit görünse de, aslında yönetilmesi en hassas iştir. Çünkü etkinlik, takvime “yapıldı” tiki atılacak bir program değildir. Bir konuşma biçimidir.

“Vatandaş, belediyenin başarısını o kalın, sıkıcı strateji kitapçıklarından okumaz. Sokağa çıktığında ne hissettiğine bakar.”


Sadece Görünmek Yetmez: Gerçek Kıymet Nerede?

Etkinliğin en bilinen faydası görünürlüktür. Meydan dolar, bayraklar sallanır, fotoğraflar çekilir. Ama altı boş bir kalabalık, siyaseten değer üretmez; aksine sırtınıza yük olur. Etkinliğin asıl kıymeti, o kuru gürültüden öte şu üç noktada ortaya çıkar:

1. Görünmeyen Emeği Hissettirmek

Altyapı, kanalizasyon, planlama… Bunlar belediyeciliğin omurgasıdır ama nankördür, göze görünmez. Doğru bir etkinlik, bu görünmez emeği bağırmadan hissettirir. Vatandaşa, “Sadece konuşmuyorlar, arka planda ciddi bir işliyor bu çark” dedirtir.

2. “Görüldüm” Hissi ve Aidiyet

Vatandaş, belediyeyi resmi evraklarda değil, bu tür anlarda tanır. Kapısı açık, ulaşılabilir, halkın içine karışan bir organizasyon, insana “değer görüyorum” hissi verir. Oy verme kararını değiştiren en derin duygu budur: Hesaba katılmak.

3. İşin Ciddiyeti ve Güven

Güven, süslü laflarla değil, tıkır tıkır işleyen bir düzenle kazanılır. Bir festivaldeki giriş çıkış nizamı, tuvaletlerin temizliği, engelli vatandaşa sunulan rahatlık ya da bir kriz anındaki sakinlik… Bunlar vatandaşa şunu söyler: “Bu ekip işini biliyor.”


Etki Nasıl Birikir?

Siyasi etkiyi tek bir devasa konsere bağlamak hatadır. Etki, damla damla biriken bir histir:

  • Varlık: “Buradalar, sahadalar, yanımızdalar.”
  • Aidiyet: “Ben bu şehrin misafiri değil, sahibiyim.”
  • Adalet: “Paramız çarçur edilmiyor, hizmet herkese eşit gidiyor.”

Vatandaş etkinliği izlerken aslında arkasındaki kafayı okur. Şehrin bir mahallesi sürekli şenlik halindeyken diğer mahallesi unutulmuşsa, bu bir organizasyon hatası değil, bir “adalet ayıbı”dır.


En Hassas Terazi: Vicdan ve Cüzdan

Konu kamu kaynağı olunca, vatandaşın terazisi çok hassastır. İnsanlar bütçe kalemlerini bilmeyebilir ama vicdanları şaşmaz. “Bu şatafatın karşılığı ne?” sorusu, kötü niyetten değil, doğal bir refleksten doğar.

Bu şüpheyi gidermenin yolu, sıkıcı tablolar yayınlamak değil; niyeti açık etmektir. “Biz bu etkinliği şu yarayı sarmak, şu insanları bir araya getirmek için yaptık” diyebilmektir. Bunu net anlatamazsanız, en iyi organizasyon bile “israf” damgası yiyebilir.


Sonuç: Sahadaki Turnusol Kağıdı

Yerel yönetimlerde etkinlik, bir akşamlık eğlence veya protokolde yer kapma yarışı değildir. Bir yönetimin vizyonunu, adalet anlayışını ve becerisini sahada ispat ettiği yerdir. İyi yaparsanız aidiyet artar, güven tazelenir. Kötü yaparsanız sadece kalabalık olur ama itibarınız zedelenir.

Seçmen sandığa giderken o konserde ne kadar eğlendiğini hatırlayabilir; ama oy verme kararını belirleyen şey o eğlencenin arkasında hissettiği duygudur: “Bu yönetim beni görüyor mu, bana adil davranıyor mu ve bu kenti çekip çevirebiliyor mu?”

İşte tüm mesele, vatandaşa yaşadığı sokakta yürürken içinden “İyi ki burada yaşıyorum” dedirtebilmektir.

İlgili Yazılar

Bütün Dertler Bitti Bu Mu Kaldı? – Turizm Sektöründe Dekarbonizasyon

0

Dünya’daki tüm politika belirleyiciler ve iklim koruyucular, karbon emisyonunu düşürmek ve dekarbonizasyon sağlamak için ortak masalarda buluşuyorlar. (Turizm sektörü olarak olmadığımız masa yok.😎) Turizm sektörü de Koronavirüs gibi bir salgınla mücadele ederken çok hızlı dönüşüp yeni trendlere ayak uydurmasına rağmen, Dekarbonizasyon konusunu gündeme aldı. Çünkü bu konu yakın gelecekte turizmcileri ve destinasyonları yakından etkileyecek. 

Bütün dertler bitti bu mu kaldı? diye düşündüğünüzü duyar gibiyim. Kısa vadeli planlarımızda yapılacak çok şey varken, dekarbonizasyon nereden çıktı diye düşünüyorsanız, herkesin dilindeki sürdürülebilirlik kavramını hala anlayamamışız demektir.

Dekarbonizasyon, turizm sektörü için en az internet kadar oyun değiştirici olacak. 

Dünya; karbon ayak izinin sıfırlanması veya azaltılması için yürüttüğü çalışmaları teknolojiyle ve çeşitli ekonomik teşvikler veren politikalarla destekliyor. Özellikle kurumsal şirketler bu konuda çeşitli çalışmalar yürütüyorlar. Böylelikle tüketicinin önüne aslında istedikleri gündemi getirerek, satın alma tercihlerini yönlendirecek maddeler koyuyor. 

Özellikle 2017 yılından bu yana yaptığı tüm politikalarda gündeme getirmeye çalıştığı bu konuyu Koronavirüs salgını biraz ertelese de çalışmalarını yürütmeye devam ettiler. Bir çok turizm pazarlama uzmanı, SWOT değerlendirmelerinde olası riskleri, krizleri hesaplamasına rağmen hiçbiri seyahatlerin kısıtlanacağını düşünmemişti.

Ancak alınan darbeler ve yaşanan krizin çok ötesinde bir iklim krizi beklendiğinin de farkındalar. Zira; sürdürülebilir turizm politikası üzerine çalışan akıllı pazarlamacılar iklimi değişen ve farklılaşan bölgelerin, turistik açıdan çekiciliğini yitireceğini düşünüyorlar. Haklılar da.  Bu sebeple, turizm endüstrisinde bazı iş yapış tarzlarının kökten değişmesi gerektiğini dile getiriyorlar. Hatta bir çoğu uyguluyor da. Ancak küresel pandemi, ekonomik problemler gibi sebeplerle kademeli olarak ilerliyorlar. 

Örneğin bazı ülkeler, halka açık ve kamusal şirketlerin iklim ile ilgili yaptığı harcamaların kamuya duyurulmasını zorunlu hale getirecek politikalar düzenledi. Ekonomilerini az seviyede etkileyecek konulara yasaklamalar getirdi. 

Trenle 2 Buçuk Saatte Gidilebilecek Yerlere Uçak Seferleri Yasaklanıyor

Fransa Hükümeti, ülkede faaliyet gösteren bazı hava yolu şirketlerine kredi verilmesini onaylamak için trenle 2 buçuk saat gidilebilecek destinasyonlara uçuşların yapılmaması şartını koştu. İç Hat uçuşlarının %40 azaltılması için taahhüt aldı. 2021 yılı sonuna kadar uçuşları tamamen bitirmenin yollarını arıyor. Böyle bir tren yolculuğu uçak yolculuğunda salonacak karbona nazaran 77 kat daha az olduğundan, yasaklanabilecek çoklu uçuşların dünya iklimine katkısı çok yüksek seviyede olacak. 

Bir çok ülke benzer uygulamaları zaten sergiliyordu. Örneğin Avusturya’da, 350 km altı uçuş yapmak isteyen kişiler uçak biletlerine 30€ vergi ödüyor. Trenle üç saatten kısa sürecek yolculuklar için yine uçuşlar bu ülkede de yasak. 

İklim savunucularınca beğenilen bu uygulamalar bazı ülkelerde anlaşmazlıklara da sebep olabiliyor.  2019 yılında Hollanda ve Brüksel arasında 93 Mil’den kısa destinasyonlara uçuşun yasaklanması oylandı, ancak Avrupa Komisyonu’nun serbest dolaşım ilkelerini çiğnemesi üzerine bu yasak uygulanmadı. (Kaynak)

Bana kalırsa da, bu tür uygulamalar tamamen yasaklanmanın dışında bir yol ile ilerletilmeli. Ek vergiler bindirilmesi ve toplanan vergilerin karbon salınımını azaltılmaya yönelik kullanılması daha mantıklı bir yol gibi duruyor. Doğası ve iklimi sayesinde rahat nefes aldığımız bu dünyayı korumak için elimizden gelenin fazlasını yapmak zorundayız. 

Bu sebeple halkı bilinçlendirmek ve iklim koruması üzerine çalışmalar yürütmek tüm toplumların vazgeçilmezi olmalı. Ancak bunu sağlıklı bir şekilde ele almazsak farklı grupların manüplasyonu haline gelebilir. Dolayısıyla çevreciliği “elit” bir gereklilik olması algısından çıkarmak gerekiyor. İklimin değişmesi, elit bir sorun olmanın ötesinde toplumun herkesimini etkileyen bir sorun olarak görülmeli ve sahiplenilmeli. 

Sahiplenmiş olalım veya olmayalım, şirketler, toplumlar ve ülkeler karbon ayak izi konusunda ciddi çalışmalar yürütüyor. Yukarıda bahsettiğim gibi bazı ülkelerde seyahat etme şekillerini bile değiştiren bu konu, sürdürülebilir turizm faaliyetleri açısından hem halk nezdinde hem şirketler nezdinde ciddi öneme sahip.

Hazırlıksız Yakalanmamalıyız!

Covid’in küresel bir salgın haline gelmesiyle, hazırlıksız yakalandığımız seyahat ihtiyaçlarımızın değişimi gibi, iklim problemlerinin getireceği değişikliklere de hazırlıksız yakalanmamamız gerekiyor. Dünya’nın bir çok ekonomisini turizm ayakta tutuyor. Ekonomiyi ayakta tutmasının ötesinde, insanların keşfetme, sosyalleşme ve dinlenme arzusunun en temel karşılığı turizm sayesinde alınabiliyor. Bunların olmadığı bir dünyayı hangimiz hayal edebiliyoruz? Ya da şöyle sorayım bunların azaldığı bir dünyada 2020’den bu yana çok fazla bunalmadık mı? 

Farklı sebeplerden, örneğin iklim krizleri sebebiyle bir kez daha kısıtlamalara maruz kalsak ne kadar kötü olur değil mi? Yahut destinasyonlarımız ve turizm işletmelerimiz, kısıtlamalar sebebiyle gelmeyen yabancı turistler sebebiyle ne kadar zor durumda kaldı değil mi? Bazıları ise, farklı alternatifler üreterek yerli turistlere olabildiğince hızlı şekilde yöneldi ve pazarlarını dengeledi, yabancı turiste olan bağlılıklarını azalttı. Biz Türkiye’deki turizm işletmeleri olarak maalesef bu konuda oldukça yavaş kaldık diye düşünüyorum. Sonunda yine bazı hamleler yapsakta, ciddi anlamda zaman kaybettik. 

İklim Krizi’nde de yapılabileceklere önceden hazırlıklı olabilirsek, tüm destinasyonların bir adım önüne geçebiliriz diye düşünüyorum. 2030’lu, 2040’lı yıllarda bile bizi Turizm konusunda zirveye ancak bu tarz hazırlıklar taşıyacak. Bugün bu konulara yapılacak yatırımlar ve geliştirilecek politikalar, yarın hem iklimin korunması hem turizmin sürdürülebilmesi adına inanılmaz bir kazanç sağlayacak. 

Ne Yapmak Gerekiyor? 

Dünya üzerinde bulunan bu tip iklim krizleri için çözümler üreten sivil toplum kuruluşlarını desteklememiz ve politika belirleyicilere yön veren bu kurumlarda etkin roller oynamamız gerekiyor. Buralarda rol alma konusunda geç kalmamız durumunda, ne kadar güzel düzenlemeler yaparsak yapalım tanıtımı ve pazarlanması hususunda eksik kalacağımızı düşünüyorum. Bu tip sivil toplum kuruluşları küresel şirketler tarafından desteklenmesi ve tüketicilerin de takip etmesi sebebiyle ciddi güçlere sahipler. Bu güce güvenin🙂 (Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya selam olsun).

Özellikle karbon ayak izinin azaltılması ve nötrlenmesi adına fosil yakıtların azaltılması ciddi önem taşıyor. Bunun elektrikli uçaklar üretmek, hidrojenle çalışan uçaklar ve hyperloop tren projeleri gibi çözümleri olsa da, bizim bu teknolojilere erişmemiz ciddi zamanlar alacaktır. 

Bu sebeple, daha hızlı aksiyon alınabilecek ve kolay yönetilebilecek projeler geliştirmek gerekiyor. Doğu Ekspresi örneği bu konuda en sevdiğim örneklerden. Kars gibi uzak bir destinasyona bile tren yolu ile seyahat çok ciddi derecede insanların ilgisini çekti. Bölgeyi turistik açıdan kalkındırdı. Bu sayede yeni turistik trenler alındı ve bir pazar gelişti. Bu gelişen pazar, bölge ekonomisini de olumlu etkiledi ve tersine göç başlattı. Bu ekonomik kalkınma; Bakanlık, Acenteler, Influencerlar, Yerel Yöneticiler’in güçlü koordinasyonu ile daha ilerilere de taşınabilir. 

Bu örnekten yola çıkılarak, bizler de karbon ayak izinin azaltılması adına tren ile seyahati mümkün olabilecek destinasyonlara yatırımlar yapabiliriz veya yeni tren güzergahları oluşturarak bu bölgelere alt yapı yatırımları yapabiliriz. Tabii ki altyapı yatırımları yapmak, havalimanları yerine turistik garlar inşaa etmek bu sürecin başlangıç noktası. Güçlü bir pazarlama ve sürdürülebilirlik odağında tüm destinasyonun ürünlerini geliştirmek gerekiyor. Yani biz güzel bir tren garı kurup, tren ile turisti getirdiğiniz destinasyonda turistleri doğası tahrip edilmiş, doğaya aykırı yapılaşmış bir bölgeye götürürsek bu konuda sınıfta kalırız. Yaptığımız tüm pazarlama faaliyetleri ve çalışmalar çöpe gider. 

Özellikle oluşturacağımız veya geliştireceğimiz destinasyonun hangi hedef pazara hitap edeceğini de belirlemek gerekiyor. Ekoturizm odaklı hedef pazarlar belirleyerek bu pazarlar özelinde çalışmak gerekiyor. Örneğin, karbon ayak izi nötr olarak pazarlamasını yaptığımız bir destinasyonun uçak ile 12 saat yolculuk edilecek bir ülkeden turist beklemiyor olması gerekiyor. İlgili konuya en çok hassasiyet gösteren yakın bölge ülkelerini hedeflemek burada en doğru çözüm yolu olacaktır. 

Hedeflenen pazarları seçtikten sonra tek yapmamız gereken şey turistleri ağırlamak olacak. Bu ağırlama süresinde onlara ne gibi deneyimler sunacağımızı, hangi politikalar ile bu deneyimleri sunacağımızı ve bu deneyimleri sunacak kişilerin iklim konusunda eğitilip-eğitilmediklerini de şimdiden planlamamız gerekiyor. Fransa, İngiltere, Macaristan gibi ülkeler sıfır karbon ayak izi/sıfır emisyon konusu hedeflerini yasalaştırdılar bile. Bu hedefi tutturacak kim? Gelecek nesiller ve bölgede yaşayan toplum. Yani, 2030’lara ve 2040’ların Turizm politikalarına yatırım yapmayı planlıyorsak şimdiden çalışmalara başlamamız ve liderlik etmemiz gerekiyor. 

Liderlik ettiğimiz tüm çalışmalarda ısrarcı olmamız gerekiyor. Sık karar değiştirici politikalar izlemememiz ve  verdiğimiz sözleri, planladığımız tüm aşamaları birbiriyle bağlantılı şekilde koordine etmemiz gerekiyor. Bu konuya ilgi arttığı andan itibaren geçmişte yaptığımız tüm eylemlerde bir açık bırakmamamız gerekiyor. 

Kongre ve organizasyonlar için ev sahipliği yapacak destinasyonların ve otellerin karbon ayak izi konusunda çalışmalar yürütmesi gerekiyor. Özellikle karbon ayak izi konusunda farkındalık oluşturabilmek adına ciddi çalışmalar yürüten şirketlerin uzun uçuşlar içerek organizasyonlara da ciddi kısıtlamalar getireceğini düşünüyorum. Özellikle uluslararası pazarlara hitap eden MICE destinasyonlarının bu süreci doğru yöneterek farklı pazarlara da açılması gerekiyor. 

Özellikle Türkiye’de karbon ayak izinin azaltılması veya nötrleştirilmesi için hareket eden etkinlikler mevcut. Organizasyonu içerisinde bulunduğum bir kaç etkinliğin de aynı şekilde karbon ayak izini nötürledik. 

Bazı topluluklar karbon ayak izinin nötürlenmesi için özel çalışmalar yürütüyor. Belirli bütçeler ödeyerek bu çalışmaları destekleyip, karbon nötür olabiliyorsunuz. Ancak yine bazı politikalarla, karbon ayak izi yüksek oranda olanların çalışmalara ödeyecekleri rakamlarda kademeli olarak yükseltilecek. Yani doğaya en çok ayak izi bırakan şirketler, en yükek faturaları ödeyecekler. 


Turizmin Geleceği için, iklim krizine karşı tüm turizm bileşenlerinin üstlerine düşen rolü alarak bu anlamda hareket etmesi gerekiyor. Bugünün penceresinden bakıldığında; ülkemiz gündemi için gereksiz addedilebilecek bu konu,  Turizmin Geleceği’ni etkileyen en temel problemlerden olacak. İklim konusunda detaylı çalışmalar yürütmek, uzun vadede sürdürülebilir turizmde başarıya gidebileceğimiz tek yoldur. 

İlgili Yazılar

Korona’nın Turizm Sektörüne Etkisi

0

Koronavirüs dünyada ciddi etkiler gösteriyor. Görüldüğü her ülkenin bir numaralı gündemi oluyor. Aralık 2019’da yayılmaya başlayan bu virüs, ülkemiz de başta olmak üzere bir çok ülkede görüldü. Tüm dünyada insanların ölümüne sebep oldu ve hayatı durma noktasına getirdi. Hatta ben bu yazıyı yazarken tüm ülkelerde 510.000’ doğrulanmış vaka var. Bu olayın ciddiyetini anlamamız için yeterli bir sayı olsa gerek. Son zamanlarda Dünya’da sadece oluşturduğu ürünlerin kalitesi ve Amerika ile ticareti konusunda anlaşmazlıklarıyla konuştuğumuz bir ülkenin, dünyayı bu denli etkileyebileceğini tahmin etmezdik.

Çin Dünya Turizm Ekonomisini Nasıl Etkiler?

Dünya’nın en çok seyahat eden ülkesi Çin. UNWTO’nun raporuna göre, Çinliler 2018’de 150 Milyon’dan fazla seyahat etti. 277 Milyar Dolar para harcadı. Hatta bir çok destinasyon Çin vatandaşlarına özel hizmetler geliştirdi. Bu hizmete yönelik istihdam sağlamak, ödeme teknolojilerini değiştirmek gibi bir çok adım attı. Ancak! Bir çok havayolu Çin’e olan uçuşlarının tümünü durdurdu.Hatta Çin’de bugün, ikinci bir gelişmeye kadar oturum izinleri de dahil olmak üzere tüm yabancıların ülkeye girişini yasakladı. Bazı şehirlerinde de karantina uygulamaya devam ediyor. Dolayısıyla bir çok havayolu, konaklama, yiyecek-içecek işletmesi bu yıl Çin’den gelen yolcuları -tüm dünya COVID-19’u atlatsa dahi- unutmak zorunda kalacak. Çünkü Çin ikinci bir salgın dalgasından çekiniyor. IATA, sırf Çin’den kaynaklı havayolu kaybının 30 Milyar Dolardan fazla olduğunu duyurdu. Zaten son yıllarda patır patır uçaklarını hangarlara çeken ve iflaslar açıklayan havayolu şirketleri için de inanılmaz hızlı bir çöküş yaşayacak.

Cruise Seyahati için de durum benzer. Amerika’dan sonra, Cruise Seyahat için en büyük pazar Çin. 2.4 Milyon Çin vatandaşı, Cruise seyahatlerine katılıyordu. Hatta 5 yıllık dönemde en büyük pazar olması bekleniyordu. Ancak, Diamond Princess’te gerçekleşen vaka sayıları ve ölümler dolayısıyla tüm Cruise gemileri Çin’e olan liman ziyaretlerini iptal etti. 12 Aydan daha kısa sürede başlamayacağı kesin olan seyahatler, bir çok şirket için marka algısı düşüşü sanırım kolay toparlanamayacak zararlara sebep olacaktır.

Ve MICE! Dünya ticaretinin küresel öncülerinden olan Çin, iş seyahati ve etkinlikler açısından da en çok faaliyet düzenleyen ülkelerden biri! Çin’in küresel dolaşıma az katılması ve küresel salgının devamının ön görülmesi, MICE sektörü için maalesef büyük bir Çin darbesi olacak.

Tabii ki burada yalnızca Çin’in etkisini konuşmak yanlış olacaktır. Küresel etkisi daha ağır olacak bu salgını iyi kavramak gerekiyor.

Küresel Turizm Ekonomisine Etkisi Nasıl Olacak?

Bazı kaynaklara göre turizm ekonomisi; her yıl 6 Trilyon $ gelir ve 319 Milyon kişinin istihdamını sağlayan bir ekonomi. Bu ekonomik döngü içerisinde oteller, perakende, yiyecek-içecek şirketleri, otobüs firmaları, havayolları firmaları, teknoloji firmaları, kongre, etkinlik, fuar firmaları ve tüm bunlara tedarik sağlayan şirketler bulunuyor. Turizm sektörü, tüm dünya ekonomisinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla denilen (GDP)’nin %10,4’ünü ve tüm dünya istihdamının da %10’unu karşılayan bir sektör. Turizm sektörünün sarsılması demek, şüphesiz küresel bir ekonomik kriz zincirini başlatacaktır.

Salgınların ve terör olaylarının turizm sektöründe büyük etkiler gösterdiğini hepimiz biliyoruz. Sars’tan ve Ebola’dan sonra sektörün nasıl etkilendiğini gördük. Amerika’da 9 Eylül saldırılarından, Paris’te gerçekleştirilen, İstanbul’da Havalimanı’nın bombalanması ve Sultanahmet’te yaşanan patlamalar sonrasında turizm sektöründe yaşanan düşüşleri hepimiz beraber yaşadık. Korona virüsün de tahmin edilenden daha uzun süreceğinin anlaşılmasıyla beraber sektör krizi atlatamayacağını yüksek sesle dillendirir hale geldi. 2020 Ocak ayında umursamadığımız korona, küresel turizm ekonomisinin önündeki en büyük engel.

Biliyoruz ki Sars ve Ebola’nın etkisinden daha fazla bi durgunluk süreci yaşayacağız. Tüm şehirler, metropoller, ülkeler sokaklardan çekilip evlerine kapanmışken bu etkinin çabuk geçebileceğini hayal etmek, sanırım ütopya olur. Çünkü Sars yayılırken sosyal medya ve iletişim kanalları yok denecek kadar azdı. Ancak bugün, Korona ile ilgili dünyada yaşanan tüm olayları an be an sosyal medyadan takip edebiliyoruz. Bu da psikolojimizi olumsuz yönde etkiliyor. Tüm satınalma tercihlerimizi, hareket tercihlerimizi bu yönde kısıtlıyoruz. Önlemleri, yapılması gerekenleri hızlı bir şekilde -bir çok bilgi kirliliği dolaşmasına rağmen- bir birimizle paylaşabiliyoruz. Bu sebeple Çin’de salgının yayılmasıyla, bir çok şirket önlem olarak kısıtlamalara giderek kurumsal organizasyonlarını iptal etti. Bir çok insan seyahatlerini durdurdu. Harcamalarını kısıtladı. Dolayısıyla büyük bir ekonomik problemler zinciri o dönemde başladı.

Çok Büyük Organizasyonlar İptal Edildi!

Dünya’da rekreatif amaçla ve MICE amacıyla gerçekleştirilecek aktivitelerin tümü Korona virüs sebebiyle iptal edildi. Automechanika, Cenevre Otomobil Fuarı, Barselona’da gerçekleşecek Mobil Dünya Kongre’si, Facebook’un F8 Konferansı, ITB Berlin gibi marka olmuş bir çok etkinlik iptal veya erteleme yapmak zorunda kaldı. Bu tarz organizasyonların; gerçekleştirildikleri destinasyonlara çok ciddi ekonomik kazançlar sağlayan organizasyonlar olması sebebiyle yine çok ciddi zararlara sebep olduğunu tartışmanın bir anlamı yok sanırım. Bu yaraların destinasyonlar tarafından nasıl onarılabileceğini konuşmak apayrı bir roman konusu olacağından şu an bu konuya değinmenin anlamı yok sanırım.

Sars’tan Farkı Nedir? Neden Daha Hızlı Yayıldı?

2003 yılında yayılan Sars ile Covid’in yayılma hızının farkı tamamen dünyada gerçekleşen dolaşım kaynaklı. 2002 yılında Çin, 38 Milyon yabancı turist alırken 2019 yılında 142 Milyon turist aldı. Yine Çin, 2003 yılında yurtdışına 17 milyon vatandaş gönderirken, 2019 yılında 134 milyon vatandaş yurtdışına çıktı. Bu sayılar bile yayılım hızının artışına nedeni çok ciddi derecede açıklıyor.

Günün sonunda tüm toplumların sağlığına ciddi bir darbe vursa da Çin’in küresel ekonomide ve turizmde 18 yılda kat etmiş olduğu bu hızlı büyüme hikayesi ise apayrı bir başarı öyküsü olsa gerek.

Sars ile Covid 19’u karşılaştıran bir tabloyu aşağıdaki gibi derledim.

Uzun Dönemde Ne Olacak?

Herkesin dillendirdiği gibi, benim de yukarıda paylaştığım gibi turizm bir çok sektörü destekleyen bir Lokomotif. Dolayısıyla duran turizm aktivitelerinin etkisini önümüzdeki dönemlerde daha çok hissedeceğiz. Hayatın turizmciler açısından olağan akışına girmesi çok zorlu olacak.

Turizmciyseniz şöyle bir düşünün; her şey olağan akışında devam ediyor olsa muhtemelen önümüzdeki hafta otelinizin doluluk oranını %5 artırmak adına çalışmalar yapıyor olacakken, bugün %100 boş bir otelle baş başasınız veya bir çalışansanız ücretsiz izinde evde oturuyor bile olabilirsiniz. Ya da sağlam ekonomik temelleri olan bir şirketin çalışanıysanız ücretli izinde kaygıyla geleceğe bakıyorsunuzdur. Bir MICE şirketi veya tedarikçisiyseniz yarınki kuruluma yetişecek şeyler için uykusuz kalmıştınız değil mi? Yorulmuştunuz, yemek dahi yememiştiniz. Belki maalesef çocuğunuzu görememiştiniz. Ancak ne yazık ki geldiğimiz noktada iptal edilen işlerden alamadığınız hizmet bedellerini ya da satın almasını yaptığınız ekipmanların ödemelerini nasıl yapacağınızı kara kara düşünüyorsunuz.

Sektörde yalnızca tüketici olarak yani “müşteri, misafir vb.” olarak bulunan bir kişiyseniz siz de muhtemelen tüm dünya olağan akışında devam etseydi ucuz uçak bileti bakıyordunuz. Yahut yaz tatilinizi planlıyordunuz. Nereye gitmek isterdiniz sahi? Milano güzel bir seçenek olabilirdi. Ya da Antalya’da sahilde keyif yapmak ne güzel olurdu değil mi?! Hatta kurumsal iletişimci veya İK’cıysanız şirketiniz için mayıs ayında gerçekleştireceğiniz away-dayi, yahut lansmanı planlarken bunalmış bile olabilirdiniz.

Ama ne yazık ki, tüm bunlar günlük gündemimizden fazlasıyla uzakta şu anda. Keşke o günler çok uzakta olmasaydı! Uzak görüşünü kendim dillendirmiyorum. Bunu hepimiz biliyoruz kabusun kısa sürmesini diliyoruz. Ancak UNWTO önceki salgınları analiz etti ve hiç görmek istemeyeceğimiz bir sonucu önümüze koydu. Normalleşme süreci ve ortalama düzelme süresi 19 Ay’dan uzun sürecek. Bu hepimiz için çok karamsar bir tablo olsa da tam performans işlerimize geri dönmemiz adına baz almamız gereken sürenin bu olduğuna ben yürekten inanıyorum aksi taktirde büyük bir hayal kırıklığıyla baş başa kalabiliriz.

Dolayısıyla bir süre daha misafirsiz kalacak otelcilere, bir süre daha operasyondan uzak kalacak etkinlikçilere, tursuz kalacak rehberlere, uçak bileti ve tatil satamayan acentelere kolaylık dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden. Dilerim gereken desteği, ilgili kurumlardan alabiliriz. Dilerim bu yalnızlığımız uzun sürmez.

#EvdeKal’ın, kara kara düşünüp canınızı sıkmayın. Toplum psikolojisinin bu tarz salgınlarda önem az ettiğini unutmayıp birbirimizden desteği esirgemeyelim. Unutmayın, bu günler geçtiğinde paylaşacak ve konuşacak birbirimize anlatacak çok anımız olacak. Sizinle güzel günlerde görüşmek dileğiyle.

İlgili Yazılar

Popüler Yazılar

Sosyal Medya

21,187TakipçilerTakip Et
161,768TakipçilerTakip Et