Cari Açığı Turizm Kapatır!

Turizm, kapasitesi zaten kurulu olduğu için döviz getirisi en hızlı alanlardan biri. Kongre turizmi, mevsimsellik, gastronomi ve kayıt dışılık üzerine.

Mertcan Tekin 5 dk okuma
Cari Açığı Turizm Kapatır!
İçindekiler
  1. Turizm, döviz getirisi en hızlı sektörlerden biri
  2. Ziyaretçi sayısı büyürken kişi başı harcama geride kalıyorsa
  3. Kongre ve iş turizmi, en yüksek katma değerli segment
  4. Şehirler arasındaki fark, ürün farkı
  5. Uluslararası etkinlikler, talebi takvime yerleştiriyor
  6. Gastronomi, en az kullanılan varlıklardan biri
  7. Sağlık turizmi, dikkatli büyütülmesi gereken alan
  8. İçeride çözülebilecek başlıklar
  9. Sonuçta

Cari açık tartışması Türkiye’de neredeyse her zaman aynı yerden başlıyor.

Daha fazla üretmeliyiz, daha fazla ihraç etmeliyiz.

Bu doğru. Buna itirazım yok.

Ama bir ayrıntı genellikle atlanıyor.

Üretim kapasitesini büyütmek zaman alıyor.

Yatırım kararı, finansman, kurulum, ar-ge, üretim, sertifikasyon, pazar bulma, dağıtım kanalı kurma…

Bu zincirin bir sonuç üretmesi yıllar sürüyor.

Turizmin ilginç tarafı ise şu: Kapasitesi büyük ölçüde zaten kurulu.

Turizm, döviz getirisi en hızlı sektörlerden biri

Bir otel bugün var. Bir havayolu bugün uçuyor. Bir şehrin tarihi dokusu bugün duruyor.

Yeni bir fabrika kurmadan, yeni bir üretim hattı açmadan, ek ithal girdi gerektirmeden döviz üretebilen az sayıda alandan biri turizm.

Bunun ekonomik açıdan iki önemli tarafı var.

Birincisi, ithal girdi oranı düşük. Bir turistin otelde, restoranda, müzede ve esnafta bıraktığı paranın büyük bölümü yerli katma değere dönüşüyor.

İkincisi, geliri şehre yayılıyor. Bir sanayi yatırımının etkisi genellikle belirli bir bölgede toplanıyor. Turizm geliri ise taksiciden esnafa, çiftçiden zanaatkâra kadar dağılıyor.

Bu yüzden turizmi cari açık tartışmasının içine yerleştirmek bence yerinde.

Ama bunu yaparken dikkatli olmak gerekiyor.

Çünkü turizmin cari açığa katkısını belirleyen şey gelen kişi sayısı değil, o kişilerin bıraktığı döviz.

Ve bu iki sayı Türkiye’de uzun süredir aynı hızda büyümüyor.

Ziyaretçi sayısı büyürken kişi başı harcama geride kalıyorsa

Türkiye ziyaretçi sayısında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri.

Kişi başı ortalama harcamada ise büyüme alanı büyük.

Bu tablo şu anlama geliyor: Kapasite büyük, altyapı yüklü ve bu kapasiteden alınabilecek gelirin önemli bir kısmı henüz alınmıyor.

Cari açık açısından bakıldığında asıl kayıp burada.

Turizm’de 2024 Rekoru, gelirle birlikte bu makasın da büyüme alanı olduğunu gösterdi.

Bu makası kapatmanın birkaç somut yolu var ve çoğu tanıtımın ötesinde, ürünün kendisiyle ilgili.

Kongre ve iş turizmi, en yüksek katma değerli segment

Bu alan Türkiye’de yeterince konuşulmuyor.

Oysa kongre turizminin ekonomik özellikleri, tatil turizminden belirgin biçimde farklı.

Katılımcı genellikle sezon dışında geliyor. Ortalamanın üzerinde harcıyor. Şehir merkezinde konaklıyor. Sıklıkla refakatçisiyle geliyor ve etkinlik sonrası birkaç gün daha kalıyor.

Yani turizmin en zayıf dönemine, en yüksek harcamalı talebi taşıyor.

İstanbul bir dönem uluslararası kongre sıralamalarında dünyanın ilk on şehri arasındaydı ve o seviyeye yeniden çıkma kapasitesi hâlâ var.

Burada altını çizmek istediğim nokta şu: Kongre pazarında bir yılın etkisi o yılla sınırlı kalmıyor.

Bir kongre kararı iki üç yıl önceden veriliyor. Bir şehir bu kararların dışında kaldığında, etkisini o yıl değil sonraki yıllarda görüyor.

Ve o listeye geri dönmek, listeden düşmekten çok daha uzun sürüyor.

Bu yüzden kongre turizmini yeniden büyütmek bir iletişim meselesi değil.

Süreklilik meselesi; aynı kalitede, aynı altyapıyla, yıllarca.

Şehirler arasındaki fark, ürün farkı

Türkiye’de turizm tartışması hâlâ birkaç şehir ve birkaç ilçe üzerinden yürüyor.

Oysa turizm geliri açısından çarpıcı farklar var.

Aynı ülkede, birbirine yakın iki tatil bölgesinde ziyaretçi başına düşen harcama arasında kat kat fark olabiliyor.

Bu fark tesadüf değil.

Ürün farkı, segment farkı, planlama farkı.

Yüksek harcamalı segmente hitap eden bölgeler yıllar içinde belirli bir yapı kurmuş durumda. Tesis standardı, hizmet kalitesi, ulaşım bağlantısı, çevre düzeni ve fiyat tutarlılığı.

Bunlar bir sezonda kurulmuyor.

Ama kurulduğunda aynı sayıda ziyaretçiden çok daha fazla döviz üretiyor.

Bu yapının adı Destinasyon Yönetimi. Tek tek işletmelerin başarısıyla değil, o bölgedeki koordinasyonla ilgili bir iş.

Uluslararası etkinlikler, talebi takvime yerleştiriyor

Bir destinasyonun en büyük ekonomik sorunu genellikle talep azlığı değil.

Talebin yılın belirli haftalarında toplanması.

Tesis on iki ay boyunca duruyor, gelir dört ay içinde üretiliyor. İstihdam mevsimlik kalıyor, personel kalitesi yükselemiyor, yatırımın geri dönüşü uzuyor.

Uluslararası etkinlikler bu tabloyu doğrudan değiştirebiliyor.

Çünkü etkinliğin tarihini siz seçiyorsunuz.

Kasım ayında düzenlenen bir kongre, mart ayında düzenlenen bir festival ya da şubatta yapılan bir spor organizasyonu, o bölgeye ölü sezonda talep taşıyor.

Bunun ekonomik etkisi göründüğünden büyük.

Çünkü boş kapasiteyi dolduran gelirin marjı, yoğun sezondaki gelirin marjından yüksek.

Fakat bunun için etkinliğin uluslararası ölçekte iş yapabilmesi gerekiyor.

Ve bu, salon kiralamakla ilgili bir konu değil. Ulaşım bağlantısı, konaklama kapasitesi, yerel operasyon kabiliyeti ve süreklilik gerektiriyor.

Gastronomi, en az kullanılan varlıklardan biri

Türkiye’nin mutfak zenginliği tartışmasız.

Buna rağmen gastronominin turizm geliri içindeki payı, potansiyelinin oldukça altında.

Çünkü gastronomi turizmi, iyi yemek sunmaktan ibaret değil.

Coğrafi işaret tescili, üretici zincirinin korunması, standart, anlatı ve rota gerektiriyor.

Bir yemeğin nereden geldiğini, nasıl yapıldığını ve neden özel olduğunu anlatabilen bölgeler, o yemeği ziyaret sebebine dönüştürebiliyor.

Anlatamayanlar ise yalnızca iyi yemek yapmış oluyor.

Gaziantep’in bu alanda yaptığı çalışma iyi bir örnek. Şehir, mutfağını tanıtım malzemesi olarak değil, kimliğinin merkezi olarak konumlandırdı.

Ve bunun ekonomik karşılığını aldı.

Türkiye’de bu potansiyele sahip çok sayıda şehir var.

Fakat çoğu, mutfağını yalnızca yerel bir değer olarak görüyor.

Sağlık turizmi, dikkatli büyütülmesi gereken alan

Sağlık turizmi Türkiye’nin güçlü olduğu alanlardan biri.

Fiyat avantajı, nitelikli hekim kadrosu, kısa bekleme süresi ve ulaşım kolaylığı bir arada.

Buradaki mesele, kalite ve güven standardının büyümeyle aynı hızda kurulması.

Sağlık turizminde tek bir kötü vakanın itibar maliyeti, onlarca başarılı vakanın kazancından yüksek.

Bu alanda büyümenin sınırı kapasite değil, güven.

İçeride çözülebilecek başlıklar

Dış konjonktür turizmin en kırılgan tarafı; pazar dalgalanmaları, küresel gelişmeler, rakip destinasyonların hamleleri sektörü doğrudan etkiliyor.

Ama sektörün kendi elindeki başlıklar da büyük.

Kişi başı harcama, kayıt içine alma, mevsimsellik ve şehir planları dışarıdan gelen etkenler değil, sektörün kendi çalışma alanında duran ve içeride çözülebilecek başlıklar.

Sonuçta

Turizmin cari açığı tek başına kapatacağını söylemek fazla iddialı olur.

Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Üretim kapasitesinin büyümesi için gereken yıllar boyunca, döviz girdisini en hızlı artırabilecek alan turizm.

Ve bunu yapmanın yolu daha fazla insan getirmekten geçmiyor.

Gelen insanın daha uzun kalmasını, daha fazla harcamasını ve harcadığının kayıt içinde kalmasını sağlamaktan geçiyor.

Bu üç cümlenin her biri ayrı bir çalışma alanı.

Ve üçü de tanıtımın yanında, onu tamamlayan işler.