Marka Etkinliklerinin Kurumsal Kimliğe Katkıları

Etkinlik, kurumun kendini anlattığı değil gösterdiği yerdir. Katılımcı deneyimi, çalışanlar üzerindeki etki, etkinlik seçimi ve ölçülebilir katkı üzerine.

Mertcan Tekin 4 dk okuma
Marka Etkinliklerinin Kurumsal Kimliğe Katkıları
İçindekiler
  1. Etkinlik, kurumun kendini anlattığı değil, gösterdiği yer
  2. Katılımcı deneyimi, kurumsal itibarın doğrudan ölçüsü
  3. Çalışanlar üzerindeki etkisi dışarıdan daha güçlü
  4. Etkinlik seçimi, konumlandırmanın parçası
  5. Sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik artık kimlik göstergesi
  6. Etkinliğin kimliğe katkısı ölçülebilir

Kurumsal kimlik denince akla genellikle görsel şeyler geliyor.

Logo, renk, tipografi, kurumsal kılavuz, ofis tasarımı, sunum şablonu.

Bunlar kimliğin görünen tarafı.

Fakat bir kurumun gerçekten nasıl bir kurum olduğu ne logosundan ne de sunum şablonundan anlaşılıyor.

Nasıl davrandığından anlaşılıyor.

Ve etkinlikler, bir kurumun davranışının en yoğun görüldüğü anlar.

Etkinlik, kurumun kendini anlattığı değil, gösterdiği yer

Bir kurum kendini web sitesinde anlatabilir.

Değerlerini yazabilir, vizyonunu paylaşabilir, sürdürülebilirlik raporu yayımlayabilir.

Bunların hepsi kontrol edilebilir alanlar.

Etkinlik ise kontrol edilebilir bir alan değil.

Bir etkinlikte kurum, kaçınılmaz olarak kendini gösteriyor.

Kimi davet ettiği görülüyor. Kimi sahneye çıkardığı görülüyor. Katılımcısına nasıl davrandığı görülüyor. Tedarikçisiyle nasıl çalıştığı görülüyor. Aksilik çıktığında nasıl tepki verdiği görülüyor.

Bu listede tek bir iletişim metni yok.

Hepsi davranış.

Bir kurumun kimliği en çok, plan dışı bir şey olduğunda ortaya çıkıyor.

Katılımcı deneyimi, kurumsal itibarın doğrudan ölçüsü

Bir etkinliğe katılan kişi o kurum hakkında birçok küçük bilgi topluyor.

Davet net miydi? Kayıt kolay mıydı? Kapıda ne kadar bekledi? Karşılamada kendini nasıl hissetti? Program zamanında başladı mı? Sorusunu soracak yer buldu mu? Yemek düzeni onu zor durumda bıraktı mı? Ayrılırken kolay çıkabildi mi?

Bu soruların tamamı etkinliğin içeriğinin dışında kalıyor.

Ama katılımcının kurum hakkındaki izlenimini bunlar oluşturuyor.

Sahada şunu çok gördüm: İçeriği çok güçlü bir etkinlik, kötü bir kayıt sürecinden dolayı olumsuz hatırlanabiliyor.

Ve bunun tersi de geçerli. Sıradan bir program, iyi ağırlanmış katılımcı tarafından iyi hatırlanıyor.

Çünkü insanlar bilgiyi unutuyor.

Nasıl hissettirildiklerini unutmuyorlar.

Çalışanlar üzerindeki etkisi dışarıdan daha güçlü

Marka etkinliklerin kurumsal kimliğe en büyük katkısı bence dışarıya değil, içeriye.

Bir etkinlik çalışan için birkaç şeyi aynı anda yapıyor.

Şirketin ne kadar ciddi çalıştığını gösteriyor. Kendi işinin daha büyük bir resmin parçası olduğunu hissettiriyor. Farklı bölümlerden insanları bir araya getiriyor.

Ve bir şey daha yapıyor.

Çalışanın, çalıştığı yeri başkalarına anlatabileceği bir şey veriyor.

Bu, düşünülenden önemli.

Çünkü bir kurumun itibarı hakkında en çok konuşan kişiler, o kurumun çalışanları.

İyi organize edilmiş bir etkinlikten sonra çalışanların paylaştığı içerik, kurumsal iletişim bütçesiyle üretilen içerikten daha güvenilir bulunuyor.

Buna karşılık kötü organize edilmiş bir etkinlik, içeride bambaşka bir şey anlatıyor.

Şu cümleyi çok duydum: “Bize gelince böyle oluyor işte.”

Bu cümle, bir yıllık kurum kültürü çalışmasını geri alabiliyor.

Etkinlik seçimi, konumlandırmanın parçası

Bir kurumun hangi etkinliği yaptığı kadar, hangisini yapmadığı da kimlik oluşturuyor.

Bir teknoloji şirketinin gösterişli bir gala yemeği yerine geliştirici buluşması düzenlemesi bir tercih.

Bir bankanın büyük konser yerine küçük ölçekli finansal okuryazarlık programları yapması bir tercih.

Bir sanayi kuruluşunun kendi tedarikçilerini bir araya getiren bir program kurması bir tercih.

Bu tercihler zamanla kurumun nasıl bir yer olduğunu anlatıyor.

Sık gördüğüm bir hata ise şu: Kurumlar her yıl farklı türde etkinlik yapıyor.

Bir yıl gala, ertesi yıl spor etkinliği, sonraki yıl konferans.

Her biri kendi içinde iyi olabiliyor.

Ama toplamı bir şey anlatmıyor.

Oysa aynı etkinliğin yıllar boyunca tekrarlanması, kurumun kimliğine bambaşka bir şey katıyor.

O etkinlik bir süre sonra kurumun adıyla anılmaya başlıyor.

Sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik artık kimlik göstergesi

Son yıllarda bu tarafın ağırlığı belirgin biçimde arttı.

Bir etkinlikte tek kullanımlık malzeme kullanılıp kullanılmadığı, yemek israfının yönetilip yönetilmediği, ulaşımın nasıl planlandığı artık katılımcının dikkatini çekiyor.

Aynı şekilde erişilebilirlik de öyle.

Tekerlekli sandalye kullanan bir katılımcının sahneye çıkabilmesi, işitme engelli birinin programı takip edebilmesi, çocuklu bir katılımcının ihtiyacının düşünülmüş olması.

Bunlar birkaç yıl önce ayrıntı sayılıyordu.

Bugün doğrudan kurumun ciddiyeti hakkında bilgi veriyor.

Bu konularda yapılmayan bir şeyi yapılıyormuş gibi anlatmak, hiç yapmamaktan daha zararlı.

Çünkü etkinlik alanında gerçek görülüyor.

Etkinliğin kimliğe katkısı ölçülebilir

Kurumsal etkinliklerde en zayıf taraf genellikle ölçüm.

Etkinlik bitiyor, fotoğraflar paylaşılıyor, katılımcı sayısı raporlanıyor ve konu kapanıyor.

Oysa kimliğe katkısını gösteren daha anlamlı veriler var.

Katılımcı memnuniyeti ve tavsiye etme eğilimi. Çalışan tarafında bağlılık ölçümlerindeki değişim. Etkinlik sonrası oluşan iş görüşmeleri. Medya ve sosyal medyada oluşan içeriğin tonu. Bir sonraki etkinliğe katılım talebi.

Bunlar toplanabilir veriler.

Ve toplandığında etkinlik bir gider kalemi olmaktan çıkıp yatırım kalemine dönüşüyor.

Söylemek yetmiyor, ispat gerekiyor.

Marka etkinliğini artık bir görünürlük aracından çok, kurumun kendi değerlerini pratikte uygulamak zorunda kaldığı gün olarak görüyorum.

Çünkü bir etkinlikte söylediğiniz şeyle yaptığınız şey aynı anda görülüyor.

Sürdürülebilirlikten bahseden bir kurumun alanında tonlarca atık üretmesi görülüyor.

Çalışanına değer verdiğini söyleyen bir kurumun kendi ekibini sahada aç bırakması görülüyor.

Erişilebilirlikten bahseden bir kurumun rampasız bir sahne kurması görülüyor.

Bu yüzden marka etkinlikleri kurumsal kimliğin vitrini olarak görmek bence eksik.

Etkinlik, kurumsal kimliğin sınandığı yerdir.

Ve o sınavın sonucunu, o gün orada bulunan herkes görüyor.