Kalkınma Ajansları ve Turizm

Kalkınma ajansları turizmde tanıtımın ötesinde de çok iş görebiliyor: ölçmek, koordine etmek, ürün geliştirmeyi finanse etmek ve yerel kapasite kurmak.

Mertcan Tekin 4 dk okuma
GNDfM5aWMAA2IUG.jpg large
İçindekiler
  1. Ajansın yapabileceği, kimsenin tek başına yapamayacağı işler
  2. Önce veri, sonra strateji
  3. Ürün geliştirme desteği, tanıtım desteğinden değerli
  4. Küçük işletme kapasitesi, en büyük darboğaz
  5. Yerel halkın turizmden pay alması, sürdürülebilirliğin şartı
  6. Markalaşmada sabır gerekiyor
  7. Sürdürülebilirlik artık finansman meselesi

Bölgesel kalkınma ajanslarının turizm tarafındaki çalışmaları arasında en görüneni tanıtım.

Tanıtım filmi, katalog, fuar standı, bölge tanıtım günleri. Bunların hepsi meşru ve gerekli işler.

Ama bence ajansların turizmdeki asıl değeri başka yerde.

Ve bu işler, tanıtımdan çok farklı bir listede duruyor.

Ajansın yapabileceği, kimsenin tek başına yapamayacağı işler

Bir bölgede turizm gelişmiyorsa bunun sebebi çoğu zaman tanıtım eksikliği değil.

Koordinasyon eksikliği.

Bir otel işletmecisi kendi tesisini iyileştirebilir. Bir restoran kendi hizmetini geliştirebilir. Bir tur işletmesi kendi programını kurabilir.

Ama hiçbiri tek başına şunları yapamaz:

Bölgenin turizm envanterini çıkarmak. Ziyaretçi profilini ölçmek. Ortak bir rota kurgulamak. Farklı ilçeler arasında iş birliği kurmak. Yerel üretici ile turizm işletmelerini bağlamak. Ortak bir kalite standardı oluşturmak.

Bunların hepsi birden fazla aktörün aynı anda hareket etmesini gerektiriyor.

Ve kimsenin diğerine emir veremediği bir yapıda bunu ancak tarafsız bir kurum yürütebiliyor.

Kalkınma ajanslarının en değerli kaynağı bütçesi değil, masayı kurabilme yetkisi.

Önce veri, sonra strateji

Bölgesel turizm planlarının ilk ihtiyacı ölçüm altyapısı.

Bölgede kaç ziyaretçi var, nereden geliyorlar, kaç gün kalıyorlar, ne kadar harcıyorlar, hangi ayda geliyorlar, neden geliyorlar?

Bu soruların cevabı netleştiğinde plan da somutlaşıyor ve bölgenin gerçek ihtiyacı çoğu zaman beklenenden farklı çıkıyor.

Belki ziyaretçi sayısı yeterli ama kalış süresi çok kısa.

Belki kalış süresi iyi ama harcama düşük.

Belki talep var ama yalnızca üç ayda toplanıyor.

Belki sorun ulaşım bağlantısında.

Bu dört durumun her biri farklı çözüm gerektiriyor.

Ve hiçbiri tanıtım filmiyle çözülmüyor.

Bu yüzden ölçüm altyapısını, ajansların turizmde yapabileceği en verimli yatırım olarak görüyorum.

Bu, en az görünür ama en yüksek getirili yatırım.

Ürün geliştirme desteği, tanıtım desteğinden değerli

Çoğu bölgenin turizmde en çok ihtiyaç duyduğu şey ürün.

İnsanların o bölgeye gitmesini gerektirecek, ölçülebilir bir sebep.

Ürün geliştirme desteği somut şeyler anlamına geliyor.

Bir yürüyüş rotasının işaretlenmesi ve haritasının çıkarılması. Bir üretim tesisinin ziyarete açılabilir hâle getirilmesi. Bir el sanatının atölye deneyimine dönüştürülmesi. Bir yerel mutfak ürününün coğrafi işaret sürecinin yürütülmesi. Küçük ölçekli konaklama işletmelerinin standart kazanması.

Bunların her biri, bölgeye yeni bir ziyaret sebebi ekliyor.

Ve tanıtımdan farklı olarak, kalıcı bir varlık üretiyor.

Bir tanıtım kampanyasının etkisi kampanyayla birlikte sönüyor; kalıcı olan, kampanyanın anlattığı ürün.

Bir rota işaretlendiğinde on yıl orada duruyor.

Küçük işletme kapasitesi, en büyük darboğaz

Bölgesel turizmde sık karşılaşılan bir durum var.

Talep oluşuyor. Ziyaretçi geliyor.

Ama bölgedeki işletmeler bu talebi karşılayacak kapasitede değil.

Rezervasyon alamıyorlar. Yabancı dil sorunu yaşıyorlar. Fiyatlandırmayı bilmiyorlar. Dijital kanalları kullanamıyorlar. Fatura, hijyen ve güvenlik standartlarını karşılayamıyorlar.

Bu, tanıtımla çözülebilecek bir sorun değil.

Ve büyük ihtimalle işletmelerin kendi başlarına çözebileceği bir sorun da değil.

Ajansların bu alandaki eğitim ve mentorluk programları, doğrudan bölgenin taşıma kapasitesini artırıyor.

Bu programlar uygulamalı olduğunda etkisi daha da büyüyor; bir işletmenin rezervasyon sistemini kurmasına birebir destek olmak, doğrudan sonuç veren bir iş.

Yerel halkın turizmden pay alması, sürdürülebilirliğin şartı

Turizm bir bölgede büyüdüğünde iki farklı şey olabiliyor.

Ya bölge halkı bu büyümeden pay alıyor ve turizmi sahipleniyor.

Ya da gelir dışarıdan gelen yatırımcılarda kalıyor, halk yalnızca yoğunluğu ve fiyat artışını yaşıyor.

İkinci durum başladığında turizme karşı direnç oluşuyor.

Ve bu direnç, hiçbir tanıtım çalışmasıyla telafi edilemiyor.

Bu yüzden ajansların yerel girişimciliği desteklemesi yalnızca sosyal bir tercih değil.

Turizmin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin şartı.

Yerel üreticinin ürününü turistik işletmeye satabilmesi, küçük işletme sahibinin kendi tesisini açabilmesi, gençlerin bölgede istihdam bulabilmesi.

Bunlar turizmi bölgenin kendi işi hâline getiriyor.

Sahiplenilen şey korunuyor.

Markalaşmada sabır gerekiyor

Bölge markalaşmasının en zor tarafı süreklilik.

Doğa turizmi, gastronomi, kültür turizmi; bir bölge için bunların her biri makul bir konum olabilir.

Ama bir bölgenin akılda kalması için aynı mesajın uzun süre tekrarlanması gerekiyor.

Bu, program dönemi mantığıyla kolay bağdaşmayan bir gereklilik; çünkü dönemler kısa, markalaşma ise uzun soluklu.

Bence buradaki çözüm, konumlandırmayı program dönemine değil bölge stratejisine bağlamak.

Ve o stratejiyi yerel yönetimler, oda ve birlikler ile birlikte imzalamak.

Böylece dönemler değişse de konum değişmiyor.

Sürdürülebilirlik artık finansman meselesi

Turizm yatırımlarında çevresel kriterler giderek belirleyici hâle geliyor.

Bu, birkaç yıl öncesine kadar tercih meselesiydi.

Bugün finansmana erişimi ve kurumsal müşteri kazanmayı doğrudan etkiliyor.

Ajanslar açısından buradaki fırsat şu: Küçük işletmelerin tek başına yapamayacağı ölçüm, sertifikasyon ve raporlama süreçlerini ortak yapılarla kurmak.

Bir işletmenin kendi başına karbon ölçümü yaptırması pahalı.

Otuz işletmenin ortak yaptırması ise ulaşılabilir.

Kalkınma ajanslarının turizmde yapabileceği en değerli işleri şöyle özetleyebilirim.

Ölçmek. Koordine etmek. Ürün geliştirmeyi finanse etmek. Kapasite kurmak. Ve uzun vadeli bir konumlandırmayı korumak.

Tanıtım da bu işlerin üstüne oturduğunda çok daha güçlü çalışıyor.

Bir bölgenin turizm sorunu genellikle yeterince tanınmaması değil, gidildiğinde yapacak yeterince şey olmamasıdır.

Ve bu, ajansların en çok fark yaratabileceği alan.