Yerel Yönetimlerde Etkinlik : Bir “Program” Değil, Bir Yönetim Dilidir
Belediyecilik dediğimiz iş, artık sadece binayı dikmekten ya da asfaltı dökmekten ibaret değil. Asıl mesele, o binaların ve yolların arasındaki hayatı nasıl kurguladığınızdır. Yerel yönetimlerde etkinlik planlamak, bu kurgunun temel taşıdır.
İnsanlar sabah işe, akşam eve koştururken; hayatın o gri rutini içinde bir an durup nefes almak istiyor. İşte teknik dilde “Rekreasyon Yönetimi” diye havalı bir isim taktığımız şeyin özü aslında bu: İnsanın ruhuna iyi gelmek. Bir parktaki yürüyüş yolundan hafta sonu meydandaki şenliğe kadar her şey, vatandaşa o gri rutin içinde renkli bir pencere açmak için var.
Amaç bellidir: O insana, evine dönerken “İyi ki burada yaşıyorum” dedirtebilmek.
Etkinlik: Çift Taraflı Keskin Bıçak
Bu pencereyi açmanın en güçlü yolu olan etkinlikler, belediyeciliğin en tehlikeli sınavıdır. Bir yandan şehre ruh vermeniz, insanları sokağa dökmeniz, yüzleri güldürmeniz beklenir. Diğer yandan, harcanan her kuruş milletin parası olduğu için, o sahnedeki her detay “israf” ya da “gösteriş” eleştirisine açıktır.
Bu yüzden etkinlik, dışarıdan bakıldığında “iki şarkı, bir sahne” gibi basit görünse de, aslında yönetilmesi en hassas iştir. Çünkü etkinlik, takvime “yapıldı” tiki atılacak bir program değildir. Bir konuşma biçimidir.
“Vatandaş, belediyenin başarısını o kalın, sıkıcı strateji kitapçıklarından okumaz. Sokağa çıktığında ne hissettiğine bakar.”
Sadece Görünmek Yetmez: Gerçek Kıymet Nerede?
Etkinliğin en bilinen faydası görünürlüktür. Meydan dolar, bayraklar sallanır, fotoğraflar çekilir. Ama altı boş bir kalabalık, siyaseten değer üretmez; aksine sırtınıza yük olur. Etkinliğin asıl kıymeti, o kuru gürültüden öte şu üç noktada ortaya çıkar:
1. Görünmeyen Emeği Hissettirmek
Altyapı, kanalizasyon, planlama… Bunlar belediyeciliğin omurgasıdır ama nankördür, göze görünmez. Doğru bir etkinlik, bu görünmez emeği bağırmadan hissettirir. Vatandaşa, “Sadece konuşmuyorlar, arka planda ciddi bir işliyor bu çark” dedirtir.
2. “Görüldüm” Hissi ve Aidiyet
Vatandaş, belediyeyi resmi evraklarda değil, bu tür anlarda tanır. Kapısı açık, ulaşılabilir, halkın içine karışan bir organizasyon, insana “değer görüyorum” hissi verir. Oy verme kararını değiştiren en derin duygu budur: Hesaba katılmak.
3. İşin Ciddiyeti ve Güven
Güven, süslü laflarla değil, tıkır tıkır işleyen bir düzenle kazanılır. Bir festivaldeki giriş çıkış nizamı, tuvaletlerin temizliği, engelli vatandaşa sunulan rahatlık ya da bir kriz anındaki sakinlik… Bunlar vatandaşa şunu söyler: “Bu ekip işini biliyor.”
Etki Nasıl Birikir?
Siyasi etkiyi tek bir devasa konsere bağlamak hatadır. Etki, damla damla biriken bir histir:
- Varlık: “Buradalar, sahadalar, yanımızdalar.”
- Aidiyet: “Ben bu şehrin misafiri değil, sahibiyim.”
- Adalet: “Paramız çarçur edilmiyor, hizmet herkese eşit gidiyor.”
Vatandaş etkinliği izlerken aslında arkasındaki kafayı okur. Şehrin bir mahallesi sürekli şenlik halindeyken diğer mahallesi unutulmuşsa, bu bir organizasyon hatası değil, bir “adalet ayıbı”dır.
En Hassas Terazi: Vicdan ve Cüzdan
Konu kamu kaynağı olunca, vatandaşın terazisi çok hassastır. İnsanlar bütçe kalemlerini bilmeyebilir ama vicdanları şaşmaz. “Bu şatafatın karşılığı ne?” sorusu, kötü niyetten değil, doğal bir refleksten doğar.
Bu şüpheyi gidermenin yolu, sıkıcı tablolar yayınlamak değil; niyeti açık etmektir. “Biz bu etkinliği şu yarayı sarmak, şu insanları bir araya getirmek için yaptık” diyebilmektir. Bunu net anlatamazsanız, en iyi organizasyon bile “israf” damgası yiyebilir.
Sonuç: Sahadaki Turnusol Kağıdı
Yerel yönetimlerde etkinlik, bir akşamlık eğlence veya protokolde yer kapma yarışı değildir. Bir yönetimin vizyonunu, adalet anlayışını ve becerisini sahada ispat ettiği yerdir. İyi yaparsanız aidiyet artar, güven tazelenir. Kötü yaparsanız sadece kalabalık olur ama itibarınız zedelenir.
Seçmen sandığa giderken o konserde ne kadar eğlendiğini hatırlayabilir; ama oy verme kararını belirleyen şey o eğlencenin arkasında hissettiği duygudur: “Bu yönetim beni görüyor mu, bana adil davranıyor mu ve bu kenti çekip çevirebiliyor mu?”
İşte tüm mesele, vatandaşa yaşadığı sokakta yürürken içinden “İyi ki burada yaşıyorum” dedirtebilmektir.










