Bir Festivalin Ekonomik Etkisi Nasıl Ölçülür? Şehre Gerçekten Ne Kaldığını Hesaplamak

Bir festivalin şehre ekonomik etkisi nasıl ölçülür? Harcama ile net etki farkı, yerel halk, yer değiştiren harcama, sızıntı ve belediyenin toplayacağı veriler.

Mertcan Tekin 10 dk okuma
Bir Festivalin Ekonomik Etkisi Nasıl Ölçülür? Şehre Gerçekten Ne Kaldığını Hesaplamak
İçindekiler
  1. Harcama ile ekonomik etki aynı rakam değil
  2. Kimin parası yeni? Yerel halk, tesadüfi ziyaretçi, gerçek ziyaretçi
  3. Festival kimi yerinden etti?
  4. Para şehirde kaldı mı? Sızıntı ve satın alma listesi
  5. Çarpanlara neden temkinli bakmalı?
  6. Belediyenin festivalden önce kurabileceği basit ölçüm seti
  7. Ekonomik etki tek ölçü değil
  8. Pazartesi bülteni, festivalden önce yazılmalı
  9. İlgili Yazılar

Bir festival sırasında harcanan para ile festivalin şehre ekonomik etkisi aynı rakam değil. Bu yazı, aradaki farkı oluşturan kalemleri ve bir belediyenin festivalden önce kurabileceği basit bir ölçüm setini anlatıyor. Hiçbir şehir için rakam yok; amaç, herkesin kendi festivaline uygulayabileceği bir yöntem.

Festival bitmiş. Pazartesi sabahı belediyenin basın bülteni çıkıyor; ilk paragrafta büyük bir “ekonomiye katkı” rakamı var. Öğleden sonra yerel gazetede esnaf odası başkanının sözleri: “Bize yaramadı.” Akşam iki açıklama da sosyal medyada yan yana dolaşıyor ve herkes birinin haklı, diğerinin haksız olduğunu düşünüyor.

Bence ikisi de kendi gözlemini söylüyor. Biri festival alanındaki toplam hareketi görüyor, diğeri dükkânının kasasını. İkisi aynı şeyi ölçmüyor ve ortada ikisini aynı terazide tartacak bir yöntem yok. 2026’da 26 şehirde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, şehir şehir “bize ne kaldı” sorusunu yeniden gündeme getirdi. Bu yazı o soruya bir taraf olarak değil, bir yöntem olarak bakıyor.

Harcama ile ekonomik etki aynı rakam değil

Bunu bir cümlede kurarsam: bir festivalin ekonomik etkisi, festival yüzünden belirli bir bölgeye giren yeni paradır. Festival sırasında yapılan bütün harcama değildir. Yerel halkın zaten o şehirde harcayacağı para, festival olmasa da gelecek ziyaretçinin harcaması ve şehirden hemen dışarı çıkan para düşüldüğünde kalan rakamdır.

Bu tanım bana ait değil. Birleşik Krallık’taki kamu, spor ve turizm kuruluşlarının birikimiyle hazırlanan eventIMPACTS araç seti, doğrudan ekonomik etkiyi bir etkinliğin düzenlenmesinin dolaysız sonucu olarak belirli bir alanda yaratılan ek harcama, yani yeni para olarak tanımlıyor. International Association of Event Hosts da aynı yöntemi benimsiyor ve sağlam bir rakamın ancak harcamanın “ek” olup olmadığı değerlendirilerek bulunabileceğini söylüyor. Bunun için brüt harcamadan üç şey düşülüyor: zaten olacak olan, yerinden edilen ve dışarı sızan.

Bu ayrımın pratik bir sonucu var. Hesaba başlamadan önce “hangi bölge için?” sorusuna cevap vermek gerekiyor. İlçe mi, il mi, bölge mi? Aynı festival, ilçe için büyük, il için küçük bir etki gösterebilir. eventIMPACTS buna “ev sahibi ekonomi” diyor ve sınırın baştan çizilmesini şart koşuyor. Sınır çizilmeden konuşulan her rakam, farklı haritalara bakan insanların tartışmasına dönüşüyor.

İngilizce okuyanlar için aynı konuyu mertcantekin.com’da daha kavramsal bir yazıda ele almıştım. Bu yazı ise bir belediyenin uygulayabileceği adımlara odaklanıyor.

Kimin parası yeni? Yerel halk, tesadüfi ziyaretçi, gerçek ziyaretçi

İlk düşülecek kalem yerel halkın harcaması. Aynı şehirde yaşayan bir aile cumartesi akşamı festival alanına gidip yemek yiyor, çocuğuna oyuncak alıyor. Güzel bir akşam geçiriyorlar; ama ekonomik açıdan o aile, hafta sonu bütçesini sinemadan, AVM’den ya da mahalle lokantasından alıp festival alanına taşımış oluyor. Para el değiştiriyor ama şehrin içinde kalıyor. eventIMPACTS bu nedenle yerel halkın harcamasının tamamını “zaten olacak olan” (deadweight) sayıyor ve doğrudan etkinin dışında tutuyor.

Buna itiraz eden olur: belki o aile festival olmasa hafta sonu başka bir ile gidecekti, festival onu şehirde tuttu. Doğru, bu da mümkün. Ama yöntemi geliştirenler bunun kanıtlanmasının zor olduğunu ve genellikle büyük olmayan bir düzeltme olduğunu not ediyor. Kural, abartıdan korunmak için temkinli yazılmış.

İkinci kalem tesadüfi ziyaretçi. Şehre bayram ziyareti için gelmiş, akrabasının evinde kalan ve akşam festivale uğrayan kişi festival ziyaretçisi değil; festival olmasa da gelecekti, parasını da başka bir yerde harcayacaktı. Aynı kategoride, zaten planladığı seyahatin tarihini festivale denk getiren ziyaretçi de var; o kişi gelişini öne ya da arkaya almış, gelmeye karar vermemiş. eventIMPACTS her iki grubun harcamasını da zaten olacak olan sayıyor.

Geriye kalan, gerçek festival ziyaretçisi: şehir dışında yaşayan ve şehre esas olarak bu festival için gelen kişi. Ekonomik etkinin ana gövdesi onun harcaması. Bu yüzden ziyaretçi sayısı tek başına yeterli değil. Sayı, kaç kişinin geldiğini söyler; kimin dışarıdan geldiğini, neden geldiğini, kaç gece kaldığını ve parasını kime bıraktığını söylemez. Üstelik üç akşam festivale gelen aynı kişi, turnike sayımında üç ziyaretçi olarak görünebilir. Yöntem bu yüzden önce “giriş” ile “kişi” ayrımını yapıyor.

Bir ayrım daha var: ziyaretçinin nerede kaldığı. Otelde kalan, akraba evinde kalan ve günübirlik gelen ziyaretçinin harcama kalıbı birbirinden çok farklı. Otelde kalanın harcaması en yüksek, günübirlikçininki en dağınık olanı. Günübirlikçinin ekonomisi yazısında bu grubun neden küçümsenmemesi gerektiğini anlatmıştım; ama hesapta ayrı tutulması gerekiyor.

Festival kimi yerinden etti?

En az sezgisel kalem yer değiştirme (displacement). Burada sayılan şey, festival yüzünden gerçekleşmeyen harcama. Şehrin otelleri o hafta zaten dolu olacaksa, festival ziyaretçisi bir iş seyahatçisinin ya da sıradan bir turistin yerini almış olabilir. Oda yine dolu, fiyat belki biraz yüksek; ama şehre giren yeni para sanıldığı kadar değil. eventIMPACTS bu kalemin özellikle büyük etkinliklerde ve zaten yoğun destinasyonlarda önemli olduğunu belirtiyor.

Yer değiştirme sokakta da yaşanıyor. Yol kapandığı için merkeze inmeyen müşteri, festival alanına uzak olduğu için sezonun en sakin hafta sonunu geçiren lokanta, aynı tarihe denk geldiği için ertelenen başka bir kültür programı. Bunların hiçbiri ziyaretçi anketinde görünmez, çünkü etkilenen insanlar ziyaretçi değil. Etkinlik esnafa yarıyor mu yazısında bu dengeyi kimin kazandığı sorusu üzerinden anlatmıştım. Burada eklemek istediğim, bunun bir ölçüm kalemi olduğu. Esnafın “bize yaramadı” demesi, çoğu zaman yer değiştirmenin sahadaki adı.

Ters yönde bir etki de olabilir. Sezon dışında, otellerin zaten boş olduğu bir haftaya konan festival neredeyse hiç kimseyi yerinden etmez. Bu, takvim kararının ekonomik etkiyi rakamlardan önce belirlediği anlamına geliyor.

Para şehirde kaldı mı? Sızıntı ve satın alma listesi

Üçüncü kalem sızıntı. Festival sırasında şehirde harcanan paranın bir kısmı şehirde kalmıyor. Sahne, ses ve ışık başka bir ilden kamyonla gelip aynı kamyonla dönüyorsa, sanatçının ücreti şehir dışındaki bir hesaba gidiyorsa, festival alanındaki yiyecek standlarının çoğu başka şehirlerden gelen işletmelerse, o harcama yerelde el değiştirse bile yerel ekonomiye dokunmadan çıkıyor. eventIMPACTS özellikle şehir dışından gelen stantlarda yapılan harcamanın doğrudan etkiden düşülmesini öneriyor.

Organizatör tarafında da benzer bir hesap var. Yöntem, organizatörün şehir içindeki firmalara yaptığı harcamadan şehir içinden elde ettiği geliri düşüyor; kalan, organizatörün net yerel harcaması. Bu hesap ilk bakışta teknik görünür ama bence festival yönetiminin en öğretici belgesi. Satın alma listesini satır satır açtığınızda, hangi işin şehir içinden alınabileceği ama alışkanlıkla dışarıdan alındığı görünür hale geliyor.

Bunu bir eleştiri olarak yazmıyorum. Bazı işler için yerel tedarikçi gerçekten yok, bazı işlerde dışarıdan gelen ekip daha güvenli. Ama sızıntı, ekonomik etkinin organizatörün doğrudan değiştirebileceği tek kalemi. Bir sonraki yıl için yerel tedarikçi listesi hazırlamak, etkiyi büyütmenin en ucuz yolu.

Çarpanlara neden temkinli bakmalı?

Doğrudan etki hesaplandıktan sonra pek çok rapor bir çarpan uyguluyor. Fikir sağlam: festivalden para kazanan lokantacı da tedarikçisinden mal alıyor, çalışanı maaşını harcıyor, para bir tur daha dönüyor. eventIMPACTS de bu ikincil etkileri tanımlıyor ve çarpanın türünü, kaynağını ve gerekçesini açıkça yazmayı istiyor.

Sorun, çarpanın nasıl seçildiği. Küçük ve dışarıdan çok mal alan bir ilçe, her harcama turunda paranın büyük bölümünü dışarıya kaçırır; büyük ve çeşitli bir şehir ekonomisi daha fazlasını tutar. Bir ilçe festivaline ulusal ölçekte bir katsayı uygulamak, rakamı kimse fark etmeden büyütebiliyor. Açık söyleyeyim, bu sektörde büyük rakam alışkanlığı var ve organizatör tarafında oturmuş biri olarak bunun sebebini anlıyorum: büyük rakam sponsora, bir sonraki bütçe görüşmesine ve basın bültenine iyi geliyor.

Ama büyüyen rakam zamanla inanılmayan rakama dönüşüyor. International Association of Event Hosts’un rehberi de doğrudan ekonomik etkinin, etkinliğe harcanan kamu parasıyla doğrudan kıyaslanıp bir “yatırım getirisi” oranına çevrilmemesi gerektiğini not ediyor; çünkü şehre giren yeni paranın tamamı sonunda o şehrin insanına kalmıyor. Bence bir rapor kullandığı çarpanı tek cümleyle açıklayamıyorsa, toplam rakam bir bulgu değil, bir üst tahmin olarak okunmalı.

Belediyenin festivalden önce kurabileceği basit ölçüm seti

Bir belediye bunu kendi başına yapabilir mi? Basit bir sürümünü, evet. Kapsamlı bir çarpan analizi için uzman ya da üniversite desteği gerekir. Ama en önemli şart bütçe değil, zamanlama: yöntem festivalden önce kurulmalı. Festival bittikten sonra toplanabilecek veri çok az.

Önce sınırı ve soruyu yazmak. Hangi bölge için ölçüyoruz, hangi rakamı raporlayacağız? Bu iki satır, sonraki bütün tartışmaları kısaltır.

Sonra kısa bir ziyaretçi anketi. Dört soru yeterli: nerede yaşıyorsunuz, şehre esas olarak bu festival için mi geldiniz, kaç gece kalıyorsunuz ve nerede, bugün yaklaşık ne harcadınız? Anket farklı günlerde, farklı saatlerde ve alanın farklı noktalarında yapılmalı; yalnızca ana sahnenin önünde yapılan anket, yalnızca ana sahneye gelenleri anlatır. eventIMPACTS, kamuya açıklanan rakamlarda anketin örneklem büyüklüğünün ve hata payının da belirtilmesini öneriyor.

Üçüncüsü, otel verisi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık belgeli konaklama tesislerinin giriş, geceleme, doluluk ve ortalama kalış verisini il düzeyinde aylık olarak yayımlıyor. Festival ayını önceki yılın aynı ayıyla ve festivalin olmadığı komşu aylarla karşılaştırmak kaba ama dürüst bir gösterge. Daha hassas bir tablo için otelciler derneğinden festival haftasına ait doluluk bilgisini istemek gerekiyor.

Dördüncüsü, esnaf odasıyla ciro gözlemi. Festival alanına yakın ve uzak sokaklardan, farklı sektörlerden birkaç işletmeyle önceden anlaşıp festival haftası ile sıradan bir hafta arasındaki farkı sormak. Bu bir istatistik değil; ama yer değiştirmeyi gören tek göz bu.

Beşincisi, organizatörün satın alma listesi. Hangi hizmet şehir içinden, hangisi şehir dışından alındı; tutarlarıyla. Belediye festivali kendisi düzenliyorsa bu liste zaten elinde. Başka bir organizatörle çalışıyorsa, listenin paylaşılması sözleşmenin bir maddesi olmalı.

Son adım, raporu bir şablona bağlamak. Toplam ziyaretçi, dışarıdan gelen ve festival için gelen ziyaretçi, geceleme, ziyaretçi harcaması, sızıntı, organizatörün net yerel harcaması ve doğrudan etki; varsa çarpan, gerekçesiyle ayrı bir satırda. Her yıl aynı şablonla raporlanan bir festival, üçüncü yılında kendi kendisiyle kıyaslanabilir hale gelir. Bu da tek yıllık büyük bir rakamdan daha değerlidir.

Bu setin kime yük getirdiğini de konuşmak gerekiyor. Anketi kim yapacak? Sahada gördüğüm kadarıyla en iyi sonuç, yerel bir üniversitenin turizm ya da iktisat bölümüyle yapılan iş birliğinden çıkıyor. Öğrenciler anketör olarak sahaya çıkıyor, bir öğretim üyesi örneklemi ve soru formunu kontrol ediyor, veri belediyeye ham haliyle teslim ediliyor. Bu düzenin iki faydası var. Belediye kendi festivalini kendisi ölçmüş gibi görünmüyor; rakam, tarafsız bir göz tarafından toplanmış oluyor. Üniversite de her yıl tekrarlanan, gerçek bir saha verisine sahip oluyor. Ajans raporu kadar bir masraf değil; ama hepsi festivalden önce karar vermeyi istiyor.

Ekonomik etki tek ölçü değil

Bu yazının tamamı paraya odaklandı, çünkü tartışma oradan çıkıyor. Ama bir festivalin şehre bıraktığı her şey para değil. Komşu mahallelerin yaşadığı gürültü ve trafik, festivalin şehrin kendine bakışını nasıl değiştirdiği, yerel sanatçıların ve gençlerin kazandığı deneyim, gelecek yıl için oluşan takvim beklentisi; bunlar ayrı ölçüm başlıkları. eventIMPACTS de etkileri ekonomik, sosyal, çevresel ve medya olmak üzere dört başlıkta ele alıyor.

Etkinlik bittikten sonra şehre ne kalır yazısında miras tarafını, etkinlik raporu kim için yazılır yazısında ise raporun okuruna göre nasıl kurulacağını anlatmıştım. Ekonomik etki rakamı bunların yerine geçmiyor; yanlarında duruyor. Bir festival ekonomik etkisi küçük olduğu halde şehir için değerli olabilir. Bunu söylemek için de önce küçük rakamı dürüstçe yazmak gerekiyor.

Pazartesi bülteni, festivalden önce yazılmalı

Basın bülteninin ilk cümlesi ile esnaf odasının cümlesi aynı haftayı anlatmıyor. Biri alanda dönen parayı, diğeri kendi kasasını görüyor. Ekonomik etki ikisinin ortasında duruyor: yerel halkın zaten harcayacağı para, festival olmasa da gelecek ziyaretçi, yerinden edilen harcama ve şehirden çıkan para düşünce kalan yeni para.

O rakam festival bittikten sonra hatırlanarak bulunmuyor. Dürüst küçük rakam, tartışmalı büyük rakamdan daha uzun yaşar. Bültenin cümlesi, sahne kurulmadan önce hangi sınırda, kimin anketiyle ve hangi otel verisiyle yazılacağına karar verilmişse ayakta kalır.

İlgili Yazılar