İçindekiler
- Boş zaman nedir? Takvimde geriye kalan saatin adı
- Serbest zaman nedir? Seçimin kimde olduğu sorusu
- Leisure nedir? Tek kelimede üç ayrı anlam
- Rekreasyon serbest zamanın içinde yapılan ve insanı yenileyen şey
- Rekreasyon ve boş zaman yan yana konunca fark nerede görünüyor?
- Planlama masasında kelime seçimi neyi değiştiriyor?
- Benim tercihim
- İlgili Yazılar
Boş zaman, iş, okul, uyku ve ev işleri bittikten sonra geriye kalan saatlerin gündelik dildeki adı. Serbest zaman aynı saatlere bakıyor ama vurguyu boşluğa değil seçime koyuyor; İngilizcedeki leisure kelimesinin Türkçe karşılığı olarak akademide de çoğunlukla bu kullanılıyor. Rekreasyon ise o serbest zamanın içinde insanın kendi isteğiyle yaptığı ve onu bedenen, zihnen ya da sosyal olarak yenileyen etkinliklerin adı. Rekreasyon ve boş zaman arasındaki fark da kısaca bu: biri zamanın kendisi, diğeri o zamanda yapılan ve insanı yenileyen şey.
Dört kelime çoğu zaman birbirinin yerine kullanılıyor ve sohbet ederken bunun kimseye bir zararı yok. Ama bir ders ödevinde, bir parkın yıllık programında ya da bir kültür biriminin planında hangisini seçtiğiniz, neyi ölçeceğinizi ve kimi göreceğinizi de belirliyor. Bana sorarsanız ayrımın değeri tam olarak orada, kelimelerin sözlükteki farkında değil.
Boş zaman nedir? Takvimde geriye kalan saatin adı
Boş zaman, zorunlu işlerden arta kalan süre demek ve gündelik Türkçede en rahat kullandığımız kelime bu. İş görüşmelerinde, öğrenci formlarında, tanışma sohbetlerinde "Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?" sorusu hâlâ sorulur ve herkes ne kastedildiğini anlar.
Kelimenin güçlü tarafı ölçülebilir olması. Bir günün yirmi dört saatinden çalışma, yol, uyku, yemek ve ev işleri çıkarıldığında geriye kalan süre sayılabilir; zaman kullanımı araştırmaları da kabaca bunu yapıyor. Bir planlamacı için elinde bir sayı olması kıymetli.
Zayıf tarafı ise içindeki "boş". Türkçede boşta gezmek, boş işler, boş vakit gibi ifadelerde bu kelime çoğu zaman hafif bir yargı taşıyor. Boş olan şey doldurulmayı bekleyen şey gibi duruyor; sanki o saatler kendi başına bir değer taşımıyor, ancak bir şeyle doldurulunca işe yarıyor. Kurs broşürlerindeki "boş zamanı değerlendirme" ifadesi de aynı düşünceden geliyor: zaman boş, biz onu değerlendirelim.
Bu kelimeyi kullananlara kızacak değilim, ben de konuşurken boş zaman diyorum. Sadece kelimenin saati saydığını, o saatte ne olduğunu ya da o saatin kimin elinde olduğunu sormadığını bilmek gerekiyor.
Serbest zaman nedir? Seçimin kimde olduğu sorusu
Serbest zaman, zorunluluklardan arta kalan ve nasıl kullanılacağına kişinin kendisinin karar verebildiği zaman. Tanım boş zamana çok benziyor ama içine bir şart ekliyor: o saatin üzerinde gerçekten söz sahibi olmak.
Bu şart, ilk bakışta görünmeyen insanları görünür yapıyor. Evde küçük bir çocuğa ya da bakıma ihtiyacı olan yaşlı bir yakına bakan biri için akşam saatleri takvimde boş görünür ama o kişi çoğu zaman evden çıkamaz. Vardiyalı çalışan birinin izin günü hafta içine denk gelir; kursların, turnuvaların, mahalle etkinliklerinin büyük kısmı ise hafta sonundadır. Turizmde sezonluk çalışan birinin kışı uzun bir boşluk gibi görünür, ama o aylar çoğu zaman gelirin olmadığı ve bir sonraki sezonun beklendiği aylardır.
Bu üç kişinin de boş zamanı var. Serbest zamanı ise tartışmalı.
Bir planda boş zaman yazıldığında saat sayılıyor, serbest zaman yazıldığında o saati kullanamayan insanlar da hesaba giriyor.
Akademik Türkçede leisure karşılığı olarak serbest zamanın daha çok tercih edilmesinin bir sebebi de bu bence. Kelime, zamanın miktarından çok zamanla kurulan ilişkiye bakmayı kolaylaştırıyor. Türkçeye uyarlanmış ölçeklerin ve tezlerin büyük bölümünde "serbest zaman engelleri", "serbest zaman doyumu", "serbest zaman motivasyonu" gibi ifadelerle karşılaşmanız tesadüf değil.
Leisure nedir? Tek kelimede üç ayrı anlam
Leisure, İngilizcede hem bir zaman dilimini, hem o zamanda yapılan etkinlikleri, hem de insanın kendini özgür hissettiği bir ruh hâlini anlatan bir kelime. Türkçede bu üçünü birden taşıyan tek bir kelime yok; çevirilerde sorun da buradan çıkıyor.
Kökü de bu genişliği açıklıyor. Kelime Latincede "izin verilmek" anlamındaki licere fiiline dayanıyor; yani başlangıçta da bir boşluğu değil, bir serbestliği anlatıyor. Antik Yunancada leisure karşılığı olan scholē ise bugünkü school kelimesinin atası. Aristoteles'in düşüncesinde çalışmanın amacı da zaten bu serbest zamandı; insan, düşünebilmek, öğrenebilmek ve şehrin işlerine katılabilmek için çalışıyordu. Bugün okulla serbest zamanı karşıt şeyler gibi gördüğümüzü düşününce bu köken bana her seferinde biraz ironik geliyor.
Üçüncü anlam, yani ruh hâli olarak leisure, en çok tartışılan ve en işe yarayan anlam. Bahçesinde domates yetiştiren biri için toprakla uğraşmak serbest zaman faaliyeti olabilir; aynı işi geçimi için yapan biri için bu iş. Etkinlik aynı, deneyim farklı. Leisure araştırmalarında algılanan özgürlük ve içsel motivasyonun bu kadar konuşulmasının sebebi bu.
Öğrencilere bu yüzden hep aynı şeyi öneriyorum: İngilizce bir kaynakta leisure gördüğünüzde, yazarın üç anlamdan hangisini kullandığına bakın ve Türkçeye öyle aktarın. Zaman kastediliyorsa serbest zaman, etkinlik kastediliyorsa serbest zaman etkinliği, deneyim kastediliyorsa serbest zaman deneyimi demek çoğu zaman yeterli oluyor. Kelimeyi hiç çevirmeden parantez içinde bırakmak da bir çözüm, ama ödevin tamamında aynı tercihle ilerlemek şartıyla.
Rekreasyon serbest zamanın içinde yapılan ve insanı yenileyen şey
Rekreasyon, kişinin serbest zamanında kendi isteğiyle katıldığı ve ondan daha iyi bir hâlde döndüğü etkinliklerin bütünü. Kelimenin Latince kökündeki yeniden yaratma, yenilenme anlamı bu yüzden önemli; rekreasyon nedir sorusunun cevabının yarısı zaten o kökte duruyor.
Buradaki ayrım şu: Her rekreasyon serbest zamanda olur, ama serbest zamanda yapılan her şey rekreasyon değildir. Akşam dizi izlemek, telefonda uzun uzun gezinmek, bir öğleden sonrayı uyuyarak geçirmek serbest zamanın meşru kullanımları ve kimse bunlar için özür dilemek zorunda değil. Ama rekreasyon kavramı, insanın bir şeye katıldığı, bir şey ürettiği, bedenini çalıştırdığı ya da başkalarıyla bir araya geldiği ve sonunda yenilendiği faaliyetlere bakıyor.
Rekreasyonun bir farkı daha var ve bence en önemlisi bu: Rekreasyon çoğu zaman bir düzen istiyor. Bir yürüyüş grubunun saati, bir atölyenin eğitmeni, bir turnuvanın fikstürü, bir yüzme havuzunun seans planı, bir parktaki programın takvimi. Serbest zaman kendiliğinden oluşuyor; rekreasyon ise birinin onu düşünmesini, kurmasını ve sürdürmesini bekliyor. Rekreasyon ve parklar arasındaki ilişkiyi konuşurken alanın neden tek başına yetmediği de buradan geliyor.
Bu yüzden rekreasyon aynı zamanda bir meslek alanının adı. Üniversitelerdeki rekreasyon ve rekreasyon yönetimi bölümleri, serbest zamanı değil, serbest zamanın içinde sunulan hizmeti ve programı çalışıyor.
Rekreasyon ve boş zaman yan yana konunca fark nerede görünüyor?
En sade hâliyle şöyle düşünüyorum: Boş zaman ne kadar süre olduğunu söylüyor. Serbest zaman o sürenin üzerinde kimin söz sahibi olduğuna bakıyor. Leisure hem süreyi, hem yapılanı, hem de hissedileni kapsayan geniş bir şemsiye. Rekreasyon ise bu şemsiyenin altında, insanı yenileyen ve çoğu zaman bir düzen gerektiren etkinlikler.
Pazar öğleden sonrasını AVM'de geçiren bir aile üzerinden bakınca fark daha iyi oturuyor. O saatler kesinlikle boş zaman. Büyük ihtimalle serbest zaman da, çünkü nereye gideceklerine kendileri karar vermiş. İngilizce bir araştırmacı buna rahatlıkla leisure der. Rekreasyon olup olmadığı ise o öğleden sonranın aileye ne bıraktığına bağlı; birlikte yürümüş, bir şey konuşulmuş, çocuklar oyun alanında başka çocuklarla karşılaşmışsa evet, yorgun ve biraz da harcamış olarak eve dönülmüşse pek değil.
Peki ama bu ayrım akademisyenler dışında kimin işine yarıyor? Bence en çok, başka insanların serbest zamanı için program yapanların.
Planlama masasında kelime seçimi neyi değiştiriyor?
Bir park ya da kültür biriminin yıllık planı "boş zaman" diliyle yazıldığında, soru genellikle insanların boş saatlerini neyle dolduracağımız oluyor. Program saatleri biraz da kurumun çalışma saatlerine göre kuruluyor, katılım toplam ziyaretçi sayısıyla raporlanıyor ve gelmeyenler hesaba pek girmiyor.
Aynı plan "serbest zaman" diliyle düşünüldüğünde soru değişiyor: Bu mahallede kim, hangi saatte gerçekten serbest? Bakım yükü olan kadınlar, vardiyalı çalışanlar, ders ile iş arasında sıkışmış gençler, emekli olmuş ama yalnız kalmış insanlar programın hangi saatine yetişebiliyor? Parkın akşam saatleri neden bazı gruplar için hiç serbest değil? Bu sorular, yaşa göre program yapmanın da yolunu açıyor; gençlik merkezi akşamları ile yaşlılar için rekreasyon aynı takvime ve aynı saate sığmıyor.
Rekreasyon diliyle düşünmek ise bir adım daha ileri götürüyor ve programın insanı yenileyip yenilemediğini sordurtuyor. Bir etkinliğin kaç kişiyi topladığından çok, gelenlerin tekrar gelip gelmediğine, bir süre sonra kendi gruplarını kurup kurmadıklarına bakmak gerekiyor. Bu da ancak programla alanı, kültür birimiyle park birimini aynı masada düşünen bir yaklaşımla mümkün oluyor; yerel yönetimler ve rekreasyon ilişkisinin asıl konusu da bu.
Ölçüm tarafında da aynı fark çıkıyor. Boş zamanı ölçmek için bir saat çizelgesi yetiyor; kaç saat iş, kaç saat yol, kaç saat ev işi, geriye kaç saat kaldı. Serbest zamanı ölçmek ise o saatlerde insanların ne yapmak istediğini ve neyin onları durdurduğunu sormayı gerektiriyor. Bir mahallede akşam saatlerinde parkta kimin olduğunu birkaç hafta boyunca not etmek, aynı mahallede kimin hiç görünmediğini de gösteriyor. Rekreasyonu ölçmek ise üçüncü bir soru: gelenler ikinci, üçüncü kez geliyor mu, bir süre sonra kendi aralarında bir şey kurmuş oluyorlar mı? Üç soru da değerli, ama aynı rapora birbirinin yerine yazıldıklarında hiçbiri tam cevaplanmış olmuyor.
Leisure kelimesine bu masada pek ihtiyaç yok, açık konuşayım. Ama uluslararası bir kaynaktan yararlanılıyorsa, bir proje başvurusu İngilizce yazılıyorsa ya da başka şehirlerin deneyimine bakılıyorsa, leisure kelimesinin Türkçeye hangi anlamıyla taşındığını bilmek yanlış bir çeviriyle yanlış bir programa varmayı engelliyor.
Benim tercihim
Gündelik konuşmada boş zaman demeye devam edeceğim; kelime sıcak, herkes anlıyor ve düzeltilmeye ihtiyacı yok. Ama bir plan, bir rapor ya da bir ders notu yazarken serbest zaman demeyi daha dürüst buluyorum, çünkü o kelime beni saatin kimin elinde olduğunu sormaya zorluyor. Rekreasyonu ise yalnızca bir şeyin bilerek kurulduğu, sürdürüldüğü ve insanın ondan yenilenerek döndüğü durumlar için saklıyorum.
Kelimeler arasındaki fark ilk bakışta küçük görünüyor, ama bir mahallenin akşam programına yansıdığında o programa kimin yetişebildiğini doğrudan belirliyor.



