Yatırımcı Sunumunda Etkinlik Nerede Durur?

Bir destinasyona otel, restoran ya da tesis yatırımı için gelen yatırımcı, sunumda doluluk, fiyat ve mevsim görmek istiyor. Etkinlik takvimi, çoğu sunumda tek bir satır. Oysa etkinlik, yatırımcının en çok aradığı şeyi veriyor: Sezon dışı talep ve öngörülebilirlik. Etkinliğin yatırım dilinde nasıl anlatılacağı.

Mertcan Tekin 5 dk okuma
Yatırımcı Sunumunda Etkinlik Nerede Durur?
İçindekiler
  1. Yatırımcı neye bakıyor?
  2. Etkinlik yatırımcıya ne veriyor?
  3. Sunumda neden yanlış yerde?
  4. Etkinliği yatırım diline çevirmek
  5. Etkinlik yatırımı da bir yatırım
  6. İlgili Yazılar

Bir destinasyonun yatırımcı sunumu çoğu zaman şöyle ilerliyor. Belediye ya da kalkınma ajansı, bir otel yatırımcısına, bir restoran zincirine, bir tesis işletmecisine şehri anlatıyor.

Sunumda neler var: Şehrin konumu, ulaşım, nüfus, turist sayısı, otel doluluk oranları, ortalama fiyat, yatırım teşvikleri, arsa seçenekleri, “doğa, tarih, kültür ve gastronomi.” Sonlara doğru, bir slaytta, “festivalimiz” diye bir cümle ve bir fotoğraf.

Yatırımcı için bu slayt, bir sayıya dönüşmediği sürece bir fotoğraf olarak kalıyor.

Oysa etkinlik, yatırımcının bütün sunum boyunca aradığı iki şeyi veriyor: Sezon dışı talep ve öngörülebilirlik. Yatırımcı, otelinin Kasım’da dolacağını bilmek istiyor; etkinlik takvimi bunu söyleyebilir. Yatırımcı, üç yıl sonra ne olacağını bilmek istiyor; üç yıldır aynı tarihte yapılan etkinlik bunu söyleyebilir. Ama etkinlik, sunumda bu dille anlatılmıyor.

Yatırımcı neye bakıyor?

Destinasyona yatırım yapan kişi, aslında tek bir soruya cevap arıyor: Bu yatırım, kaç yılda, ne kadar belirsizlikle geri döner?

Bu soruyu parçalara ayırınca: Yıl boyu doluluk ne? Hangi aylar dolu, hangi aylar boş? Boş aylarda doluluk için bir şey var mı? Talep tek bir kaynağa mı bağlı? Üç yıl sonra bu talep devam eder mi? Rakip yatırım ne durumda? Şehir, yatırımı destekleyecek mi?

Bu soruların her biri bir sayı istiyor ve “doğa, tarih, kültür” tek başına bu sayıları vermiyor; etkinlik veriyor.

Çünkü etkinlik, sayı verebilen bir şey: Şu tarihte, şu kadar kişi, şu kadar gece, şu kadar harcama, şu kadar yıldır. Yatırımcının dilinde bu, “talep garantisi” ve destinasyonun yatırımcıya verebileceği en somut şey.

Yatırımcı sunumunda etkinlik bir fotoğraf olarak duruyor; oysa yatırımcının aradığı sayı, etkinlikte.

Etkinlik yatırımcıya ne veriyor?

Etkinliğin yatırım dilindeki karşılığını sıralayayım.

Sezon dışı talep. Bir otel yatırımcısının en büyük korkusu, yılın sekiz ayı boş oda. Ekim’de bir kongre, Aralık’ta bir festival, Şubat’ta bir spor organizasyonu; bunlar, boş ayları dolduran talep. Sunumda “Ekim ayında beş bin kişilik kongre, üç gece, dört yıldır” cümlesi, bir otel yatırımcısının “Ekim doluluğu” sorusunun cevabı.

Öngörülebilirlik. Yatırımcı, üç yıl sonrasını görmek istiyor. Beş yıldır aynı tarihte yapılan etkinlik, altıncı yıl da yapılacak demek; takvimdeki yer, yatırımcı için bir güvence. Yeni ilan edilmiş etkinlik ise bir vaat; yatırımcı vaade değil geçmişe bakıyor.

Talep çeşitliliği. Tek pazara bağlı destinasyon, yatırımcı için risk. Etkinlik, farklı bir talep kaynağı: Tatil turisti değil, kongre katılımcısı, festival ziyaretçisi, sporcu, iş insanı. Sunumda “talebimizin yüzde otuzu etkinlik kaynaklı” cümlesi, risk dağılımı demek.

Görünürlük. Etkinlik, destinasyonu medyada ve pazarda görünür kılıyor; yatırımcı, görünür destinasyona yatırım yapmayı tercih ediyor. Ama bu, “festivalimiz çok ünlü” ile değil, “festival haftası otel aramaları şu kadar artıyor” ile anlatılmalı.

Ve kurumsal kapasite. Etkinlik yapabilen şehir, organizasyon yapabilen şehir demek; izin, güvenlik, altyapı, koordinasyon. Yatırımcı için bu, “bu şehirle çalışılabilir” sinyali.

Sunumda neden yanlış yerde?

Etkinlik, yatırımcı sunumunda genellikle “sosyal ve kültürel hayat” bölümünde, bir fotoğrafla duruyor. Bunun sebepleri belli.

Etkinlik verisi henüz toplanmıyor. Etkinliğin kaç kişi getirdiği, kaç gece konaklattığı, ne harcattığı ölçüldüğünde sunuma sayı giriyor.

Sunumu hazırlayan birimle etkinliği yapan birim farklı. Yatırım sunumunu yatırım birimi hazırlıyor; etkinlik, kültür biriminin işi. İki birim aynı sunumda buluştuğunda slayt değişiyor.

Etkinlik “eğlence” olarak görülüyor. Yatırımcıya “ciddi” şeyler anlatılmalı; festival ciddi değil. Bu algı, etkinliğin ekonomik tarafının henüz ölçülmemesinden geliyor.

Ve takvim henüz yazılı bir taahhüde dönüşmemiş. Etkinliğin gelecek yıl aynı tarihte yapılacağı meclis kararı, protokol ya da çok yıllı bütçe gibi bir belgeye bağlandığında yatırımcıya güvence olarak sunulabiliyor.

Bu dördü tamamlandığında etkinlik, sunumun en zayıf slaydından en güçlüsüne taşınıyor.

Etkinliği yatırım diline çevirmek

Etkinliğin sunumda doğru yerde durması için birkaç şey gerekiyor.

Ölçmek. Her etkinlik için: Ziyaretçi sayısı, şehir dışından gelen oranı, geceleme sayısı, ortalama harcama, otel doluluğuna etkisi, kaç yıldır yapıldığı. Bu beş altı sayı, bir slayt ve o slayt, “doğa, tarih, kültür” slaytından daha fazla yatırımcı ikna ediyor.

Takvimi taahhüt etmek. Etkinliğin önümüzdeki üç yıl aynı tarihte yapılacağını yazmak; meclis kararı, protokol, sponsor anlaşması. Yatırımcı, taahhüde yatırım yapıyor.

Etkinliği doluluk grafiğine koymak. Aylık otel doluluk grafiğinde, etkinlik aylarını işaretlemek: “Bu tepe, kongre; bu tepe, festival.” Yatırımcı, etkinliğin doluluğu nasıl değiştirdiğini görüyor.

Etkinlik portföyünü anlatmak. Tek bir festival değil; yılın farklı aylarına yayılmış bir etkinlik takvimi. Yatırımcı için bu, “dört ay değil on ay talep” demek.

Ve yatırımcıyı etkinliğe davet etmek. Sunum masada değil, etkinlikte yapılmalı. Festival haftasında şehre gelen yatırımcı, dolu oteli, kalabalık çarşıyı, çalışan şehri görüyor. Hiçbir slayt bunu anlatmıyor.

Etkinlik yatırımı da bir yatırım

Son bir şey. Etkinlik, yalnızca başka yatırımları çeken bir araç değil; kendisi de bir yatırım alanı.

Etkinlik altyapısı, kongre merkezi, fuar alanı, festival alanı, spor tesisi; bunlar yatırımcı için ayrı bir kategori. Türkiye’de bu altyapının önemli bölümünü kamu kurdu ve bu, özel sektör için hazır bir zemin; şimdi iş, etkinlik talebini ölçüp özel sektörü de bu alana çekmek.

Özel sektörün etkinlik altyapısına yatırım yapması için, şehrin etkinlik talebini göstermesi gerekiyor: Yılda kaç kongre, kaç fuar, kaç festival, kaç konser; mekân ihtiyacı ne, mevcut mekân yetiyor mu. Bu veri olmadan yatırımcı karar veremiyor.

Etkinlik talebi ölçülmüş şehirde, etkinlik altyapısı yatırımı kendiliğinden geliyor ve var olan kongre merkezi de sunumda bir fotoğraf olmaktan çıkıp bir sayıya dönüşüyor.

Yatırımcı sunumunda etkinlik, bir fotoğraf olarak “kültürel hayat” bölümünde duruyor; oysa yatırımcının aradığı sezon dışı talep, öngörülebilirlik, talep çeşitliliği ve kurumsal kapasite, tam olarak etkinlikte. Etkinlik ölçüldüğünde, kültür birimiyle yatırım birimi aynı masaya oturduğunda ve takvim taahhüt edildiğinde sunumun en güçlü slaydı oluyor.

Etkinliği yatırım diline çevirmek, ölçmek, taahhüt etmek, doluluk grafiğine koymak, portföy olarak anlatmak ve yatırımcıyı etkinliğe davet etmek demek. Yapıldığında, “festivalimiz de var” cümlesi “Ekim doluluğumuz yüzde seksen, çünkü” cümlesine dönüşüyor.

Bu şehrin yatırımcı sunumunda, etkinlik takvimi bir sayıyla mı yoksa bir fotoğrafla mı anlatılıyor?

Otelciler festival haftasının doluluk rakamını çoğu zaman ellerinde tutuyor ve takvimi sayıya çevirmek o rakamı istemekle başlıyor.

İlgili Yazılar