Transit Yolcu Şehre Nasıl İndirilir?

İstanbul Havalimanı'ndan her yıl on milyonlarca yolcu geçiyor; büyük bölümü şehri hiç görmeden aktarma yapıyor. Dünyada bazı havayolu-şehir çiftleri bu yolcuyu şehre indirmeyi bir ürüne dönüştürdü: Stopover. Türkiye'nin elindeki en büyük ve en az kullanılan turizm fırsatı, havalimanının içinde bekliyor.

Mertcan Tekin 5 dk okuma
Transit Yolcu Şehre Nasıl İndirilir?
İçindekiler
  1. Transit yolcu neden inmiyor?
  2. Stopover ne yapıyor?
  3. Türkiye’de ne var, ne yok?
  4. Altı saatlik İstanbul
  5. Diğer havalimanları
  6. İlgili Yazılar

İstanbul Havalimanı, dünyanın en büyük aktarma merkezlerinden biri. Her yıl on milyonlarca yolcu, Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya giderken İstanbul’da uçak değiştiriyor. Üç saat, altı saat, bazen bir gece.

Bu yolcuların büyük bölümü şehri hiç görmüyor. Havalimanının içinde bekliyor, bir şey yiyor, alışveriş yapıyor, uçağa biniyor. İstanbul, onlar için bir terminal kodu.

Oysa bu yolcu, Türkiye’nin elindeki en büyük ve en az kullanılan turizm fırsatı. Zaten gelmiş; vize sorunu büyük ölçüde çözülmüş, uçak bileti ödenmiş, havalimanı şehrin kapısında. Tek eksik, şehre inmesi için bir sebep ve bir kolaylık.

Dünyada bunu çözen havayolu ve şehir çiftleri var. Singapur, Doha, Dubai, Amsterdam, Reykjavik; hepsi transit yolcuyu şehre indirmeyi bir ürüne dönüştürdü: Stopover. Türkiye’de de bir program var; ama ölçeği, havalimanından geçen yolcu sayısının yanında henüz küçük.

Bu yazıda transit yolcunun neden şehre inmediğini, indiğinde ne bıraktığını ve İstanbul’un bu fırsatı nasıl daha büyük kullanabileceğini konuşmak istiyorum.

Transit yolcu neden inmiyor?

Havalimanında altı saati olan bir yolcunun şehre inmemesinin sebepleri anlaşılır ve her biri çözülebilir.

Mesafe ve belirsizlik. İstanbul Havalimanı ile şehir merkezi arasındaki yol, yolcunun gözünde belirsiz; şehre gidip dönmenin kaç saat süreceğini bilmiyor. Trafik belirsiz, uçağı kaçırma korkusu var. Altı saatlik bir aktarmada şehre inmek, yolcu için risk.

Bagaj ve işlem. Bagajı ne olacak? Pasaport kontrolü, vize, güvenlik; yeniden girişte kuyruk. Yolcu, bu işlemlerin ne kadar süreceğini bilmiyor ve “havalimanında kalayım” diyor.

Bilgi yokluğu. Yolcu, altı saatte İstanbul’da ne yapabileceğini bilmiyor. Hangi semte gidilir, ne görülür, ne yenir, kaçta dönülür; bu bilgiyi kimse vermiyor. Havalimanında şehri anlatan bir nokta yok ya da fark edilmiyor.

Ve ürün yokluğu. “Altı saatte İstanbul” diye hazır, güvenli, zamanlı bir ürün yok. Yolcu, kendi başına planlamak zorunda ve planlamıyor.

Bunların hiçbiri yolcunun İstanbul’u merak etmemesinden kaynaklanmıyor. Merak ediyor; ama merak, kolaylık olmadan harekete dönüşmüyor.

Stopover ne yapıyor?

Transit yolcuyu şehre indirmeyi başaran şehirler, aynı şeyi yapıyor: Aktarmayı bir mola değil, bir mini tatil olarak satıyor.

Havayolu, bilet alırken yolcuya “İstanbul’da bir gece kal, uçuş ücreti değişmesin” diyor. Yolcu, bir gece kalmayı tıkla seçiyor. Şehre indiğinde, havalimanından otele transfer hazır, otel anlaşmalı, yarım günlük tur hazır, ertesi gün uçuşa dönüş planlanmış. Bagaj sorunu, vize sorunu, zaman sorunu; hepsi program içinde çözülmüş.

Bunun şehre getirdiği şey büyük: Transit yolcu, hiç bırakmayacağı yerde bir gece otel, iki öğün yemek, bir tur, biraz alışveriş bırakıyor. Milyonlarca transit yolcunun küçük bir yüzdesi bile bu programa girse, şehre yeni bir turist kitlesi demek; hem de uçak bileti için tanıtım bütçesi harcanmamış, zaten gelmiş bir kitle.

Ve stopover, “deneme sürüşü”: Bir gece kalan yolcu, şehri görüyor ve bir sonraki tatilini orada planlıyor. Singapur ve Dubai, turist kitlelerinin önemli bir kısmını bu yoldan kurdu; önce aktarma, sonra tatil.

Transit yolcu zaten gelmiş; şehre inmesi için gereken şey tanıtım değil, kolaylık.

Türkiye’de ne var, ne yok?

Türkiye’de ulusal havayolu bir stopover programı sunuyor: Uzun aktarmalı yolcuya ücretsiz otel ya da şehir turu. Bu program var, işliyor ve iyi bir başlangıç; İstanbul’dan geçen yolcu sayısı düşünüldüğünde büyüyecek çok yeri var. Programdan yararlanan yolcu sayısı, transit yolcu sayısının küçük bir kesri.

Sebepleri birkaç tane.

Program, havayolunun; şehrin değil. Havayolu, programı bir müşteri hizmeti olarak sunuyor; şehir, programı bir turizm ürünü olarak sahiplenmiyor. İstanbul’un turizm yapısı, transit yolcuyu kendi müşterisi olarak görmüyor; o, “havayolunun yolcusu.”

Bilet aşamasında görünmüyor. Yolcu, bileti alırken “İstanbul’da bir gece” seçeneğini görmüyor ya da fark etmiyor. Dünyadaki başarılı programlarda bu seçenek, bilet sürecinin ortasında; bizde, ayrı bir sayfa.

Havalimanında görünmüyor. Transit yolcunun altı saat beklediği terminalde, şehre inmeyi kolaylaştıran bir nokta, bir program, bir “hemen git, altıda dön” ürünü yok ya da çok küçük.

Ve şehir tarafı hazır değil. Transit yolcu şehre indiğinde onu bekleyen, altı saate göre tasarlanmış bir deneyim yok. Yarım günlük şehir ürünü, zamanlı transfer, bagaj çözümü, “uçağınızı kaçırmazsınız” garantisi; bunlar havayolunun değil şehrin kurması gereken şeyler.

Altı saatlik İstanbul

Transit yolcu için ürün tasarlamak, normal turist için tasarlamaktan farklı. Yolcunun elinde altı saat var, bagajı havalimanında, uçağı kaçırmaktan korkuyor ve şehri bilmiyor.

Bu yolcu için ürün: Havalimanından kalkan, saati belli, dönüşü garantili bir transfer. Tek bir bölge; şehrin tamamı değil, bir semt. Bir yemek, bir manzara, bir yürüyüş, bir hatıra. Üç saat şehirde, bir saat gidiş, bir saat dönüş, bir saat pay. Rehberli ya da kendi başına; ama yolu ve saati belli.

Bu ürün, havalimanında satılmalı; transit yolcunun geçtiği her noktada görünür olmalı. Fiyatı küçük, riski sıfır, kararı anlık. Yolcu, altı saat beklemek yerine İstanbul’u görmeyi seçiyor.

Bir gece kalan yolcu için ürün daha geniş: Anlaşmalı otel, akşam yemeği, sabah turu, öğlen havalimanına dönüş. Bu, stopover programının zaten yaptığı şey; eksik olan, ölçek ve görünürlük.

Diğer havalimanları

Transit yolcu yalnızca İstanbul’un meselesi değil. Antalya, Türkiye’nin en yoğun turizm havalimanı; ama transit için değil, varış için. İzmir, Ankara, Sabiha Gökçen; hiçbiri büyük aktarma merkezi değil.

Ama bir ara ürün var: Türkiye’ye gelen turistin, dönüşte başka bir şehirde bir gece kalması. Antalya’dan dönen turistin İstanbul’da bir gece; İstanbul’dan dönen turistin Kapadokya’da bir gece. Bu, iç hat bağlantısıyla kurulabilir ve her iki şehre de yeni turist getirir. Türkiye’de bu ürün, bazı acentelerin paket olarak yaptığı bir şey; sistemli değil.

İstanbul Havalimanı’ndan her yıl on milyonlarca yolcu geçiyor ve büyük bölümü şehri görmüyor. Bu yolcu, Türkiye’nin en büyük ve en az kullanılan turizm fırsatı; zaten gelmiş, bileti ödenmiş, kapıda bekliyor.

Dünyada bunu çözen şehirler, aktarmayı mini tatile dönüştürdü; havayolu ve şehir birlikte, bilet aşamasından havalimanı terminaline, altı saatlik üründen bir gecelik otele. Türkiye’de program var; ölçek, görünürlük ve şehir sahipliği yok.

İstanbul Havalimanı’nda altı saat bekleyen bir yolcuya, şehre inmesi için kim, nerede, ne öneriyor?

Cevap “kimse” ise, Türkiye’nin kapısından her yıl milyonlarca turist, turist olmadan geçiyor demektir.

İlgili Yazılar