İçindekiler
Büyük bir konserin sahnesine bakın. Ses sistemi, ışık kuleleri, LED ekranlar, rigging, sahne platformu, jeneratör. Bunların hepsi birkaç gün içinde kuruluyor, bir gece çalışıyor, bir günde sökülüyor.
Kuran kim?
Ses teknisyeni, ışık operatörü, rigger, sahne amiri, LED teknisyeni, elektrikçi, sahne işçisi. Her biri ayrı bir meslek, her biri yıllarca sahada öğreniliyor ve her birinden Türkiye’de giderek daha az var.
Bunu sektörde herkes biliyor ama dışarıdan görünmüyor. Çünkü sorun, sahne kurulamadığında değil, sahne kurulduğunda ortaya çıkıyor: Daha pahalıya, daha az deneyimli ekiple, daha fazla riskle, daha uzun sürede. Teknik ekip sorunu, bir konserin iptal edilmesine değil, her konserin biraz daha kötü olmasına yol açıyor.
Bu yazıda etkinlik sektörünün en kritik ve en az konuşulan insan sorununu anlatmak istiyorum. Gönüllü ve geçici ekip meselesinden farklı bu; burada konu, nitelikli meslek sahibi insanın yetişmemesi ve gitmesi.
Pandemi yarısını götürdü
Sorunun başlangıcı pandemi değil, ama pandemi her şeyi hızlandırdı.
2020 ve 2021’de etkinlik sektörü neredeyse tamamen durdu. Teknik ekiplerin büyük bölümü serbest çalışıyordu; sigortasız ya da günlük sigortalı, iş oldukça çalışan insanlar. İş durunca gelir durdu. Pandemi dönemindeki destekler kayıtlı çalışma üzerinden kurulmuştu; teknik ekibin büyük bölümü kayıt dışı çalıştığı için bu desteklerden yararlanamadı ve bu, sektörün kendi yapısal sorununun bedeliydi.
Bu insanlar iki yıl boyunca başka iş yaptı. Nakliye, inşaat, kurye, kendi memleketine dönüp tarım. Bir kısmı yurt dışına gitti; Avrupa ve Körfez’de teknik ekip ihtiyacı yüksek. Bir kısmı sektöre döndü, önemli bir kısmı dönmedi.
Sektör açıldığında organizatörler aynı anda etkinlik yapmak istedi ve teknik ekip bulamadı. 2022 yazı, Türkiye’de “sahne var, kuracak adam yok” yazıydı. Ücretler bir anda yükseldi; bu iyi bir şey, çünkü ücretler zaten düşüktü. Ama yükselen ücret, yeni insan getirmedi; çünkü insan yetiştirme süresi yıllar.
Bu meslekler hâlâ sahada öğreniliyor
Asıl sorun burada.
Türkiye’de bu meslekler büyük ölçüde sahada, usta-çırak ilişkisiyle, yıllarca taşıyarak, izleyerek, hata yaparak öğreniliyor; örgün bir okul ya da sektörün ortak kabul ettiği bir sertifika sistemi henüz yerleşmiş değil.
Bu sistem yıllarca çalıştı; çünkü sektör küçüktü ve usta çırağını yetiştirecek zamana sahipti. Sektör büyüdüğünde ve ustalar gittiğinde sistem çöktü. Usta yok, çırak yetişmiyor; çırak yetişmeyince usta hiç olmuyor.
Birkaç üniversitede sahne teknolojileri programı var ve bu iyi bir başlangıç; eksik olan, programla sahayı birbirine bağlayan staj ve atölye düzeni.
Meslek liselerindeki elektrik ve elektronik programları ile halk eğitim kursları bu alana iyi bir zemin; sahne teknolojisi başlığı o zemine henüz eklenmedi. Sektörün kendi dernekleri eğitim vermeye çalışıyor; ama ortak bir sertifikasyon sistemi, bir sektör standardı, kimin “teknisyen” olduğunu belirleyen bir ölçüt henüz yok.
Türkiye’de etkinlik sektörünün en kritik meslekleri, hâlâ okulda değil sahada öğreniliyor.
Ücret, sigorta ve saygı
Teknik ekibin sektörden gitmesinin ikinci sebebi, çalışma koşulları.
Teknik işçi, etkinlik gününden iki gün önce geliyor, gece kurulum yapıyor, etkinlik günü on sekiz saat ayakta, gece söküm, sabah başka şehre yola. Haftada bazen üç etkinlik. Yaz boyunca uyku yok. Kış boyunca iş yok.
Sigorta, çoğu zaman günlük ya da yok. Ücret, iyi olduğu yıllarda bile mevsimlik; yazın kazanılan kışı taşıyor, kötü bir yazda taşımıyor. Kaza riski gerçek; rigging ve elektrik, etkinlik sektörünün en tehlikeli işleri ve kaza olduğunda sigortasız teknisyen boşlukta kalıyor.
Bir de saygı meselesi var. Sahne arkasındaki insan, sahne önündeki için görünmez. Sanatçı alkışlanıyor, organizatör teşekkür alıyor, sponsor logosu görülüyor; sahneyi kuran adam, kamyonun yanında sigara içiyor. Kimse adını bilmiyor; etkinlik raporunda “teknik hizmet alındı” diye geçiyor.
Bu koşullarda yirmi beş yaşındaki genç, üç yıl çalışıp başka sektöre geçiyor. Ya da yurt dışındaki festival sezonlarına gidiyor; orada talep yüksek ve sektör, yetiştirdiği teknisyeni kışın elinde tutacak bir düzen kuramadığı için onu yaz sezonunda da kaybediyor.
Sorun sahada nasıl görünüyor?
Teknik ekip sorunu, katılımcının fark etmediği ama hissettiği bir şey.
Ses kötü; çünkü ses teknisyeni deneyimsiz ya da aynı gün iki etkinlik yapıp yorgun. Işık kuruluyor ama tasarlanmıyor; operatör, sistemi açıp kapatan kişi, ışığı düşünen kişi değil. LED ekranda görüntü kayması, ses sisteminde uğultu, sahne geçişlerinde bekleme. Hepsi “küçük aksaklık” diye geçiyor; hepsinin sebebi, deneyimli insanın olmaması.
Organizatör için ise sorun maliyette görünüyor. Teknik fiyat her yıl artıyor; ama artış, daha iyi hizmet değil, daha az insanın daha fazla iş yapması anlamına geliyor. Organizatör, iyi ekibi aylar öncesinden bağlamak zorunda; bağlayamazsa, kim boşsa onunla çalışıyor.
Güvenlik tarafı daha ciddi. Rigging, yani sahne üstüne ton ağırlığında ekipman asma işi, Türkiye’de sertifikasız insanlar tarafından yapılıyor. Dünyada bu iş için sıkı standartlar var; bizde “usta” denilen kişinin ne bildiği, onu tanıyanın sözüne bağlı. Kaza olduğunda, kimse sertifika soramıyor çünkü sertifika yok.
Ne yapılabilir?
Bu sorunun kısa vadeli çözümü yok; insan yetiştirmek yıllar alıyor. Ama başlanması gereken birkaç şey var ve sektör olarak bunların peşine düşmemiz gerekiyor.
Sertifikasyon. Sektör derneklerinin, Mesleki Yeterlilik Kurumu ile birlikte, temel teknik meslekler için ulusal yeterlilik standardı ve sertifika sistemi kurması. Bu, kimin ne bildiğini belirliyor, ücreti bilgiye bağlıyor, güvenliği ölçülebilir kılıyor. Dünyada var; bizde parça parça var, bütünü yok.
Meslek eğitimi. Meslek liselerinde ve halk eğitimde sahne teknolojisi programı. Teorik değil, sahada; sektör firmalarının atölyesinde, gerçek ekipmanla. Bu programdan yılda birkaç yüz genç çıksa, beş yıl sonra sektörün insan sorunu farklı görünür.
Sigorta ve çalışma düzeni. Teknik ekibin kayıtlı çalışması; bu, organizatörün sorumluluğu ve maliyeti artırıyor, ama kaza anında herkesi koruyor. Sezon dışı için sektör içi bir çözüm; kış aylarında kapalı mekân, kurumsal etkinlik, eğitim; teknik ekibin yılı dört ay değil on ay çalışması.
Görünürlük. Küçük ama önemli: Etkinlik sonunda teknik ekibin adının anılması, raporda yer alması, sahne arkasının sahne önüne bir kez çıkması. Bu, ücreti değiştirmiyor; mesleğin görünür olmasını sağlıyor ve görünür meslek, genç insanı çekiyor.
Türkiye’de etkinlik sektörü büyüdü; sektörün en kritik insanları olan teknik ekip küçüldü. Pandemi yarısını götürdü, kalanlar yurt dışına ya da başka sektöre gitti, yerine kimse gelmiyor; çünkü bu mesleklerin eğitim yolu, sertifikası, sigortası ve görünürlüğü henüz kurulmuş değil.
Sorun, konser iptal olduğunda değil, her konser biraz daha kötü olduğunda görünüyor. Ses, ışık, güvenlik, maliyet. Ve çözüm yıllar alıyor; sertifikasyon, meslek eğitimi, kayıtlı çalışma, görünürlük. Başlanmadığı her yıl, sektör bir usta daha kaybediyor ve bir çırak daha yetişmiyor.
Bu etkinliğin sahnesini kuran teknisyenlerin kaçı beş yıl sonra hâlâ bu işi yapıyor olacak? Cevap belli: Yarısından azı. Ve yerlerine kimin geleceği sorusunun cevabı, bugün hiç yok.



