Gece Ekonomisi: Turizmin Görünmeyen Vardiyası

Anadolu'da çoğu şehirde turist akşam sekizden sonra otele dönüyor; çünkü dışarıda yapacak bir şey yok. Kapalı çarşı, karanlık meydan, erken kapanan lokanta. Gece ekonomisi, bir şehrin günün yarısını kullanıp kullanmadığının ölçüsü. Güvenlik, ulaşım, mekân ve program; şehrin akşam vardiyasını kurmak.

Mertcan Tekin 5 dk okuma
Gece Ekonomisi: Turizmin Görünmeyen Vardiyası
İçindekiler
  1. Gece neden kapalı?
  2. Akşam vardiyasının dört ayağı
  3. Turist için gece, şehrin ikinci günü
  4. Yerel halk için gece, şehrin kendisi
  5. Nereden başlanır?
  6. İlgili Yazılar

Anadolu’da bir şehirde, kongre ya da iş için bulunan bir ziyaretçinin akşamını düşünün.

Toplantı altıda bitti. Otele döndü. Saat yedi. Dışarı çıktı; çarşı kapanıyor, meydan karanlık, lokantalar dokuzda son siparişi alıyor, kahveler aile mekânı. Bir saat yürüdü, bir şey yedi, otele döndü. Saat dokuz. Televizyon.

Bu ziyaretçi ertesi gün gidecek ve şehir hakkında şunu söyleyecek: “Akşam yapacak bir şey yok.”

Bu cümle, Türkiye’nin birçok şehrinin turizm potansiyelini sınırlayan en basit ve en az konuşulan şey. Şehir gündüz güzel; müze var, çarşı var, yemek var, tarih var. Ama günün yarısı gece ve gece şehir kapalı. Ziyaretçi, günün yarısını otelde geçiriyor ve otelde geçirilen saatler, şehre bir şey bırakmıyor.

Buna “gece ekonomisi” deniyor ve bu kavram, Türkiye’de çoğu zaman bar ve gece kulübüyle karıştırılıyor. Değil. Gece ekonomisi, bir şehrin akşam altıdan gece yarısına kadar ne sunduğu: Yemek, yürüyüş, alışveriş, müzik, kültür, ışık, güvenlik, ulaşım. Bir şehrin günün ikinci yarısını kullanıp kullanmadığının ölçüsü.

Bu yazıda, Türkiye’nin şehirlerinin akşam vardiyasını neden kapalı tuttuğunu ve bu vardiyanın nasıl açılabileceğini konuşmak istiyorum.

Gece neden kapalı?

Türkiye’nin büyük sahil ve metropol destinasyonlarında gece var; İstanbul, İzmir, Antalya, Bodrum. Ama Anadolu’nun çoğu şehrinde, turizm hedefi olan şehirlerde bile, gece yok. Sebepleri anlaşılır.

Alışkanlık. Şehir, akşam eve dönmeye alışkın. Çarşı altıda kapanıyor çünkü yıllardır altıda kapanıyor; müşteri yok çünkü çarşı kapalı. Lokanta erken kapanıyor çünkü akşam müşteri az; müşteri az çünkü akşam dışarı çıkılmıyor.

Güvenlik algısı. Karanlık sokak, boş meydan, kapalı dükkân; akşam dışarıda olmak güvensiz hissettiriyor. Gerçek bir tehlike olmasa bile. Boş sokak, boş sokağı üretiyor.

Ulaşım. Toplu taşıma akşam seyrekleşiyor; bazı şehirlerde akşam saatleri için ayrı bir düzen henüz kurulmamış. Dışarı çıkan insan, eve nasıl döneceğini bilmiyor.

Kavram karışıklığı. “Gece ekonomisi” denince akla önce “gece hayatı” geliyor ve bu, şehirlerin konuya mesafeli durmasına yol açıyor. Oysa gece ekonomisi, aile yemeği, akşam pazarı, çay bahçesi, müze gecesi; şehrin akşamını ailelere açmak.

Ve program yokluğu. Şehrin akşam için bir planı yok. Gündüz için müze saatleri, çarşı saatleri, tur programı var; akşam için hiçbir şey.

Akşam vardiyasının dört ayağı

Gece ekonomisi kurmanın bir formülü yok; ama dört şey olmadan olmuyor.

Mekân. Akşam açık olan yerler. Lokanta, kafe, çay bahçesi, pastane, kitapçı, çarşı. Bunların bir kısmının akşam on bire kadar açık kalması; hepsinin değil, bir sokağın, bir meydanın. Bunun için esnafın “akşam müşteri olacak” diye güvenmesi gerekiyor ve güven, belediyenin bir programla o sokağa insan getirmesiyle başlıyor.

Işık. Karanlık meydan boş kalıyor; aydınlık meydan doluyor. Aydınlatma, gece ekonomisinin en ucuz ve en etkili yatırımı. Tarihi yapıların gece aydınlatması, bir sokağın ışıklandırılması, meydanın gece tasarımı. Türkiye’de birçok şehir gündüz güzel, gece görünmez.

Ulaşım. Gece yarısına kadar toplu taşıma ya da en azından taksi düzeni. İnsan dışarı çıkacaksa eve dönebileceğini bilmeli. Bu, en çok ihmal edilen ayak.

Program. Akşam için bir sebep. Akşam pazarı, müze gecesi, açık hava sineması, sokak müziği, akşam yürüyüşü, bir ramazan sokağı, bir yaz akşamı konseri. Haftada bir gece bile yeter; o gece, şehrin akşam dışarıda olabileceğini gösteriyor.

Dördü de belediyenin elinde. Hiçbiri büyük yatırım değil. Hepsi, şehrin “akşam da bizim” demesini gerektiriyor.

Gece ekonomisi bar demek değil; şehrin günün ikinci yarısını kullanması demek.

Turist için gece, şehrin ikinci günü

Turizm açısından gece ekonomisinin anlamı basit: Akşamı olan şehir, ziyaretçiye iki kat şehir veriyor.

Gece kalan ziyaretçi, gündüzü müze ve çarşıda geçiriyor; akşamı otelde. Akşamı dolu bir şehirde, aynı ziyaretçi akşamı dışarıda geçiriyor: Yemek, yürüyüş, alışveriş, müzik. Harcama iki kat, deneyim iki kat, “bir gece daha kalalım” ihtimali iki kat.

Ve “akşam yapacak bir şey yok” cümlesi, şehrin itibarında en çok dolaşan cümlelerden biri. Kongre katılımcısı bunu meslektaşına söylüyor, turist bunu yorumda yazıyor, iş insanı bunu bir sonraki toplantının yerini seçerken hatırlıyor.

Türkiye’de bazı Anadolu şehirleri bunu fark etti ve çözdü. Gaziantep’in akşamı, gastronomi etrafında kuruldu; akşam yemeği şehrin ana ürünü haline geldi ve akşam, şehrin en kalabalık saati oldu. Bursa’nın tarihi çarşı bölgesinde akşam yaşıyor. Şanlıurfa’nın sıra geceleri, bir gece ekonomisi ürünü. Bunların hiçbiri “gece hayatı” değil; hepsi, akşamın doldurulması.

Yerel halk için gece, şehrin kendisi

Gece ekonomisi yalnızca turist için değil. Hatta önce turist için değil.

Akşam kapalı bir şehirde yaşayan insan, günün yarısını evde geçiriyor. Gençler için şehirde akşam yapacak bir şey olmaması, şehirden gitme kararının küçük sebeplerinden biri. Aileler için akşam dışarı çıkılabilecek bir yer olmaması, şehrin yaşanabilirliğini düşürüyor.

Gece ekonomisi, önce şehrin kendi insanı için kurulur; turist, kurulmuş olana gelir. Akşam dışarıda olan yerli, akşam dışarıda olan turisti güvende hissettiren şey. Boş bir meydana turist gelmiyor; dolu bir meydana geliyor ve meydanı dolduran, şehrin kendi insanı.

Bu yüzden gece ekonomisi bir turizm projesi değil, bir şehir projesi. Turizm, sonucu.

Nereden başlanır?

Bir şehrin gece ekonomisi tek bir kararla kurulmuyor; ama tek bir sokakla başlayabilir.

Bir sokak ya da bir meydan seçilir. Aydınlatılır. Esnafla konuşulur: Haftada iki akşam, on bire kadar açık. Belediye o iki akşam için bir program koyar: Sokak müziği, bir küçük sahne, bir akşam pazarı. Toplu taşıma o iki akşam gece yarısına kadar çalışır. Güvenlik görünür olur.

İlk hafta az kişi. Üçüncü ay, sokak dolu. Altıncı ay, yan sokak da açılmak istiyor. Bir yıl sonra, şehrin bir “akşam bölgesi” var ve turist rehberinde yer alıyor.

Bu, Avrupa’nın küçük şehirlerinin yaptığı şey; bir meydan, bir sokak, bir gece. Türkiye’de birkaç belediye denedi ve işe yaradı. Çoğu henüz denemedi; çünkü “bizim insanımız akşam dışarı çıkmaz” diye düşünüldü. İnsan çıkmıyor, çünkü çıkacak yer yok.

Türkiye’nin birçok şehri günün yarısını kullanmıyor. Akşam altıdan sonra çarşı kapalı, meydan karanlık, ulaşım yok, program yok. Ziyaretçi otele dönüyor ve “akşam yapacak bir şey yok” diyor; şehrin kendi insanı evde oturuyor.

Gece ekonomisi bar değil; mekân, ışık, ulaşım ve program. Dördü de belediyenin elinde, hiçbiri büyük yatırım değil ve bir sokakla başlıyor. Kurulduğunda ziyaretçi iki kat şehir görüyor, şehir iki kat gelir alıyor ve şehrin kendi insanı günün ikinci yarısını geri alıyor.

Bu şehirde akşam dokuzda, otelden çıkan bir ziyaretçi nereye gider?

Cevap “hiçbir yere” ise şehir günün yarısında kapalı demektir. Ve kapalı şehir, gündüz ne kadar güzel olursa olsun, yarım şehir.

İlgili Yazılar