Şehrin Kendi Günü Nasıl Tasarlanır?

Her şehrin yılda bir günü var: Kurtuluş günü, kuruluş yıl dönümü ya da şehir günü. Sabahki tören o günün omurgası. Törenin yanına ikram sofrasını, korteji, çocuk şenliğini, esnafı ve akşam konserini ekleyen şehir, o günü yıllar içinde kendi bayramına çeviriyor.

Mertcan Tekin 9 dk okuma
Şehrin Kendi Günü Nasıl Tasarlanır?
İçindekiler
  1. Sabah tören, öğlen sofra, akşam meydan
  2. Tören günün omurgası, program onun etrafına kuruluyor
  3. İkram sofrası, kortej, çocuk şenliği: Günün kendi parçaları
  4. Günü şehrin kendi kurumları taşıyor
  5. Okullar o gün törenin de programın da içinde
  6. Gün boyu akış, sabahtan geceye tek bir takvim
  7. Gelenek bir yılda değil, aynı günün tekrarıyla oluşuyor
  8. İlgili Yazılar

Her şehrin takviminde kendine ait en az bir gün var. Kimi şehirde kurtuluş günü, kimi şehirde kuruluş yıl dönümü, kimisinde şehrin adıyla anılan bir şehir günü, kimisinde de yöresel bir ürünün ya da geleneğin etrafında kurulmuş bir festival günü. O gün sabah meydanda tören yapılıyor; çelenk, saygı duruşu, marş, konuşmalar, öğrencilerin gösterisi. Tören o günün omurgası; o şehrin o günü neden kutladığını her yıl yeniden hatırlatan, onlarca yıldır aynı saatte, aynı yerde, aynı ciddiyetle yapılan bölüm.

Benim derdim törenin yerine geçecek bir şey değil, törenin yanına eklenecek olan. Tören sabah bitiyor; şehir o gün akşama kadar ne yapıyor? Meydan öğleden sonra nasıl kullanılıyor, mahalleler o güne nasıl katılıyor, çocuklar törenden sonra nereye gidiyor, esnaf o günü nasıl yaşıyor, akşam şehir nerede toplanıyor?

Bu soruların cevabı bence bir şehrin kendi gününü tasarlaması demek. Törene dokunmadan, törenin verdiği anlamı günün geri kalanına taşıyarak.

Sabah tören, öğlen sofra, akşam meydan

Kendi gününü tasarlamış şehirlerde kurtuluş günü, sabahtan geceye uzanan tek bir akış gibi yaşanıyor.

Orta büyüklükte bir şehir, kurtuluş gününün sabahı. Meydanda tören saatinde başlıyor; şehrin kurumları, okullar, aileler meydanda. Çelenkler konuyor, marş söyleniyor, lise öğrencileri hazırladıkları gösteriyi sunuyor. Meydanın kenarında duran herkes sessiz. Tören bittiğinde insanlar meydandan dağılmıyor; çünkü meydanın arka tarafında sabahtan beri sessizce bir şey kuruluyor.

Belediyenin ikram çadırı kurulmuş; kazanlarda pilav ve keşkek, bir hayırsever esnaf lokma döktürüyor, yanında kadın kooperatifinin ve halk eğitim merkezinin el işi ve yöresel ürün stantları. Çadırın bir köşesinde yöresel yemek yarışmasının masası var; şehrin kadınları sabahtan tepsilerini getirmiş, jüri öğleden sonra tadacak. Törenden çıkan öğretmenler, öğrenciler, kurumların temsilcileri, töreni izlemeye gelmiş aileler kuyruğa girip aynı masalara oturuyor. Öğleden sonra kortej meydandan çarşıya iniyor; önde mehter takımı, arkasında halk oyunları ekipleri, temsili kıyafetli öğrenciler, şehirde varsa atlı ciritçiler; birçok şehirde kurtuluşun temsili canlandırması da bu saatte yapılıyor. Çarşı esnafı dükkânlarını açık tutmuş, kapıların önüne bayrak asmış, kortej geçerken kapı önüne çıkıp alkışlıyor. Parkta belediyenin çocuk şenliği var; şişme oyun parkı, yüz boyama, palyaço, mısır ve pamuk şeker arabası, belediyenin animasyon ekibinin yönettiği küçük bir sahne.

Akşam meydan yeniden doluyor. Sahnede önce belediye konservatuvarının korosu ve halk oyunları ekibi, sonra şehrin dışından gelen bir isimle konser. Gece bittiğinde insanlar sabah törende durdukları meydandan evlerine gidiyor; aynı gün, aynı meydan, sabahtan geceye.

O günün bana güzel gelen tarafı şu: Hiçbir parça diğerinin yerine geçmiyor. Tören günün anlamını veriyor, sofra ve kortej o anlamı şehrin kendi hayatına bağlıyor.

Tören günün omurgası, program onun etrafına kuruluyor

Şehrin kendi gününü tasarlarken ilk karar bence şu: Törenin saati, yeri ve düzeni sabit; şehrin programı bu sabit noktanın etrafına kuruluyor. Tören kurumların işi ve kendi düzeni var; programı yapan ekip o düzene bir şey eklemiyor, ondan bir şey de eksiltmiyor. Yaptığı şey, törenden çıkan kalabalığın meydandan dağılmadan günün geri kalanına geçmesini sağlamak.

Bunun birkaç pratik sonucu var. Program törenden sonra başlıyor; tören sırasında meydanın hiçbir köşesinde kurulum sesi duyulmuyor, ikram çadırı ve kazanlar törenin görüş alanının dışında, sabah erken ve sessizce kuruluyor. Törene katılan okullar, kurumlar ve aileler programın ilk davetlisi; törende sahneye çıkan öğrenciler öğleden sonra ikram çadırının en kalabalık masasında. Törenin ciddiyeti ile öğleden sonranın neşesi arasında bir geçiş var ve bu geçiş, kortejin meydandan çarşıya doğru yürümesi gibi bir hareketle yapılıyor; insanlar bir ruh halinden diğerine yürüyerek geçiyor.

Bir de tören kendi başına bir davet. Şehrin kendi gününü kutlamaya gelen kalabalık zaten sabah meydanda; program o kalabalığı bir yerden toplamak zorunda değil, yalnızca orada tutmak zorunda.

İkram sofrası, kortej, çocuk şenliği: Günün kendi parçaları

Şehrin programı dediğim şeyin parçaları şehirden şehre değişiyor; sahada iyi çalışanlarda şu parçalar öne çıkıyor.

İkram sofrası bunların en güçlüsü. Belediyenin kazanı, hayırsever esnafın lokması, kadın kooperatifinin standı ve yöresel yemek yarışması; bunlar bizde zaten var olan şeyler ve kurtuluş gününe taşındığında şehrin kendi sofrası oluyor. Muhtarlar aylar öncesinden mahallesinden yarışmaya kimin katılacağını konuşuyor, kooperatif o gün için ürün hazırlıyor, kazanın başında belediyenin aşçısı ve yanında o mahalleden birkaç kadın duruyor. Sofra, şehrin başka mahallelerinden insanların aynı kuyruğa girip aynı masada oturduğu nadir anlardan biri.

Kortej günün hareketi. Törenin bitiminde meydandan çarşıya inen mehter takımı, halk oyunları ekipleri, temsili kıyafetli öğrenciler, izciler, şehirde varsa atlı ciritçiler ve pek çok şehirde o günün temsili canlandırması; bunlar yeni şeyler değil, kurtuluş günlerinde zaten yapılıyor. Tasarım sorusu, kortejin tören alanının içinde kalmayıp çarşıdan geçmesi ve çarşının o yarım saat için kapı önüne çıkması.

Çocuk şenliği, günün çocuklar için törenden sonra da devam etmesi. Belediyenin şişme oyun parkı, yüz boyama, palyaço, animasyon ekibi, halk eğitim merkezinin boyama ve el işi masası, ilkokulların halk oyunları ekiplerinin çıktığı küçük bir sahne. Çocuğun o günü yalnızca sabah meydanda durduğu bir gün olarak değil, bütün gün şehirde olduğu bir gün olarak hatırlaması için.

Esnaf günün sokaktaki yüzü. Çarşının açık olması, kapı önlerinde bayrak, kortej geçerken kapıya çıkmak, o güne özel bir indirim ya da ikram, belediyenin çarşıya kurduğu eski şehir fotoğrafları sergisi. Esnafın o güne esnaf odası üzerinden aylar önce davet edilmesi gerekiyor; haftasında bir yazıyla haberdar olması değil.

Akşam konseri günün kapanışı. Önce şehrin kendi ekipleri; belediye konservatuvarının ve halk eğitim merkezinin koroları, halk oyunları, şehrin türküleri. Sonra şehrin dışından gelen bir isim. Sahne meydanda, sabah törenin yapıldığı yerde; günün sabah başladığı yerde bitmesi için.

Şehrin kendi günü, sabahki törenin yanına şehrin kendi sofrası, yürüyüşü ve akşamı eklendiğinde törenle başlayıp şehirle biten bir güne dönüşüyor.

Günü şehrin kendi kurumları taşıyor

Bu programın tamamının bir ekip tarafından satın alınarak yapılması mümkün; ama o zaman şehrin günü olmuyor, şehre yapılan bir etkinlik oluyor. Şehrin kendi gününün farkı, programın büyük kısmını şehrin kendi insanının taşıması.

Sofrayı belediyenin aşevi, kadın kooperatifi ve yarışmaya katılan kadınlar kuruyor, korteji halk eğitim merkezinin halk oyunları kursları, izci grupları ve okullar yürüyor, çocuk şenliğini belediyenin animasyon ekibi ve ilkokullar dolduruyor, fotoğrafları şehrin fotoğraf derneği çekiyor, alanda yönlendirmeyi üniversitenin turizm ve rekreasyon bölümlerinden görevlendirilen öğrenciler yapıyor, konservatuvarın korosu ve halk oyunları ekibi akşam sahnesinin ilk yarısını dolduruyor. Bu kadar kurumun o gün meydanda yerini alması için aylar önce belediyenin kültür müdürlüğünden halk eğitim merkezine, kooperatife, derneğe ve okullara giden bir yazı, kimin ne yapacağını yazan bir program, gün için servis ve öğle yemeği, günün sonunda sahneden okunan bir teşekkür ve bir plaket, ertesi yıl yeniden aranmak gerekiyor.

Belediyenin kültür müdürlüğü ile törenin zaten var olan kutlama komitesi bütünü tutuyor; takvimi, meydanın kullanımını, güvenliği, sahneyi, duyuruyu. Şehrin kendi kurumları ve insanları o bütünün içini dolduruyor. Bence bu paylaşım, günün yıllar içinde kalıcı olmasının da sebebi: Satın alınan program o yılın ekibiyle gelip gidiyor; halk eğitim merkezinin kursu, kooperatifin standı ve yarışmaya katılan kadınlar ertesi yıl kendiliğinden geliyor, çünkü geçen yıl gelenler bu yıl da orada.

Okullar o gün törenin de programın da içinde

Okullar şehrin kendi gününde zaten var; törende şiir okuyan, gösteri sunan, marşı söyleyen öğrenciler onlar. Tasarım sorusu, öğrencilerin törendeki yerini koruyarak öğleden sonraya nasıl taşınacağı.

Sahada iyi çalışan birkaç şey var. Okulun korosu ya da müzik grubu akşam sahnesinin açılışını yapıyor; törende seyirci olan aileler akşam kendi çocuğunu sahnede görüyor. Resim dersinde şehir üzerine yapılmış işler belediyenin kültür merkezi fuayesinde ya da meydandaki panolarda sergileniyor. Tarih öğretmeni öğrencileriyle o günün temsili canlandırmasını hazırlıyor; kortejde temsili kıyafetle yürüyen öğrenci, o rolü haftalarca çalışmış oluyor. İlkokullar çocuk şenliğinin hem seyircisi hem halk oyunları ekibiyle küçük sahnesinin sahibi. Üniversite varsa turizm ve rekreasyon bölümlerinin öğrencileri görevlendirmeyle yönlendirme ve karşılama ekibini oluşturuyor.

Böylece gün, okul için bir sabah töreni olmaktan çıkıp şehrin kendisinin ders olduğu bir güne dönüşüyor. Öğrenci şehrin tarihini törende dinliyor, öğleden sonra kortejde çarşısından yürüyor, akşam sahnesinde söylüyor. O çocuğun şehirle kurduğu bağ bir günde değil, bu günün her yıl tekrarıyla oluşuyor.

Gün boyu akış, sabahtan geceye tek bir takvim

Bütün bu parçaların aynı gün, aynı şehirde, birbirini bozmadan yaşanması bir akış tasarımı istiyor. Sabah tören, törenin bitimiyle kortejin başlaması, kortejin çarşıdan dönüp ikram çadırına varması, öğleden sonra çocuk şenliği ve çarşı, akşamüstü meydanın sahneye hazırlanması, akşam konser. Her parçanın bir başlama saati, bir yeri ve bir sorumlusu; parçalar arasında insanın yürüyerek geçebileceği mesafe ve zaman.

Günün akışını meydan taşıyor. Sabah törenin, öğlen sofranın, akşam konserin aynı meydanda olması tesadüf değil; meydanın gün boyu şehrin elinde kalması, programı bir yerden bir yere taşımanın yükünü ortadan kaldırıyor. Yaşlılar için gölge ve oturma yeri, çocuklar için güvenli bir alan, tuvalet ve su, kültür merkezinin kapısında ve esnafın vitrininde asılı tek sayfalık bir program, günün her saatinde meydanda belediyenin anons aracı ya da sunucusu. Bunlar büyük işler değil; ama olmadıklarında gün öğleden sonra dağılıyor.

Bir de esnekliği var akışın. Yağmur yağarsa sofra kapalı pazar yerine taşınıyor, konser kültür merkezine; bunun kararı o gün değil, aylar önce verilmiş oluyor ve herkes nereye gideceğini biliyor.

Gelenek bir yılda değil, aynı günün tekrarıyla oluşuyor

Şehrin kendi gününün asıl değeri ilk yılında görünmüyor. İlk yıl ikram çadırı biraz eksik kuruluyor, yarışmaya beklenenden az tepsi geliyor, kortej çarşıya inmeden meydanda dağılıyor, akşam konseri erken bitiyor. Sahada bunu çok gördüm ve bence doğal; çünkü gelenek dediğimiz şey iyi bir ilk yıl değil, aynı günün aynı biçimde tekrar etmesi.

Tekrar ettikçe olan şeyler şunlar: Geçen yıl yarışmaya tepsi getiren kadınlar bu yıl daha erken hazırlanıyor ve komşu mahalleyle tatlı bir yarışa giriyor, kooperatif standını büyütüyor. Kortejde geçen yıl ilkokulun halk oyunları ekibinde yürüyen çocuk birkaç yıl sonra lisenin ekibinde yürüyor. Esnaf o günü takvimine işliyor ve o güne özel ürününü ya da indirimini aylar önceden planlıyor. Şehirden ayrılmış olanlar o gün için memlekete geliyor; çünkü o gün artık yalnızca bir tören değil, memleketin kendi günü. Belediyenin fotoğraf arşivinde o güne ait bir dosya birikiyor; her yıl aynı meydan, her yıl biraz daha kalabalık.

Ve tören, bütün bu birikimin içinde yerini koruyor. Sabah meydanda yapılan tören yıllar içinde daha az değil, daha anlamlı hale geliyor; çünkü artık onu izlemeye gelen kalabalık, törenden sonra o meydanda bütün gün kalacak olan kalabalık.

Şehrin kendi gününü tasarlamak törene bir şey eklemek değil, törenin yanına şehri koymak. Sabahki tören o günün anlamını on yıllardır taşıyor; şehrin programı o anlamı sofraya, sokağa, çocuğa ve akşama taşıyor. Bunu yapan şehirde o gün bir takvim yaprağı olmaktan çıkıp şehrin kendisini gördüğü bir güne dönüşüyor ve bu dönüşüm bir kerede değil, aynı günün her yıl aynı meydanda tekrar etmesiyle oluyor.

Bu şehrin kendi gününde tören bittikten sonra meydanda kaç saat daha şehir var?

Tören bittikten sonra ses sistemini söküp kamyonete yükleyen ekip bunu herkesten iyi biliyor; çoğu şehirde o kamyonet öğleden önce meydandan çıkmış oluyor.

İlgili Yazılar