İçindekiler
Türkiye’de son on yılda kırsal turizm için çok emek harcandı; hibeler, fonlar, belediye projeleri, üniversite araştırmaları. Yüzlerce proje, binlerce rapor, onlarca “köy turizmi modeli.”
Ve sahada gerçekten çalışan, yani yıl boyu ziyaretçi alan, köylünün gelir elde ettiği, beş yıl sonra hâlâ ayakta olan örnek sayısı, bu emeğin yanında az.
Bunun sebebi, bence, projelerin köyün gerçeği üzerine değil, şehirlinin köy hayali üzerine kurulması.
Hayal şu: Taş ev, bahçede kahvaltı, tavuk sesi, köy pazarı, organik her şey, akşam şöminenin yanında sohbet, sabah ineği sağmak. Bu hayal, hibe başvurusunda çok güzel yazılıyor; projenin görselleri çok güzel oluyor; açılışta herkes memnun. Sonra ziyaretçi gelmiyor ya da geliyor ve ikinci kez gelmiyor; köylü “turist işi” diye başladığı şeyden vazgeçiyor; taş ev kapalı kalıyor.
Bu yazıda köy turizminin neden çoğu zaman tutmadığını, nerede tuttuğunu ve ikisi arasındaki farkı konuşmak istiyorum. Köy turizmine karşı değilim; köy turizmi romantizmine karşıyım.
Hayal ile gerçek arasındaki fark
Şehirlinin köy hayaliyle köyün gerçeği arasındaki boşluk, projelerin ilk yıl fark etmediği şey.
Hayalde köy sessiz; gerçekte köy, sabah altıda traktör sesi, akşam komşunun düğünü, gece köpek sesi. Hayalde köy temiz; gerçekte köy, hayvan kokusu, çamur, sinek, bazen çöp. Hayalde köylü konuksever; gerçekte köylü, kendi işini yapan ve yabancıya alışık olmayan bir insan. Hayalde köy evi otantik; gerçekte köy evinin tuvaleti dışarıda, ısınması soba, interneti yok.
Bunların hiçbiri köyün kusuru değil; köyün kendisi. Sorun, projenin bu gerçeği “düzelterek” hayale benzetmeye çalışması. Taş ev restore ediliyor, tuvalet içeri alınıyor, internet çekiliyor, bahçe düzenleniyor. Ortaya çıkan şey, köyde bir butik otel; köy evi değil.
Ve butik otel, köy olmadan da olabilirdi. Ziyaretçi, köye köy için geliyor; köyü silip butik otel koyan proje, ziyaretçinin geldiği şeyi yok ediyor.
Köylü neden devam etmiyor?
Köy turizmi projelerinin ikinci yılında aynı şey oluyor: Köylü vazgeçiyor.
Hibe alınmış, ev restore edilmiş, eğitim verilmiş, tabela asılmış. İlk yaz birkaç ziyaretçi gelmiş. İkinci yıl köylü, evi yeniden kendi kullanımına almış ya da kapatmış. Neden?
Gelir, zahmete değmiyor. Yılda on misafir, her biri iki gece; toplam gelir, bir mevsimlik tarım gelirinin yanında küçük. Oysa misafir için hazırlık, temizlik, yemek, ilgi; sürekli bir iş.
Ziyaretçi düzensiz. Bir hafta üç misafir, sonra iki ay kimse. Köylü, ne zaman hazır olacağını bilmiyor; gelen misafir için çarşıdan malzeme alıyor, gelmeyen misafir için elinde kalıyor.
Pazarlama yok. Proje bitince proje ekibi gidiyor; evi kim anlatacak, rezervasyonu kim alacak, telefona kim cevap verecek? Köylü, otel işletmeyi bilmiyor ve bilmek zorunda da değil. Ama onun yerine bunu yapan kimse yok.
Kültürel yorgunluk. Yabancıyı evinde ağırlamak, hele her hafta, köylü için yorucu. Misafir sevilen bir şey; “müşteri” başka bir şey. Köylü bu ikisini ayırmakta zorlanıyor ve bir süre sonra ikisini de istemiyor.
Köy turizmi projeleri açılışla başlıyor, pazarlamayla devam etmesi gerekiyor; proje ekibi gidince pazarlama da bitiyor.
Nerede çalışıyor?
Türkiye’de köy turizminin çalıştığı yerler var ve ortak noktaları var.
Şirince, Cumalıkızık, Safranbolu’nun köyleri, Karadeniz’in bazı yaylaları, Ege’nin bazı zeytin köyleri, Kapadokya’nın bazı köyleri. Bunlarda köy turizmi çalışıyor; ama bir projeyle değil, yıllar içinde kendiliğinden ve belirli koşullarla.
Birincisi, yakınlık. Çalışan köylerin hepsi büyük bir şehre ya da büyük bir turizm merkezine yakın. Şirince, Efes ve Kuşadası’nın yanında; Cumalıkızık, Bursa’nın içinde; Kapadokya köyleri, Kapadokya’nın parçası. Ziyaretçi köye köy için gelmiyor; başka bir sebeple gelip köye uğruyor. Tek başına duran, iki saat yol gerektiren köy, hibe ne olursa olsun ziyaretçi almıyor.
İkincisi, bir ürün. Şirince’de şarap ve bir sokak; Cumalıkızık’ta kahvaltı ve tarihi doku; zeytin köylerinde zeytinyağı ve hasat. Köyün kendisi değil, köyün bir ürünü ziyaretçiyi getiriyor. “Köy hayatı” bir ürün değil; “zeytin hasadına katılmak” bir ürün.
Üçüncüsü, dışarıdan biri. Çalışan köylerin çoğunda, turizmi başlatan şehirden gelmiş bir kişi var; bir ev almış, restore etmiş, pansiyon açmış, pazarlamayı yapmış. Köylü sonradan katılmış. Bu, projelerin “köylü işletmeci olsun” hedefiyle çelişiyor; ama gerçek bu. Köy turizmini köylü başlatmıyor; köylü, başlatılmış olana katılıyor.
Dördüncüsü, ölçek. Çalışan köylerde turizm, köyün ana geçimi değil; ek geliri. Köylü tarımına devam ediyor, turizm yanında. Turizmi ana geçim yapmaya çalışan köy, ilk kötü sezonda batıyor.
Projeler neyi yanlış kuruyor?
Bu dört koşulla projelerin varsayımlarını karşılaştırınca sorun görünüyor.
Projeler, uzak ve “bozulmamış” köyü seçiyor; oysa çalışan köyler, yakın ve biraz bozulmuş köyler. Projeler, “köy hayatı” satıyor; oysa çalışan köyler, bir ürün satıyor. Projeler, köylüyü işletmeci yapmaya çalışıyor; oysa çalışan köylerde işletmeci dışarıdan gelmiş, köylü tedarikçi. Projeler, turizmi köyün yeni geçimi olarak sunuyor; oysa çalışan köylerde turizm ek gelir.
Ve projeler, açılışla bitiyor. Restorasyon, eğitim, tabela, kurdele; sonra kimse yok. Oysa köy turizminin asıl işi açılıştan sonra başlıyor: Pazarlama, rezervasyon, misafir ilişkisi, kalite, süreklilik. Bu işi yapacak yapı, projede hiç yok.
Bence kırsal turizm projelerinin kurgusu değişmeli: Restorasyonla bitmeyen, beş yıllık işletme ve pazarlamayı da içine alan bir model. Taş ev yapmak kolay; taş eve on yıl misafir getirmek zor ve asıl ihtiyaç o.
Köy turizmi ne olabilir?
Romantizmden çıkınca köy turizmi için daha gerçekçi bir çerçeve kalıyor.
Köy, bir destinasyonun parçası; tek başına destinasyon değil. Yakındaki şehrin ya da turizm merkezinin rotasında bir durak; yarım gün, bir öğle yemeği, bir hasat, bir pazar.
Köyün ürünü var; köy hayatı değil. Zeytinyağı, peynir, bağ, bal, el sanatı, bir yemek, bir gelenek. Ziyaretçi o ürün için geliyor ve köy, ürünün etrafında.
Köylü tedarikçi ve ev sahibi; işletmeci değil. Yemeği veriyor, ürünü satıyor, bahçesini açıyor; rezervasyonu, pazarlamayı, kaliteyi bir yapı yönetiyor. Bu yapı, bir kooperatif, bir belediye birimi, bir yerel şirket ya da dışarıdan gelmiş bir girişimci olabilir.
Turizm ek gelir; ana geçim tarım. Köyün tarımı turizmle güçleniyor, turizmle yer değiştirmiyor.
Ve proje desteği, beş yıllık; açılışa değil, açılıştan sonrasına.
Sonuçta
Köy turizmi, Türkiye’de on yıldır açılışla başlayıp açılışta biten bir hayal. Taş ev, kahvaltı, organik her şey; projede güzel, sahada ziyaretçisiz. Çünkü proje köyün gerçeğini değil şehirlinin köy hayalini kuruyor ve köylü, ikinci yılda vazgeçiyor.
Çalışan köy turizmi, yakın, ürünlü, dışarıdan başlatılmış, ek gelirli ve açılıştan sonra da yönetilen köy turizmi. Bu, hibe başvurusunda daha az romantik görünüyor; beş yıl sonra hâlâ çalışıyor.
Bu köye, köy için değil, ne için gelinecek?
Cevap “köy hayatı için” ise proje bir hayal. Cevap bir ürünse, köy turizmi başlayabilir.



