Destinasyonun Fotoğraf Noktaları Kendiliğinden Oluşmuyor

Bir şehrin sosyal medyada nasıl göründüğünü ziyaretçinin fotoğraf çektiği birkaç nokta belirliyor ve o noktalar tesadüfen oluşmuyor. Manzara, ışık saati, güvenli durma yeri, küçük bir işaret ve yanındaki esnaf. Bir seyir terasında bir akşamüstü, bunların hepsi tek karede görünüyor.

Mertcan Tekin 5 dk okuma
Destinasyonun Fotoğraf Noktaları Kendiliğinden Oluşmuyor
İçindekiler
  1. Akşamüstü tepedeki seyir terasında
  2. Noktayı manzara değil, etrafına eklenenler kuruyor
  3. Paylaşılan kare şehre nasıl dönüyor?
  4. Tek nokta kalabalık yapıyor, birkaç nokta şehri gezdiriyor
  5. İlgili Yazılar

Bir destinasyonun bugün nasıl göründüğünü tanıtım filmi değil, ziyaretçinin çektiği fotoğraf belirliyor. İnsanlar bir yere gitmeden önce oranın fotoğraflarına bakıyor ve o fotoğrafların çoğu şehrin birkaç noktasından çekilmiş; aynı köprü, aynı tepe, aynı sokak, aynı pencere. Şehrin dışarıdaki yüzü aslında o birkaç nokta.

Bu noktaların kendiliğinden oluştuğunu düşünüyoruz; manzara güzel, insanlar oraya gidip fotoğraf çekiyor. Ben öyle olmadığını düşünüyorum. Bir fotoğraf noktası manzaradan fazlası; oraya kolay ulaşılması, güvenle durulması, ışığın doğru saatte gelmesi, kareyi işaret eden bir şey ve yanında çay içilecek bir yerin olması gerekiyor. Bunlar olmadığında güzel manzara fotoğrafsız kalıyor; olduğunda sıradan bir köşe şehrin en çok paylaşılan karesi oluyor.

Akşamüstü tepedeki seyir terasında

Bir sahne anlatayım; belli bir şehir değil, birkaç şehrin akşamüstünden derlenmiş bir saat.

Şehrin üstündeki tepeye çıkan yolun sonunda küçük bir seyir terası var. Buradan yıllardır fotoğraf çekiliyormuş; ama eskiden yol kenarında durulurmuş, arabalar geçermiş, korkuluk yokmuş. Şimdi yolun kenarında taş döşeli bir platform, alçak bir korkuluk, birkaç bank ve köşede şehrin adını yazan büyük harfler var. İnsanlar harflerin önünde duruyor, kareyi paylaşırken şehrin adını etiket olarak yazıyor ve aramada şehir bir araya geliyor.

Güneş batmaya bir saat kala platform doluyor; çiftler, aileler, tek başına gelen gençler, fotoğrafçısıyla dış çekime gelen bir gelin damat. Herkes aynı yöne bakıp aynı kareyi çekiyor ve bu kötü bir şey değil; o kare şehrin karesi. Platformun hemen arkasında bir çay bahçesi; eskiden yol kenarında seyyar bir çaycıymış, şimdi küçük bir kulübe, tuvalet ve birkaç masa. Çaycı günün en iyi saatini biliyor, akşam vardiyasını ona göre kuruyor. Yolun aşağısında bir dondurmacı ve bir büfe açılmış; onlar da gün batımının müşterisini bekliyor.

Karanlık çöktüğünde kalabalık dağılıyor; platform aydınlatılmış, inen yol da öyle. Ertesi sabah aynı kare şehrin etiketiyle onlarca hesapta duruyor ve o kareyi gören biri yaz planına bu şehri ekliyor.

Noktayı manzara değil, etrafına eklenenler kuruyor

Yukarıdaki sahnede manzara en baştan vardı; noktayı kuran şey manzaraya eklenenler.

Durma yeri bunların en az konuşulanı. İnsan güzel bir manzaranın önünde güvenle duramıyorsa, yol kenarındaysa, arabalar geçiyorsa, kısa durup gidiyor ve çoğu zaman kareyi çekmiyor bile. Küçük bir platform, bir korkuluk, bir bank; bu kadarı yetiyor ve bunu yapan çoğu zaman belediye. Işık saati de öyle; her manzaranın bir saati var, sabah ya da akşam, ve bu saati bilen insan o saatte geliyor. Bu bilgi çoğu zaman sosyal medyada dolaşan karelerden öğreniliyor; otel resepsiyonunun ya da çaycının “gün batımına yarım saat kala gelin” demesi, insanları yanlış saatte gelip dönmekten kurtarıyor.

Bir işaret, “kare burada” diyen şey. Türkiye’de bunun en yaygın hâli şehrin adını yazan büyük harfler ve bence işini görüyor; insan önünde duruyor, kare belli oluyor. Aynı işi daha küçük şeyler de görebiliyor: Zemine çizilmiş bir çerçeve, bir bank, bir levha. Harflerin önünde çekilen kare şehrin adını, bankın önünde çekilen kare manzarayı gösteriyor ve iyi bir noktada ikisi de var. Erişim de noktanın parçası; yolun asfaltı, dolmuşun ya da belediye otobüsünün durağı, yürüyerek çıkan için kaldırım, araba için park yeri. Park yeri olmayan nokta yol kenarını tıkıyor ve bir süre sonra mahalle haklı olarak şikâyet ediyor.

Yanındaki esnaf ise bence noktanın şehre dönen tarafı. Çaycı, dondurmacı, büfe, tuvalet; insan gün batımını bekliyor ve bu bekleyiş harcamaya dönüyor. Nokta kurulup esnaf yoksa insan fotoğrafı çekip gidiyor; esnaf varsa bir saat kalıyor ve o saat şehirde kalıyor.

Bir fotoğraf noktası manzarayla değil, manzaranın önüne konan güvenli bir durma yeri, doğru saat, bir işaret ve bir çaycıyla kuruluyor.

Paylaşılan kare şehre nasıl dönüyor?

Bir karenin şehre dönmesi için karede şehrin tanınması ve kareyi gören insanın o yere nasıl gideceğini bulabilmesi gerekiyor.

Tanınma işi etiketle ve işaretle çözülüyor; şehrin kendi etiketi, karedeki harfler, karede görünen tanıdık bir silüet. Bu etiketin tek olması önemli; her kurum kendi etiketini icat ettiğinde kareler dağılıyor ve aramada şehir görünmüyor. Turizm derneği, oteller, belediye ve esnaf aynı etiketi kullandığında yüzlerce ziyaretçinin çektiği kare tek bir yerde toplanıyor ve o yer şehrin en gerçek tanıtım sayfası oluyor; çünkü oradaki fotoğrafları şehir değil, ziyaretçi çekmiş.

Yolun bulunması ise harita işi. Kareyi gören insan noktanın adını arayıp haritada bulabiliyorsa geliyor; bulamıyorsa kare güzel bir resim olarak kalıyor. Noktanın harita uygulamasında bir adının, bir konumunun, birkaç yorumunun olması o kareyi bir ziyarete çeviriyor. Bu iş çoğu şehirde sektörün masasında değil; otel resepsiyonu noktayı tarif edemiyor, haritada nokta yok, acentenin şehir turunda nokta yok. Oysa haritaya bir nokta eklemek bu zincirin en ucuz halkası.

Tek nokta kalabalık yapıyor, birkaç nokta şehri gezdiriyor

Bir destinasyonun tek bir fotoğraf noktası olduğunda o nokta kalabalıklaşıyor; akşamüstü aynı platforma yüzlerce insan yığılıyor, herkes aynı kareyi çekiyor, mahallenin yolu kapanıyor ve bir süre sonra karede manzaradan çok insan görünüyor.

Bence çözüm noktayı büyütmek değil, çoğaltmak. Aynı şehirde sabah ışığı için başka bir yer, gün batımı için başka bir yer, çarşının içinde bir sokak, kıyıda bir iskele, eski mahallede bir kapı. Her birinin kendi saati, kendi işareti, kendi esnafı var ve ziyaretçi bir yer yerine beş yer geziyor. Bu hem kalabalığı dağıtıyor hem de ziyaretçiyi şehrin içine yayıyor; tepedeki platformun çaycısı değil, beş ayrı mahallenin esnafı kazanıyor.

Noktaların birbirine bağlanması da bu işin parçası: Belediyenin kahverengi yönlendirme tabelaları, otel resepsiyonunda misafire verilen küçük bir harita, acentenin yarım günlük şehir turuna iki noktanın daha eklenmesi. Ziyaretçi bir noktadan diğerine giderken şehrin içinden geçiyor ve o yol, şehrin fotoğraf çekilmeyen yerlerini de görmesine sebep oluyor.

Tepedeki o akşamüstünü anlattım; platform, korkuluk, harfler, çaycı, inen yolun ışığı. O kare şehrin en çok paylaşılan karesi oldu ama bunu sağlayan şey manzara değil; manzaranın önüne biri bir platform koydu, biri harfleri dikti, biri bir çay ocağı açtı.

Bu şehrin en çok paylaşılan karesi nerede çekiliyor ve orada güvenle durulacak bir yer, kareyi gösteren bir işaret ve bir çaycı var mı?

Bu soruya cevap verebilen şehir, kendi görünürlüğünü tesadüfe bırakmamış demektir.

İlgili Yazılar