Ana Sayfa Blog

Korona’nın Turizm Sektörüne Etkisi

0

Koronavirüs dünyada ciddi etkiler gösteriyor. Görüldüğü her ülkenin bir numaralı gündemi oluyor. Aralık 2019’da yayılmaya başlayan bu virüs, ülkemiz de başta olmak üzere bir çok ülkede görüldü. Tüm dünyada insanların ölümüne sebep oldu ve hayatı durma noktasına getirdi. Hatta ben bu yazıyı yazarken tüm ülkelerde 510.000’ doğrulanmış vaka var. Bu olayın ciddiyetini anlamamız için yeterli bir sayı olsa gerek. Son zamanlarda Dünya’da sadece oluşturduğu ürünlerin kalitesi ve Amerika ile ticareti konusunda anlaşmazlıklarıyla konuştuğumuz bir ülkenin, dünyayı bu denli etkileyebileceğini tahmin etmezdik.

Çin Dünya Turizm Ekonomisini Nasıl Etkiler?

Dünya’nın en çok seyahat eden ülkesi Çin. UNWTO’nun raporuna göre, Çinliler 2018’de 150 Milyon’dan fazla seyahat etti. 277 Milyar Dolar para harcadı. Hatta bir çok destinasyon Çin vatandaşlarına özel hizmetler geliştirdi. Bu hizmete yönelik istihdam sağlamak, ödeme teknolojilerini değiştirmek gibi bir çok adım attı. Ancak! Bir çok havayolu Çin’e olan uçuşlarının tümünü durdurdu.Hatta Çin’de bugün, ikinci bir gelişmeye kadar oturum izinleri de dahil olmak üzere tüm yabancıların ülkeye girişini yasakladı. Bazı şehirlerinde de karantina uygulamaya devam ediyor. Dolayısıyla bir çok havayolu, konaklama, yiyecek-içecek işletmesi bu yıl Çin’den gelen yolcuları -tüm dünya COVID-19’u atlatsa dahi- unutmak zorunda kalacak. Çünkü Çin ikinci bir salgın dalgasından çekiniyor. IATA, sırf Çin’den kaynaklı havayolu kaybının 30 Milyar Dolardan fazla olduğunu duyurdu. Zaten son yıllarda patır patır uçaklarını hangarlara çeken ve iflaslar açıklayan havayolu şirketleri için de inanılmaz hızlı bir çöküş yaşayacak.

Cruise Seyahati için de durum benzer. Amerika’dan sonra, Cruise Seyahat için en büyük pazar Çin. 2.4 Milyon Çin vatandaşı, Cruise seyahatlerine katılıyordu. Hatta 5 yıllık dönemde en büyük pazar olması bekleniyordu. Ancak, Diamond Princess’te gerçekleşen vaka sayıları ve ölümler dolayısıyla tüm Cruise gemileri Çin’e olan liman ziyaretlerini iptal etti. 12 Aydan daha kısa sürede başlamayacağı kesin olan seyahatler, bir çok şirket için marka algısı düşüşü sanırım kolay toparlanamayacak zararlara sebep olacaktır.

Ve MICE! Dünya ticaretinin küresel öncülerinden olan Çin, iş seyahati ve etkinlikler açısından da en çok faaliyet düzenleyen ülkelerden biri! Çin’in küresel dolaşıma az katılması ve küresel salgının devamının ön görülmesi, MICE sektörü için maalesef büyük bir Çin darbesi olacak.

Tabii ki burada yalnızca Çin’in etkisini konuşmak yanlış olacaktır. Küresel etkisi daha ağır olacak bu salgını iyi kavramak gerekiyor.

Küresel Turizm Ekonomisine Etkisi Nasıl Olacak?

Bazı kaynaklara göre turizm ekonomisi; her yıl 6 Trilyon $ gelir ve 319 Milyon kişinin istihdamını sağlayan bir ekonomi. Bu ekonomik döngü içerisinde oteller, perakende, yiyecek-içecek şirketleri, otobüs firmaları, havayolları firmaları, teknoloji firmaları, kongre, etkinlik, fuar firmaları ve tüm bunlara tedarik sağlayan şirketler bulunuyor. Turizm sektörü, tüm dünya ekonomisinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla denilen (GDP)’nin %10,4’ünü ve tüm dünya istihdamının da %10’unu karşılayan bir sektör. Turizm sektörünün sarsılması demek, şüphesiz küresel bir ekonomik kriz zincirini başlatacaktır.

Salgınların ve terör olaylarının turizm sektöründe büyük etkiler gösterdiğini hepimiz biliyoruz. Sars’tan ve Ebola’dan sonra sektörün nasıl etkilendiğini gördük. Amerika’da 9 Eylül saldırılarından, Paris’te gerçekleştirilen, İstanbul’da Havalimanı’nın bombalanması ve Sultanahmet’te yaşanan patlamalar sonrasında turizm sektöründe yaşanan düşüşleri hepimiz beraber yaşadık. Korona virüsün de tahmin edilenden daha uzun süreceğinin anlaşılmasıyla beraber sektör krizi atlatamayacağını yüksek sesle dillendirir hale geldi. 2020 Ocak ayında umursamadığımız korona, küresel turizm ekonomisinin önündeki en büyük engel.

Biliyoruz ki Sars ve Ebola’nın etkisinden daha fazla bi durgunluk süreci yaşayacağız. Tüm şehirler, metropoller, ülkeler sokaklardan çekilip evlerine kapanmışken bu etkinin çabuk geçebileceğini hayal etmek, sanırım ütopya olur. Çünkü Sars yayılırken sosyal medya ve iletişim kanalları yok denecek kadar azdı. Ancak bugün, Korona ile ilgili dünyada yaşanan tüm olayları an be an sosyal medyadan takip edebiliyoruz. Bu da psikolojimizi olumsuz yönde etkiliyor. Tüm satınalma tercihlerimizi, hareket tercihlerimizi bu yönde kısıtlıyoruz. Önlemleri, yapılması gerekenleri hızlı bir şekilde -bir çok bilgi kirliliği dolaşmasına rağmen- bir birimizle paylaşabiliyoruz. Bu sebeple Çin’de salgının yayılmasıyla, bir çok şirket önlem olarak kısıtlamalara giderek kurumsal organizasyonlarını iptal etti. Bir çok insan seyahatlerini durdurdu. Harcamalarını kısıtladı. Dolayısıyla büyük bir ekonomik problemler zinciri o dönemde başladı.

Çok Büyük Organizasyonlar İptal Edildi!

Dünya’da rekreatif amaçla ve MICE amacıyla gerçekleştirilecek aktivitelerin tümü Korona virüs sebebiyle iptal edildi. Automechanika, Cenevre Otomobil Fuarı, Barselona’da gerçekleşecek Mobil Dünya Kongre’si, Facebook’un F8 Konferansı, ITB Berlin gibi marka olmuş bir çok etkinlik iptal veya erteleme yapmak zorunda kaldı. Bu tarz organizasyonların; gerçekleştirildikleri destinasyonlara çok ciddi ekonomik kazançlar sağlayan organizasyonlar olması sebebiyle yine çok ciddi zararlara sebep olduğunu tartışmanın bir anlamı yok sanırım. Bu yaraların destinasyonlar tarafından nasıl onarılabileceğini konuşmak apayrı bir roman konusu olacağından şu an bu konuya değinmenin anlamı yok sanırım.

Sars’tan Farkı Nedir? Neden Daha Hızlı Yayıldı?

2003 yılında yayılan Sars ile Covid’in yayılma hızının farkı tamamen dünyada gerçekleşen dolaşım kaynaklı. 2002 yılında Çin, 38 Milyon yabancı turist alırken 2019 yılında 142 Milyon turist aldı. Yine Çin, 2003 yılında yurtdışına 17 milyon vatandaş gönderirken, 2019 yılında 134 milyon vatandaş yurtdışına çıktı. Bu sayılar bile yayılım hızının artışına nedeni çok ciddi derecede açıklıyor.

Günün sonunda tüm toplumların sağlığına ciddi bir darbe vursa da Çin’in küresel ekonomide ve turizmde 18 yılda kat etmiş olduğu bu hızlı büyüme hikayesi ise apayrı bir başarı öyküsü olsa gerek.

Sars ile Covid 19’u karşılaştıran bir tabloyu aşağıdaki gibi derledim.

Uzun Dönemde Ne Olacak?

Herkesin dillendirdiği gibi, benim de yukarıda paylaştığım gibi turizm bir çok sektörü destekleyen bir Lokomotif. Dolayısıyla duran turizm aktivitelerinin etkisini önümüzdeki dönemlerde daha çok hissedeceğiz. Hayatın turizmciler açısından olağan akışına girmesi çok zorlu olacak.

Turizmciyseniz şöyle bir düşünün; her şey olağan akışında devam ediyor olsa muhtemelen önümüzdeki hafta otelinizin doluluk oranını %5 artırmak adına çalışmalar yapıyor olacakken, bugün %100 boş bir otelle baş başasınız veya bir çalışansanız ücretsiz izinde evde oturuyor bile olabilirsiniz. Ya da sağlam ekonomik temelleri olan bir şirketin çalışanıysanız ücretli izinde kaygıyla geleceğe bakıyorsunuzdur. Bir MICE şirketi veya tedarikçisiyseniz yarınki kuruluma yetişecek şeyler için uykusuz kalmıştınız değil mi? Yorulmuştunuz, yemek dahi yememiştiniz. Belki maalesef çocuğunuzu görememiştiniz. Ancak ne yazık ki geldiğimiz noktada iptal edilen işlerden alamadığınız hizmet bedellerini ya da satın almasını yaptığınız ekipmanların ödemelerini nasıl yapacağınızı kara kara düşünüyorsunuz.

Sektörde yalnızca tüketici olarak yani “müşteri, misafir vb.” olarak bulunan bir kişiyseniz siz de muhtemelen tüm dünya olağan akışında devam etseydi ucuz uçak bileti bakıyordunuz. Yahut yaz tatilinizi planlıyordunuz. Nereye gitmek isterdiniz sahi? Milano güzel bir seçenek olabilirdi. Ya da Antalya’da sahilde keyif yapmak ne güzel olurdu değil mi?! Hatta kurumsal iletişimci veya İK’cıysanız şirketiniz için mayıs ayında gerçekleştireceğiniz away-dayi, yahut lansmanı planlarken bunalmış bile olabilirdiniz.

Ama ne yazık ki, tüm bunlar günlük gündemimizden fazlasıyla uzakta şu anda. Keşke o günler çok uzakta olmasaydı! Uzak görüşünü kendim dillendirmiyorum. Bunu hepimiz biliyoruz kabusun kısa sürmesini diliyoruz. Ancak UNWTO önceki salgınları analiz etti ve hiç görmek istemeyeceğimiz bir sonucu önümüze koydu. Normalleşme süreci ve ortalama düzelme süresi 19 Ay’dan uzun sürecek. Bu hepimiz için çok karamsar bir tablo olsa da tam performans işlerimize geri dönmemiz adına baz almamız gereken sürenin bu olduğuna ben yürekten inanıyorum aksi taktirde büyük bir hayal kırıklığıyla baş başa kalabiliriz.

Dolayısıyla bir süre daha misafirsiz kalacak otelcilere, bir süre daha operasyondan uzak kalacak etkinlikçilere, tursuz kalacak rehberlere, uçak bileti ve tatil satamayan acentelere kolaylık dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden. Dilerim gereken desteği, ilgili kurumlardan alabiliriz. Dilerim bu yalnızlığımız uzun sürmez.

#EvdeKal’ın, kara kara düşünüp canınızı sıkmayın. Toplum psikolojisinin bu tarz salgınlarda önem az ettiğini unutmayıp birbirimizden desteği esirgemeyelim. Unutmayın, bu günler geçtiğinde paylaşacak ve konuşacak birbirimize anlatacak çok anımız olacak. Sizinle güzel günlerde görüşmek dileğiyle.

Marka Etkinlikler Gerekiyor!

0
etkinlikler

Türkiye son bir kaç senedir çok ciddi virajlardan dönüyor. Sınır bölgelerindeki güvenlik problemlerinin çözümü için başvurulan askeri operasyonlar, ekonomik gelişmeler ve güvenlik kaygılar neticesinde bazı problemler doğuyor. Bu problemlerin en temeli, küresel kamuoyunda Türkiye’de turizm yavaşlıyor algısının yayılması. 

İstatistiklere ve otel doluluklarına baktığımız zaman, realitede Türkiye’nin böyle bir problemi görülmüyor. Geçen yıla oranla üç milyon kişiye yakın daha fazla ziyaret almışız ülkeye.

 Tabii İspanya gibi bir ülke ile kıyasladığımızda kapasite bakımından hala hayal ettiğimiz noktada değiliz. İspanya 2018 verilerine göre 80 milyon ziyaretçiye erişmişken, Türkiye 2018 verisine göre 45 milyon ziyaretçi ile seneyi kapattı.  Bu yıllardır artırılmaya çalışılan bir sayı, ancak bizim hedefimizde daha farklı bir strateji olmalı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sektörden biri olan Sayın Mehmet Ersoy’un yönetime geçmesi ile sektörde stratejik olarak ciddi değişiklikler olması beklenen bir durumdu, öyle de oldu. 

Ziyaretçi sayısını artırmak için çabalanan stratejiler başarılı olsa da farklı bir strateji çizildi. Artık odak noktamızda ziyaretçi sayısından ziyade, ülkeye bıraktıkları döviz var.  Bu rakamları yukarı çekmek doğru ve farklı çalışmalar yapmaktan geçer. Ülkenin küresel kamuoyunda turizm itibarının artırılması bunlardan yalnızca biri. Bu da bakanlık çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın çalışmalarıyla ve INFLOW Summit gibi faydalı etkinliklerle zaten yapılıyor. 

Para Harcayan Turist için Etkinlikler Geliştirmeliyiz! 

Bunun dışında, destinasyonlarımızın ve yerel yönetimlerin turizm planına dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Destinasyonlarda turizm ile ilgili tüm paydaşların koordine olması bizim hiç bir algı çalışmasına gerek duymadan turistik itibarımızı yükseltecektir. Bununla beraber harcamaları yükseltecek eylem planları da hazırlamamıza kolaylık sağlayacaktır. Türkiye’ye gelen bir turistin daha fazla para harcaması için neler yapılması gerektiği konusu ortak bir akıl tarafından ele alınmadığı müddetçe başarıya ulaşacak gibi durmuyor.

Geçtiğimiz yıla oranla 13$ artarak 649$’a gelen kişi başı ortalama harcama tutarını 1.000$ ve üstü bir tutara nasıl taşıyacağımızı birlikte düşünmemiz gerekiyor. Özellikle turizmde bazı noktalarda vergilendirilemeyen, kaydedilemeyen bir nakit akışı olduğunu söylemek ve belirtmek gerekiyor. Tabii ki bu iddialar hepimizin duyduğu-bildiği cinsten. Yoksa kimseyi itham altında bırakmak istemem! Ancak bir turist ülkeye girdiği andan itibaren, faturasız/fişsiz bir şekilde taksiye bindiği an dahi bu vergilendirilemeyen nakit akışı serüveni başlıyor.  Öncelikle bu serüvenin başlangıcından itibaren her adımına dur demek gerekiyor. Yine Turistik destinasyonlarda bulunan hediyelik eşya dükkanları, restaurantlar, kaçak rehberler, otobüsler aracılığıyla bu had safaya taşınıyor. Ancak bunu inceleyen mekanizma genel ağırlıkta emniyet ve TURSAB ekipleri oluyor. 

Bunu ulusal bir anlayışa dönüştürmemiz lazım. Ülkenin her noktasında kayıt dışı turizmi durdurursak kısa sürelerde kişi başı turizm harcamalarında 1.000$ rakamlarını görmemiz hayal değil. 

Yeniden küresel etkinliklere ev sahipliği yapacak ortamlar hazırlamamız lazım. Hint pazarı noktasında bence bir başarı kazandık. Hindistan pazarında faaliyet gösteren şirketler iç etkinliklerini dahi Türkiye’de yapmaya başladı. Farklı pazarlarda da girişim var. Ancak bunu daha fazla artırmalıyız. Ulusal yatırım olarak görerek, kitlelere hitap edebilecek etkinlikler geliştirmemiz gerekiyor. Dünyanın farklı yerlerinden binlerce insan çekebilecek festivallere ev sahipliği yapmamız hiç de zor değil. Para harcayan turist gruplarını çekecek projeleri çıkartabilecek gücümüz var. 

Bununla beraber, destinasyonları ortak bir proje ile geliştirerek taksicisinden, otelcisine kadar tüm paydaşları sürece dahil ederek inanılmaz bir çalışma sistemi kurabiliriz. Türkiye’ye gelen her turist gelecek sene beraberinde bir misafiriyle gelsin istiyorsak bunu sağlamanın da bizim elimizde olduğunu bilmemiz gerek.

Cari Açığı Turizm Kapatır!

0

Cari Açığı Turizm Kapatır!

Ülkemizin var olan cari açığını kapatmanın en temel yollarından biri ihracatı arttırmak. İhracatın artması için üretimin çok ciddi seviyede yükselmesi gerekiyor. Ancak, üretimin yükselmesi için ar-ge faaliyetleri, üretimin başlaması, ürünün satışa çıkması, pazarlama faaliyetleri gibi bir çok süreçten geçilmesi gerekiyor. Bu süreci zamanla ölçmeye kalktığımızda sistemin oturması adına minimum beş yıla ihtiyacımız var. Ancak ülke olarak kaybedecek zamanımız yok. Son zamanlarda yaşanan gelişmeleri gözlemledikten sonra, son zamanlarda tek hemfikir olduğumuz konu bu diye düşünüyorum. Ancak, Amerika ve diğer yabancı ülke menşeili ürünlere olan bağlılığımızı azaltmak bu işin tek çözümü değil. O ürünlere Çin gibi alternatifler üretebiliyor olmamız lazım. Biz bu alternatifleri araştırırken bir yandan da acil eylem planları devreye koymamız gerekiyor.

Benim şahsi kanaatim bu acil eylem planlarının ele alması gereken en öncelikli konu Turizm! İyi de zaten turizmde iyiyiz diyenlerinizi duyuyor gibiyim. Geçenlerde katıldığım bir toplantıda, çok sevdiğim bir büyüğüm dünya kongre turizminin en büyük otoritelerinden olan ICCA(Uluslararası Kongre ve Konvansiyon Birliği)’nin istatistiklerini hatırlattı. Bu hatırlatmayı ben de bu vesileyle size aktarmak istedim, ICCA 2015 yılında Dünya’da kongreler için en çok tercih edilen şehirleri yayınladığında İstanbul 8. sıradaydı. 2017’de ise Avrupa’da 74. Dünya’da ise 133. Sırada! Evet çok acı. 2 senede yaşanan bu düşüş, cari açığı da etkileyen en önemli faktörlerden aslında. Küçük bir rakam gibi görülse de her uluslararası kongrenin ülkeye bıraktığı döviz miktarı yekünde çok ciddi rakamlara erişiyor. Bu düşüşün temel sebepleri arasında Atatürk Havalimanı’nda ve Sultanahmet’te gerçekleşen bombalı saldırılar yatıyor. Terörün sadece kendi vatandaşımızı ve iç ekonomimizi etkilediğini düşünenlere okutulması gereken istatistikler bunlar bence. Dış ülkelere kayan bu ekonomik girdinin bizi etkilemesine kimler sevinir bir düşünmek gerekir! Evet, doğru bildiniz dış güçler! Terörü destekleyen çeşitli ülkelerin niyetinin sadece ülkenin vatandaşını huzursuz etmek değil, ekonomisini de çökertmek olduğu yeni yeni anlaşılsa da yıllardır süregelen bir gerçeklik aslında.

Bizim buna çözümümüz “Terörün önünü keseceğiz” olmaktan öteye gitmelidir. Kongre turizminde zayıflıyorsak, bu alanı nasıl güçlendireceğimizi, yeni pazarlar nasıl oluşturabileceğimizi konuşmak ve bunu uygulamaya sokmak terörün önünü kesmek için en güçlü silahlardan biri aslında. Dünya’nın bir çok ülkesine 3-4 saatlik uçuş mesafesinde olan bir ülke olarak elimizdeki bu gücü doğru yönetmemiz gerekiyor. Kongre turizminin yanı sıra şehirlerimizin hatta ilçelerimizin de bir turizm seferberliği başlatması gerekiyor. Trabzon bu konuda en büyük örneklerimizden, 5-10 sene evvel 100TL’ye satılan odaları bu yıl 150-200€’dan aşağı almak mümkün değil. Yine ilçe olarak Belek, Alanya’ya gelen 10 Turistin harcadığı parayı Belek’e gelen 1 Turist tek başına harcıyor. Peki ama bu sürece nasıl gelindi? Bu sürece nasıl gelindiğini tüm şehirlerimizin ve ilçelerimizin kavraması gerekiyor.

Şehirlerimiz Turist Fabrikası Olur!

Destinasyon yönetimi denilen olguyu kavrayıp, şehirlerimizin her noktasına iyi bir şekilde uygulamamız gerekiyor. Şehirlerimizin istisnasız tümü turizm için inanılmaz potansiyeller taşıyor. Bu şehirlerin altyapılarını güçlendirerek, tüm tur operatörlerine davetler düzenlememiz ve şehirlerimizi tanıtmamız şart. Bu şehirleri tüm dünyaya tanıtacak faaliyetlerle, üretim için gereken sürelerin neredeyse çeyreğine ülkeye büyük döviz girdileri sağlayabiliriz. “Bu faaliyet planlamalarını nasıl yapmamız gerekiyor” sorularına karşılık Kültür & Turizm Bakanlığı’mızın bir komisyon kurarak tüm şehirleri bir “Turist Fabrikası” haline getirmek için çalışmalara başlaması gerekiyor. Sektörden olan ve sektörü iyi tanıyan bir bakanımızın olması bu konuda bizim için tarihi bir fırsat. Bu fırsatları iyi değerlendirmemiz gerek.

Uluslararası Etkinlikler Organize Edelim!

Doğal güzelliklerimizin yanısıra, turistin bizim ülkemizi ve şehirlerimizi ziyaret etmelerine bir sebep oluşturacak etkinlikler düzenlememiz gerekiyor. Bu etkinlikler kısıtlamalara maruz kalmamalı ve güvenlik açısından bir problem taşımadığını kanıtlayan etkinlikler olmalı. Bu süreci pazarlama süreci olarak değerlendirerek, uluslararası bilinirliğe ulaşmış kişilerin de bu etkinliklere davet edilmeli. Bu bizim marka kimliğimizi tekrar ön plana çıkartacak en önemli adımlardan biri olacaktır. İnsanları ünlü kişilerle etkileyebilmeli, bunun sonucunda da şehirlerimizi ziyaret etmelerini kolaylaştırıcı faaliyetlerle ülkemizi çekmeliyiz. Bunu hali hazırda yapılan charter uçuş desteklerinin genişletilmesi, Türk Havayolları aracılığıyla uygun bilet fiyatlaması yapılması vb. bir çok yöntem ile gerçekleştirebiliriz.

Şehirlerimizi Dünyaya Tanıtalım!

Spesifik şehirlerimizi ön plana çıkartmaktansa, tanıtım faaliyetlerinde tüm şehirlerimizden birer parçayı ön plana çıkartalım. Bakanlığımızın geçmişte yayınladığı turkuvaz deniz üzerinde tüm değerlerimizi anlatan filmi herkes hatırlar sanıyorum. Bu film gibi filmlerimizi, video içeriklerin bu denli önemli olduğu bir ortamda farklı mecralara uygun şekilde yayarak tüm şehirlerimizi Dünya’ya tanıtalım.

Booking ve diğer tur operatörlerine iç pazarda müsaade etmesekte, dış pazar için bu alanı reklam mecrası olarak görebiliriz. Hatta sektörden büyüklerimin bana kızacağını bile bile bir tık ileri gidiyorum, Booking varsın vergi ödemesin! Hesaplayalım, ne kadar vergi ödemesi gerekiyorsa, bu tutar karşılığında şehirlerimizin tüm dünyaya reklamını yapmasını isteyelim. Bu bize vergi gelirinden kat be kat fazla olarak dönecektir!

Gastronomiye Yönelelim!

Kültürel bir değerden öte bir yaşam tarzıdır, laf söylemek bana düşmez ama tüm dünyanın sevebileceği bir gastronomi kültürümüz var! Bu kültürü iyi değerlendirmek, tüm dünyaya yaprak sarmaları, mantıları yedirmek gerekiyor diye düşünüyorum! Dünya’nın en zengin mutfaklarından birine sahibiz (hatta bence en zengini!). Bu değeri tüm dünyaya pazarlamamak aslında bu ülkeye ihanetten fazlası değil.  Baklavayı Yunanistan sahiplendikten sonra biraz aklımız başımıza gelse de, tüm yemeklerimizi tescil ettirmemiz gerekiyor! Bunu tescil almaktan öteye taşıyıp, turist çekmek için en önemli silahlardan biri olarak kullanmaya başlamalıyız.

Nusret gibi markalarımızın kendi mutfak kültürümüze uygun bir şekilde tüm dünyaya yayılmasını sağlamalıyız. Gaziantep’in gastronomi değerine sahip çıktığı gibi, tüm şehirlerimizin bunu uygulamadığı ve hayata geçirmesini  sağladığı gün ülkenin turistik potansiyelinin ne kadar fazlalaştığını hep beraber göreceğiz!

Sağlık Turizmine Gereken Önemi Verelim!

Sağlık dünyanın her yerinde gerekli kalifiye eleman ve ekipman olmadığından pahalı bir hizmet. Ancak ülkemiz bu konuda da inanılmaz bir cennet. Ucuza mal ettiğimiz sağlık hizmetini, potansiyel sağlık turisti çekilecek ülkeleri belirleyerek buradaki ücretlerle kıyaslayarak fiyatlamamız ve sunmamız gerekiyor. Paket halinde hazırlanacak sağlık turlarının çoğaltılması ve bilinçli bir şekilde pazarlanması sonucu inanılmaz girdiler sağlayacağımızı düşünüyorum.

Uygulanacak Çok Reçete Var!

Tüm bu bilgilerin ışığında yürüdüğümüz taktirde, üretimi büyütme noktasında hazırlık yaptığımız süre boyunca, uygulayacağımız acil eylem reçeteleriyle boşuna zaman kaybetmemiş oluruz. 5 yıl içerisinde hem üretim, hem turizm noktasında dünyaya örnek olabilecek bir kalkınma modeli uygulayan ve cari açığı azalan bir Türkiye tablosu çizebiliriz. “Üretim yapacağız hızlanıyoruz ve hazırlanıyoruz” düşüncesiyle tüm bu konuları hazırlık süresinde gözardı edersek, kaybımız çok büyük olacaktır.  Hepimize düşen bir görev var, bu görevi en iyi şekilde ifa etmemiz gerekiyor.

Turizm Pazarlaması

0
Turizm Pazarlaması
Turizm Pazarlaması

Turizm Pazarlaması Nedir? 

Turizm Pazarlaması nedir, sektördeki herkesin bir yorumu olduğu bir soru. Onlarca otel türü var, onlarca yönetici. Hepsine göre “turizm pazarlaması” farklı anlamlar taşıyor. Ancak genel olarak değerlendirdiğimizde turizm pazarlaması, turistik destinasyonları ve hizmet türlerini doğrudan veya çeşitli acenteler, mecralar aracılığıyla turiste ulaştırılması ve seyahat isteği uyandırılması sürecinin bütünüdür.
Turizm pazarlaması söz konusu olduğunda, kesin, kısa ve hızlı aksiyon alabilmenin büyük bir dikkatle çalışmak gerektiğini belirtmek durumundayım. Oteller, şehirler, gezilebilecek alanlar, kongre merkezleri, iş seyahati sırasında yardımcı olabilecek noktalar gibi çeşitli destinasyonları bir arada pazarlayabilmek zaten dikkat olmadan mümkün değil!

Destinasyon Pazarlaması
Turizm pazarlaması faaliyetleri bugün kamu kurumları veya özel birlik-vakıflar tarafından gerçekleştiriliyor. Burada destinasyonu pazarlarken asıl dikkat edilmesi gerekenlerden biri; belirli bir lokasyon, otel, acente önermeden – tanıtımını yapmadan, içerisinde bulunduğu destinasyonda zaman geçirirken neler yaşanabileceği, nerelerde iyi vakit geçirilebileceğini turiste veya seyahat etmek isteyen kitleye ulaştırmak gerekiyor.  Destinasyonu tanıtırken en çok eforun bölgedeki faaliyetleri anlatmak için kullanılması gerektiğini düşünüyorum.
Las Vegas’la alakalı hemen hemen herkesin bildiği bir slogan var “Vegas’ta olan Vegas’ta Kalır”. Las Vegas’ın resmi tanıtım ofisi ise bu sloganı çok güzel kullanıyor. Vegas’ta ne Oluyor, Vegas’ta ne Kalıyor? Sloganıyla Las Vegas’ta yaşanabilecek deneyimleri sunuyor size. Onun dışında bu sloganları filmlere dahi yerleştirmeyi başarabildiler.  Burada örnek alınması gereken bir turizm pazarlaması planı var.

Turizm Pazarlaması ve Etkinlikler

Bazı destinasyonlar belirli özelliklerini, belirli hedef kitlelere göre ön plana çıkartmaya başladı. Bazı destinasyonlar aileleri ve kültür turizmi yapanları çekmeyi hedeflerken, bazıları golf yapanları veya deniz-güneş-kum turistini çekmeye çalışıyor. Bu gibi özelliklerin tümünü içerisinde barındıran destinasyonlar ise, saldırgan bir tanıtım politikası sergiliyor. Burada yapılan en büyük yanlışlardan biri; bu destinasyonda tatil yapacak kişinin  deneyimleyebileceklerini kimsenin bir bütün içerisinde paylaşmaması.
Ayrıca spesifik bir destinasyon özelliği olmayan, yani deniz-güneş-kum veya kültür turizmine, iş turizmine hitap etmeyen destinasyonlar da bir hataya düşüyor. Burada büyük destinasyon aktiviteleri pazarlamak için uğraşmıyorlar. Oysa, büyük etkinlikler oluşturulabilse destinasyonun en ölü sezonunda bile turist çekme imkanı sağlanabilir. Turizm pazarlamasının en önemli etkenlerinden biri olan, seyahat etmeye istek uyandırma konusu burada ön plana çıkıyor. Aktiviteyi, karşıdaki kişinin ilgisini çekecek şekilde pazarlayabilmek gerekiyor. Bunu yapabildiği sürece destinasyon seyahat eden kişi açısından “ilgi çekici” noktaya gelebiliyor. Hindistan’da bulunan Holi Festivali bu konuda ilginç örneklerden biri. Hatta, Son zamanlarda dünya turuna çıkan Anıl kardeşimiz şu sıralarda oradan ilgi çekici paylaşımlar yapıyor. Bu festivalin, bu tarz paylaşımlarla yayılım oranı da ciddi seviyede yükseliyor. Bu tarz paylaşıma itecek, insanların ilgisini çekecek etkinlikler yapan destinasyonlarsa dünya turizm pazarında çok ciddi söz sahibi olabiliyor.

Kurumsal Pazarlama

Bazı istatistik kurumlarına göre 2017 yılında 300 Milyondan fazla kişi, kurumsal toplantılara katılmak için seyahat etti. Toplamda 2.5 milyondan fazla toplantı gerçekleştirildi. Turizm pazarlaması alanında çalışma yapan bir çok destinasyon, kongre-fuar organizatörlerini ikna etmeyi başardı ve bu pastadan çok büyük bir dilim almayı başardılar. Turizm pazarlaması yapan kuruluşların, kongre-fuar organizatörlerini nasıl ikna edebileceklerini doğru tartmaları gerekiyor. Burada sadece toplantı değil bir çok aktiviteyi bir arada sunabiliyor olmak tercih edilebilirlik noktasında büyük etken. Destinasyon tüm istekleri aynı anda karşılayamasa da, sağlayabildiği maksimum faydayı sağlayabilmek adına yatırımlar yaparsa, bu pastadaki büyük dilimlerden birine sahip olacaktır diye düşünüyorum.
Bunun gibi bir çok noktayı birleştirerek gidilebilecek noktada, turizm pazarlaması açısından başarının yakalanmaması imkansız bence. Tüm bu süreçleri kendi süzgecinizden geçirdikten sonra, pazarlama planınıza oturtabildiğiniz noktalar olacaktır.

Destinasyon Nasıl Geliştirilmelidir?

0

Hepimiz turistik destinasyon nasıl geliştirilir diye sorular soruyoruz. Otelimizi veya acentemizi bir şekilde doğru pazarlama stratejileriyle buluşturarak ilerletmek istiyoruz. Bu ilerlemeleri nasıl yapacağımız konusundaysa sektör olarak müthiş bir bilinmezliğe sahibiz. Her ajansta aynı klişe içerikler ve projeler, her yöneticide birbirine “en az ikiz kardeş kadar!” benzeyen fikirler var. Bu fikirlerin hepsi turizm pazarlaması adı altında sektörde çeşitli kişiler tarafından kullanılmaya çalışılıyor. Başarıya ulaşanlar var, başarıya ulaşmaya çok yakın olanlar var, hezimete uğrayanlar var. Var da var! Peki, “başarı oranını nasıl yükseltiriz?”i düşünmek kimsenin aklına gelmiyor mu? Yahu biraz olsun bırakalım otelimizi, acentemizi, destinasyonumuzu; azıcıkta pazarlama stratejilerini nasıl geliştirebiliriz, nasıl daha güçlü içerikler üretebiliriz diye düşünüp ondan sonra otelimizi veya ürünümüzü düşünelim.

Bunu hep söylüyorum yine söyleyeceğim ama, turizmde pazarlama faaliyetlerine başlamadan önce kesinlikle bir turizm pazarlaması planı oluşturmalısınız. Pazarlama planınız olmadan ne dijitalde ne konvansiyonel medyada önünüzü görmeniz çok mümkün olmuyor. Uluslararası camiada ve ulusal piyasada başarılı olan işletmelerin çoğunun pazarlama planları oldukça efektif şekilde hazırlanıyor. Stratejilerinizle iç içe yürüyecek olan bir plana sahipseniz ve sürekli güncelleyebilirseniz pazarlama kısmının en önemli adımlarını başarıyla atmış olacaksınız.

Destinasyon ‘un Hedef Kitlesini Netleştirin!

Planınızın en önemli noktalarından biri de, kimi hedeflediğinizi bilmektir. Kime ürün/hizmet/destinasyon satacağınızı bilmezseniz rekabetin yüksek olduğu turizm sektöründe başarısızlığa uğrarsınız.

Aileler mi, çiftler mi, yaşlılar mı, sırt çantasıyla gezen maceracılar mı? Bu sorunun cevabını çok ciddi şekilde bilmeniz gerekiyor. Ünlü bir golf destinasyonundaki bir ürün-destinasyon-hizmetseniz ve müşterileriniz genelde ailelerse bütün herkesi hedeflemek yerine golf yapmak isteyen aileleri kendinize hedef pazar olarak alın. Yani filtrelemelerinizin oldukça güçlü olması gerekiyor. Tatile çıkacak çiftler arıyorsanız, facebook-instagram ikilisini kullanım oranı yüksek olan kadınları hedefleyerek onları çift olarak nasıl mükemmel bir tatil geçireceklerine ikna etmeye çalışın. Onları karşılayacak odadan tutun da, çiftlere özel hediyelerinize kadar herşeyi açık bir şekilde paylaşın.

Influencerlar ile Mutlaka Çalışın!

Seyahat ve turizm endüstrisinin en önemli noktalarından biri; karar verecek olan kişi-kişilerin bölgede yaşayacağı deneyimlere ve alacağı ürün/hizmetlere yönelik bilgi sahibi olmak istemesi. Bu aslında bizim pazarlama planımızın en temel noktası. Seyahat etmeye veya sizden ürün/hizmet almaya karar verecek asıl kişiyi karar verme sürecinde etkilemek bizim için en yakın ihtimallerden biri. Bu karar verme sürecini etkilemek için, insanların sosyal medya aracılığıyla veya internet aracılığıyla yaptığı aramalarda karşısında markanın göstermek isteyeceği ürünleri görmesini sağlamamız gerekiyor.

İçerik üretmek için zaman harcamak yerine, içerik üreticileriyle iş birliği yaparak onların var olan takipçi kitlelerini sizin için reklama çevirmeniz bu anlamda sizin için büyük kolaylık, hem içerik üretmek için zaman harcamıyor hem de direkt olarak hedef kitlenize ulaşabiliyorsunuz. Güçlü içerikler oluşturan ve niş bir takipçi kitlesi olan Influencer’lar ile çalışmanız sizin için büyük bir avantaj. Yalnız burada odak noktanız, klasik ve sabit bir içeriktense özgün içeriklerin ortaya çıkması ve sizinle yaşayacağı deneyimi karar verici mekanizmaya kolay şekilde ulaşabileceği kanallar aracılığıyla ulaştırmak olmalı.

İçerik üretmek için harcayacağımız bütçeyi, içerik üreticisiyle çalışmak için harcamak bizim bu aşamadaki ipucumuz! Bu konuda çalışma yapacaksanız destinasyonlarla ilgili etkinlikler yaptığımız Inflow Summits ‘i incelemeyi atlamayın!

Destinasyon ‘da Yaşanabilecek Deneyimleri Listeleyin

Turizm sektöründe özellikle sürekli olarak seyahat halinde olan hedef kitleyi doğru yakalamak önemli. Seyahat etmeyen kitleye seyahat etme motivasyonu oluşturmaktansa, zaten bu motivasyona sahip olan kitleleri hedeflemek daha doğru bir yol olacaktır. Bulunduğunuz destinasyon ile ilgilili bilgi sahibi olmayan seyahat severlerin ihtiyacını ve isteklerini karşılayan bir rehber hazırlayabilirsiniz. Hem dijital hem basılı olarak hazırlayacağınız bu rehber sayesinde seyahat edecek kişilerin yaşayabilecekleri deneyimlere, ulaşım tekniklerine kadar her türlü bilgiye kolay yoldan ulaşmalarını sağlayabilmelisiniz. Bu bilgiler öyle herkesin bildiği türden değil, bulunduğunuz bölgenin en ince ayrıntılarını bilen oranın yerlisi biri tarafından hazırlandığı belli olan bilgiler olsun. Bunları genelde haritalaştırarak ve fotoğraflarla süsleyerek detaylandırın. Çok fazla kelimeyi kimse okumayacak. Özellikle video içerikler üretimi noktasında potansiyel müşterilerinize yaşayacakları deneyimleri gösteren Instagram ve YouTube videolarını dijital rehberinize entegre etmeyi sakın atlamayın. Onları mutlaka satın almaya yöneltecek içerikler geliştirin. Böylelikle ciddi kazanımlar elde edeceğinizi gözlemleyeceksiniz!

Kullanıcı İçeriklerini Kullanarak Pazarlayın!

İnsanların heyecanlanmasını sağlayacak şekilde; ne yapabileceklerini diğer misafirlerinizin anlatmalarını sağlayın. Bunun için ufak ödüller koyabilirsiniz ve bu ödüller öyle düşündüğünüz gibi maliyeti yüksek olmayan ufak tefek aktiviteler olabilir. Böylelikle insanlar sosyal medya hesaplarından sizi otomatik olarak tanıtmaya ve eğlenmeye başlayacaklar. Bu tarz yarışmalar sayesinde ciddi erişimler sağlayabilirsiniz. İnsanların birbiriyle yarışmayı sevmesini bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. Bu fırsat size zamanla çok ciddi dönüşler sağlayacaktır. Hem sizi ve ürününüzü inceleyen kişiler bu yarışma videolarını görerek sizi en iyi şekilde tanıtan son kullanıcılara ulaşarak çok daha iyi fikir sahibi olacaktır.

Bu meydan okumaların dışında, sizi tercih eden misafirlerinizin de paylaşacağı içerikleri onlardan izin isteyin ve kendi sosyal medya hesaplarınızda pinleyerek kullanmaya başlayın. Burada dışarıdan bakıldığında sizin üretmediğiniz anlaşılan içeriklerin daha çok ilgi çektiğini otomatikman göreceksiniz.

Özellikle size ait olan ürünün, otelin veya destinasyonun çalışanlarının veya farklı ürünlerini paylaşmanın bir yolunu bulun. Farklı olan noktaları insanlar severler ve paylaşırlar. Özellikle personelinizin insanlara olan davranışlarını anlatabilirsiniz veya bir restoranınızda kamerayla yemek yiyebilirsiniz. Böylelikle tüm süreçleri insanların görmelerini sağlayacaksınız. İlgilerini çekerlerse bu içeriği paylaşıp size viral bir tanıtım imkanı sağlayabileceklerini aklınızdan çıkarmayın!

Mobil – İnovatif Olun

Seyahat etme eğilimi olan kitlelerin çoğu, mobil cihazlarda diğer tüm cihazlardan daha çok zaman harcıyor. Mobil platformda bu kitleye hitap edecek içerikleriniz her zaman hazır ve erişilebilir olun. Kullanıcı dostu, hızlı yükleme sürelerine sahip mobil platformlara sahip olmanız sizin için çok ciddi avantajlar ortaya çıkartıyor. Resimlerle, Instagram Stories’le düzenli bir şekilde kendinizi anlatın. Şehrin bilinmeyen noktalarından fotoğraflar paylaşın, yapmak istedikleri şeyleri mutlaka mobilden sunun ve seveceklerini düşündüğünüz yolculuk hikayeleri sunun.

Yeni ve heyecan verici şeyleri vurgulayın, çevrenizdeki etkinlikler ve gelişmelerle sürekli olarak kitlenizi besleyin.

Çok öneriyle sizi de boğmadan anlatabildiğim kadarıyla tecrübelerimi, gözlemlerimi anlattım. Şimdi bu yolları veya kendinizin geliştirdiği alternatif metotları kullanarak bir an önce başlamalısınız, zaman akıyor. Her kaybolan zaman, aslında kaybolan kar marjları demek. Öncelikli olarak hata da yapsanız adım atmaktan korkmayın. Hatalar düzeltilir, sorunlar ve problemler çözülür ancak başlamazsanız her şey daha büyük soruna dönüşebilir. Mutlaka profesyonel kişilerle konuşun, fikir alın ve birlikte yol kat edin. Markanızı büyütmek sizin elinizde, vizyonunuzu kimsenin daraltmasına müsaade etmeyin.

Sağlık Turizmi ve Siyasi, Politik, Ekonomik Etkileri

0

Günümüzde bilgiye ulaşma hızının fazlasıyla artması, farklı destinasyonlarla ilgili artan turizm pazarlaması faaliyetlerinin son tüketici hedefine hızlı olarak ulaşmasını sağlıyor. Bu süreçte sağlık turizmi de giderek popülerlik kazanıyor. Dolayısıyla sağlık turizminin, toplumsal, ekonomik ve siyasal açıdan sahip olduğu ve oluşturabileceği etkileri ciddi bir şekilde ele almak gerekiyor.

Bu yazıda, sağlık turizmini ve birkaç önemli etkisini ele aldım.

Sağlık Turizmi Nedir? 

Sağlık turizmi, hastanın bulunduğu ülkede almak istediği ancak tedavi süreçlerinin uzunluğu, hizmet kalitesizliği ve tedavinin daha pahalı olması sebebiyle alamadığı için alternatif destinasyonlarda verilen tedavi yöntemlerini tercih etmesidir.

Sağlık Turizmi ve Ekonomi

Yurtdışından gelen turistlerin ağırlanması süreci, ağırlayan ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’na ciddi katkılar sağlıyor. Aynı zamanda ağırlayan destinasyonlarda çeşitli istihdam olanakları doğmasına sebep oluyor.

Sağlık Turizmi Gelirleri

Sağlık turizminden elde edilen gelir sadece turizm ve tıp endüstrisine değil, bunları destekleyen sektörlere de katkı sağlıyor.

Özellikle dolaylı olarak ortaya çıkan bu ekonomi hiçte küçümsenecek seviyede değil!

İlaç Şirketleri ve Cerrahi – Medikal Şirketleri

Sağlık turizminin artmasıyla ilaç ve cerrahi – medikal şirketleri gibi tıpla yakından alakalı olan endüstrilerin de iş hacminde bir artış gözlemleneceği inkar edilemez bir gerçektir.
Bir tıbbi operasyon için yurtdışından gelen hastaların kullanması gereken ilaçların ve ekipmanların tümünü bulundukları ülkeden alması gerekiyor.

Örneğin ortopedik veya cerrahi operasyonlar geçirmiş bir hastanın satınalabileceği ekipmanlar (boyunluk, tekerlekli sandalye vb. gibi) satınalması veya kiralaması, küçük gibi görünse de çok ciddi bir ekonomi oluşmasına katkı sağlıyor. Özellikle yoğun sağlık turisti alan ülkelerde bu miktarın fazlasıyla yükseleceğini unutmamak gerekiyor.

Gezi ve Turizm

Çoğu zaman, tıbbi turistler varış ülkesinde bir prosedüre girdikten sonra geri kalmayı tercih ederler ve onlara çok ihtiyaç duyulan gizlilik ve gevşeme veren bir tatille iyileşmelerine yardımcı olurlar. Tıbbi gezginlerin geri kalmalarının ve varış ülkesindeki gezi fırsatlarına göz yummanın bir başka nedeni, yaptıkları yatırımdan en iyi şekilde yararlanmaktır.

Sağlık sorunları için farklı ülkelere giden turistler, tedavilerinin bitmesinden sonra o ülkede biraz daha vakit geçirip dinlenmeye ve rahat etmeye ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyacın altında yatan en temel sebepleri, yaptıkları seyahatın ve harcadıkları paranın tabiri caizse ‘hakkını’ vermek istemeleridir. Bu istek, turizm endüstrisini maddi ve manevi olara besleyerek konaklama, ulaşım ve çeşitli paydaşlar içerisinde iş birliği kurulmasını sağlamaya katkı sunar. Böylelikle, maddi olarak sektöre ciddi getiriler sağlanmış olur.
Bugün 12 milyondan fazla hasta, tedavi için yurtdışına çıkıyor. Sağlık turizminin bu denli büyük bir pastaya sahip olmasıysa,  konaklama başta olmak üzere tüm turizm sektöründe ciddi bir karşılık buluyor.

Özellikle de yatırım alanı arayan kuruluşlar için; sağlık turizmi firmaları gibi yeni iş kollarının oluşmasını sağlarken, sağlık turizmi acentası açmak isteyenler için de birikim yapma heyecanı oluşturuyor.

Sağlık Turizminin Topluma Etkisi

Sağlık Turizmi sadece istihdam oluşturan, gayri safi yurt içi hasılayı arttıran bir endüstri dalı değildir. Sağlık turizminin ayrıca toplumsal etkisi de yadırganamayacak seviyede yüksektir. Özellikle sağlık turizmine olan talebin arttığı destinasyonlarda bu alanı besleyecek destekleyici unsurlara yapılan yatırımların da artması kaçınılmaz olur. Böylelikle, altyapıdan tutun da toplu taşıma ağlarının yeniden düzenlenmesine, vatandaşa sunulan sağlık hizmetleri politikasının iyileştirilmesine kadar bütün bir destinasyonun gelişmesini sağlayacak en temel yatırımlar gerçekleştirilmek zorunda kalınabilir.

Zira işin olağan akışında bir destinasyona ‘hasta’ gönderen; sağlık turizmi acentaları, sağlık turizmi teşvikleri veren ülkeler, ve diğer tüm sağlık turizmi aracı kurumları bu şehirlerin altyapısına ve turistik noktalara olan yakınlığına da dikkat ediyorlar. Yani dünyanın en kaliteli hastahanesini de yapsanız; altyapınız ve diğer hizmetleriniz yetersizse kimse sizi dikkate almayabilir.

Artan gayri safi yurtiçi hasıla ve istihdam oranı, yaşam standartını ve nüfusun harcama oranlarını yükseltmektedir. Gelişmekte olan ülkeler için bu sosyal değişimler, ülkenin kalkınmasına ve 360 derece şekilde bütün alanlarda büyümesine ivme kazandırmaktadır. Öte yandan, gelişmiş ülkelerin bir çoğu sağlık turizmi alanında marka destinasyon olmayı hedeflemektedir.

Hindistan sağlık turizmi endüstrisinin 2020 yılına kadar 7-8 milyar doların üzerinde bir gelir elde etmesi beklendiği göz önüne alınırsa, bu alandan beklenen gelir, kalkınma modellerinin fazlasıyla gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler olduğu ortaya çıkıyor.

Sağlık Turizminin Siyasi Etkisi 

İki veya daha fazla ülke arasındaki sağlık turizmine katılan kişilerin sayısındaki artış, aynı zamanda ülkeler arası alışverişin de gelişmesini sağlıyor. Bu gelişmelerin çoğalması, iki ülkenin yönetim organları arasında olumlu ilişkiler tesis etmeye katkı sağlar. Böylelikle, iki ülke arasında samimi ilişkiler gelişerek fikir alışverişi yapma fırsatı doğar. Bu noktada turizmin milletler arası barışı tesis etmekteki yerinin önemini anlayan devletler açısından, sağlık turizmi ve geliştirilmesi çok önemli bir yere sahip olmalıdır düşüncesindeyim.

Bütün bu fikirler ışığında Sağlık Turizminin tüm ülkeler için; siyasi, toplumsal ve ekonomik faydaları göz önüne alındığında sağlık turizmi projesi olan ülkelerin önümüzdeki yıllarda her alanda kalkınmalarına katkı sağlayacağı çok açık ve net bir şekilde görülebiliyor.

Rekreasyon Nedir?

2

Rekreasyon son zamanlarda insanlar tarafından merak edilen bir alan haline gelmeye başladı. Son zamanların en sık karşılaştığım sorularından bazıları “Rekreasyon Nedir? “, ” Rekreasyon ne demek? ” oluyor. Belediyelerle görüşmelerimde özellikle bazı belediye temsilcilerinin dahi bu konuya uzak olduğunu gözlemliyorum.

Bu sebeple, bu konuyu kaleme alarak hem gözlemlerimi, hem de eğitim aldığım bölüm olması sebebiyle size konuyla ilgili düşüncelerimi sizlere aktarmak istedim.

Rekreasyon, kentleşmenin artmasına bağlı olarak insanların temel ihtiyacı olan sosyal, kültürel, fiziksel ve ruhsal gelişimlerini destekleyen faaliyetlerin bütünü olarak değerlendirilebilir. Teknolojik ve endüstriyel gelişimin hızla arttığı bugünün dünyasında, hayatımıza giren yeniliklere uyum sağlayabilmek adına bu faaliyetlere olan ihtiyacımızın da oldukça fazla olduğunu söylemek sanırım anlamsız olmaz.

Rekreasyon Nedir ? Rekreasyon kelime anlamı olarak latince “re – creation” kelimelerinden dilimize geçmiştir. Türkçeye çevrildiğinde yenilenme, canlanma, yeniden yapılanma gibi anlamlar kazanmıştır. Toplumun yaşadığı zaman dilimleri, çalışma zamanı ve serbest zaman olarak ikiye ayrılır. Bir öğrencinin okula gitmesi çalışma zamanı olarak değerlendirilir. Bir çalışanın işe gitmesi de öyle.

Çalışma dışında kalan serbest zamanda ise insanlar zorunluluklardan uzaktır. Yaşamak için gereken faaliyetler olan yemek yemek, uyumak, banyo yapmak gibi kişisel ihtiyaçların karşılanması ve bununla beraber özgürce yani amiyane tabirle canı ne isterse onu yapacağı zamanı kapsayan zaman dilimidir.

Yoğun göç alan; plansız ve çarpık kentleşen şehirlerde boş zamanı değerlendirme ihtiyacı daha gözle görülür seviyelerde oluyor. Çarpık kentleşmeye sebep olan bireylerin şehir yaşamına adapte olmasının zor olması, çalışma saatlerinin yoğun olması ve geldikleri yerdeki insanlara kıyasla kent insanlarının daha az güvenilir olması tüm bu adaptasyon problemlerini ortaya çıkartmıştır. Esasen, toplum içerisinde net bir şekilde iletişimsizliğin ve uyumsuzluğun yaşanıyor olmasının temel tedavisi, rekreasyondan geçiyor. İnsanların toplum koşulları ile arasında oluşan farkları kapatan ve iletişim kurmasını sağlayan aktivitelerin tümü rekreasyon alanı diye tabir edilen alanlarda zenginleştirilebiliyor.

Rekreasyon alanlarında bireyler önceden planlanmış ya da kendiliğinden gelişen etkinliklerde, kendisini zihinsel olarak yenilemek, sosyalleşmek, mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürebilmek için, kendi tercihiyle katıldığı faaliyetlerle boş zamanlarını değerlendirmektedir.

Rekreasyon Ne İş Yapar?

Çalışma saatinin günde 12 saatten fazla olduğu sanayi devriminin ilk dönemlerinde, işçiler boş zamanlarını sadece fiziksel gücünü tekrar kazanmak amacıyla dinlenerek geçiriyorlardı. Bugün ise, çalışma süreleri belirli kriterlere adapte olmuş toplumlar, bedensel ve ruhsal yönden yenilenmek için boş zamanlarını değerlendiriyorlar. Bugünden geçmişe baktığımızda, insanların sahip oldukları serbest zaman diliminin giderek genişlediğini gözlemleyebiliyoruz. Avrupa standartlarına göre, 80 yıllık bir insan ömrünün %32’lik zaman dilimi serbest zaman olarak şekillenirken, bu oranın Türkiye’de kent insanında %40 civarında olduğunu söylemeden geçmeyelim!

Unutmayın ki bir toplumda çalışma hayatının kalıpları o toplumu nasıl şekillendiriyorsa, boş zamanın değerlendirilme şekli de o toplumun yapısını şekillendirir. Boş zaman kullanımı ve rekreatif aktiviteler iyi düzenlenip yönetilmiyor ise, bireyi ve toplumu şekillendirecek yönde olumlu adımlar atılması yerine zarar verecek alışkanlıklara yönlendirmeye neden olabilir. Yani  boş zaman kullanım programı olmayan toplumlarda, bu zamanı iyi değerlendirenler olacağı gibi; kötü (toplum ve birey sağlığı açısından zarar oluşturacak davranışlar) kullananlar da olacaktır. Rekreatif aktiviteleri, kişileri yaşama bağlayıcı, dinlendirici, eğlendirici, meşgul edici veya zevk verici olay ve eylemleri yaparak, ruhen ve bedenen canlılık kazandıkları etkinliklerdir. Bu etkinliklerin planlanması ve uygulanmasını rekreasyon mezunu kişiler yapar.

Rekreasyon Bölümü Nedir?

Bu soruya verilebilecek en doğru cevap,  yerel yönetimlerin tüm aktivitelerinin baştan sona planlanıp, halkın adaptasyonu ile refah düzeyinin arttırılmasının sağlanması için çalışan bilim olduğudur. Rekreasyon yönetimi nedir? diye soranlara ise verilecek en doğru cevap, bütün bu çalışmaları yapan bilimin hayata geçirilmesini sağlayan aktiviteleri uygulayan ve planlayan bir alan olduğunu belirtmektir.

Rekreasyon Alanı Nerede?

İzmir’de Aşık Veysel Rekreasyon alanı, Sakarya Serdivan’da bulunan Trafik Park gibi bir çok alan, her yaş grubuna hitap etmekle beraber, her türlü fiziksel-ruhsal ihtiyaca da cevap verecek alanlardan sadece bir iki tanesi. İstanbul’da, Ankara’da ve Gaziantep’te bu tarz rekreatif aktivitelerin sayısının çokluğu, belediyelerin bilinçlenmesiyle birlikte mümkün olmuş. Aslında bu tarz alanlar gözümüzü çevirdiğimiz her yerde olabilir, ancak doğru yönetilemiyor ve doğru etkinliklerle planlanmıyor olmaları sebebiyle atıl bir alan olarak kalıyorlar. Bu alanlara yapılan yatırımların boşa gitmemesi adına biraz da insana yatırım yaparak bu alanda çalışacak kişilerin yetkinliğine dikkat edilmesi ve rekreasyon yönetimi uzmanları arasından seçilmesinin ise kaçınılmaz olması gerekiyor.

Restaurant Pazarlaması ve İşletme Kârlılığı

1

Restaurant Pazarlama Modeli Oluşturun!

Her işletmenin olduğu gibi restaurantların da pazarlama stratejilerine ihtiyaçları vardır. Restaurant pazarlaması yaparken hedef müşterilerinizi, rakiplerinizi ve markanızı oluştururken kullandığınız teknikleri ve reklamlarınızı geliştirmeniz gerektiğini bilmelisiniz.

Turizm pazarlaması stratejisi oluştururken de yaptığınız gibi öncelikle hedef pazarınızı bilmeniz gerekiyor. Her restaurant farklı pazarlara hitap ediyor, yerel bir fast food dükkanı / dönerci ile, şaraplar ve havyarlar sunan bir işletmenin aynı pazara hitap ettiğini düşünmek ve söylemek olsa olsa pazarlama hatası olur. Pazarınıza uygun olarak müşterilerinizin istekleri ve ihtiyaçlarına uygun çalışmalar gerçekleştirin. O çalışmaların ışığında da, dışarıda yemek yemelerinin sebebini ve bu yemek karşılığında ödeyebilecekleri ücretleri araştırın.

Rekabete alışın!

Yemek alanında faaliyet gösteren binlerce firma var, yani bir çok rakibiniz var! Bu rekabete ayak uydurabilmek için diğer işletmelerin müşterilerine neler sunduklarını bilmeniz gerekir. Rakibinizin güçlü ve zayıf yönlerini bilmelisiniz. Rakibinizden müşteri çekmenizi sağlayacak olan en güçlü silahınız rakibinizin zayıf yönlerini bilmek! Öne çıkmak, fark yaratmak ve müşteri çekmek için bu zayıf yönlere nasıl karşılık verebileceğinizi belirleyin. Restaurantınızı farklı kılmak unutmayın ki sizin elinizde!

Marka olun!

Markanız sizin itibarınızdır. Müşterilerinizin kuruluşunuza bakışlarını ve beklentilerini belirleyecek şey markanızdır. Verdiğiniz sözleri tutarak güçlü bir itibar oluşturun, beklentileri karşılayarak itibarınızı güçlendirin. Kaliteli, etkileyici hizmetler sunmak ve bunları müşterilerinize doğru şekilde anlatmak markanızı geliştirmeniz için yapabileceğiniz en iyi yoldur!

Menünüzü güncelleyin!

Menünüzde bulunan ürünlerin hangilerinin müşterilerin dikkatini çektiğini, hangilerinin satışının az olduğunu belirlemeniz gerekir. Menünüz nedeniyle restaurantınızı tercih etmeyen bir grubun olabileceğini de hesaba katabilirsiniz. Bu sebeple menünüze eklemeler, kaldırmalar yapabilirsiniz. Müşterilerinizi cezbedebileceğiniz bir menü oluşturarak sadık müşteriler kazanmaya, yeni müşteriler kazanmaya yönelik çalışmalar yapmaya bakın. Restaurantınızı denemeleri için menünüzü güncellemekten, yeni seçenekler sunmaktan vazgeçmeyin.

Reklamınızı Yapın!

Bir çok otelin veya konaklama işletmesinin odalarında ve lobi alanlarında farklı anlaşmalarla tanıtım yapılmasına izin verebiliyor. İşletmeniz bir kongre merkezine yakınsa, orada düzenlenecek etkinliklere özel kuponlar veya sponsorluk çalışmaları yaparak tanıtımınızı en üst düzeye çıkartabilirsiniz. Eğer büyüme hedefiniz daha yüksekse hediye ve müşteri sadakatini sağlayacak özel kartlar ile, kendi tanıtımınızı çok rahat bir şekilde yapabilirsiniz. Karnı acıkmış insanları, işletmenize çekmek için belirli noktalarda ücretsiz ikramlarda bulunun. Yerel lokasyonlarda reklam yapın, yakala.co gibi firmalarla anlaşarak paket programlar hazırlayın, dergilerle ve diğer etkinliklere sponsor olarak sürdürülebilir bir reklam modeli oluşturursanız, sırtınız yere gelmez!

Topluma Hizmet Edin!

Kâr amacı gütmeyen işletmelere çeşitli indirimler ve sponsorluklar yapmaktan çekinmeyin. Özellikle temel ihtiyaç olan yemeği karşılama imkanı bulmayan insanlara ücretsiz yemek ikram edin. Yemek atıklarını öğütmektense, hayvan barınaklarına bağışta bulunun. Bunu da gösteriş için değil, içinizden gelerek yapın-ki, sosyal sorumluluk bilinciniz geliştikçe insanların dikkatini çekebilesiniz.

Başarı Yolunda Herkese Kulak Asma!

0

Başarı Yolunda Sağlam Mide Şart

Mideniz büyük başarı yolunda giderken en güçlü olması gereken araçlardan biridir! Bu yolda aradığınız şeyler olsun veya olmasın, yolculuk boyunca hem istediğiniz hem de istemediğiniz birçok tavsiye ile su içeceksiniz.  Durun canım telaşlanmayın ne suyu diye! Bu yolda size verilecek tavsiyelerden bahsediyorum tam olarak.

Genç girişimci olarak başkalarının tavsiyelerini nasıl uyguladığınız, neleri uygulayacağınız konusunda son derece dikkatli olmalısınız. Bu tavsiyelerin başarı çizginizi etkileyecek unsurlar olduğunu unutmadan hareket etmelisiniz.

Daha önce de farklı insanların da defalarca dediği gibi, başarı kazanmak için birbirinden farklı yollar vardır. Herkesin başarıya ulaştığı yol aynı değildir. Her şey de sizinle alakalı değildir ve bazılarının potansiyel kazanımları sizin oldukça zararınıza olabilir. Kalbinizde, vücudunuzda ve ruhunuzda yankılanan bir tavsiye ile karşılaşırsanız, bir kağıt ağırlığına kazıyarak masanızın üzerine koyun. Eğer öyle değilse, başkalarının görüşleri için o kağıdı oluşturan ağacı heba etmeyin!

Gerçekten tek olacak bir ürün veya hizmet oluşturmak istiyorsanız, göz ucuyla dahi olsa farklı yerlerden kopya çekmemek zorundasınız. Zaten gerçekten özgün bir ürün veya hizmet oluşturuyorsanız, asla rakipleriniz olmayacak demektir. Ya da rakiplerinizin sizin için bir önemi olmayacak!

O yüzden aşağıda yazdığım maddeleri dikkate alıp bu yola öyle koyulmanız sizin için daha sağlıklı olacaktır. Başarı çalışılınca kazanılır, bunu da unutmayın!

Başkalarının Eğilimleri Başarınızı Kısıtlayabilir

İnsanlar kendi ön yargılarına ve kısıtlamalarına sahiptir; bunların birçoğu sahip oldukları deneyimlerden oluşur. Çoğu zaman diğer insanların tavsiyelerinin kusurlu olduğunu fark edeceksiniz. Bunun sebebi herkesin kendi korkuları, şüpheleri ve kişisel sığınma alanlarının olması.

Onların penceresinden bakıldığında başarması zor olan şeyler, herkes için zor gözüktüğü içindi. Tatsız buldukları şeyler ise, herkesin hoşlanmadığı şeylerdi. Projelerine inanan girişimciler ise o projelere sonuna kadar inanıp, herkese bunun kolay olduğunu anlatmayı ve hoşlarına gitmesini sağlamayı tercih ettiler.

Airbnb ilk oluşturulduğunda ve yatırımcılara sunulduğunda dünyaca ünlü on üst düzey yatırımcı, “Bu projenin bir şaka olduğunu” düşündüklerini söyleyerek, insanların bunu asla yapmayacağını söylüyor. Airbnb kurucularına da, bu yaratıcı zihinlerini daha uygulanabilir alanlara yönlendirmelerini “tavsiye” ediyorlar.

Onlar bu tavsiyeyi kağıda yazıp kağıdı heba etmeyi tercih etmeyerek şirketlerini kurdular. Bu tavsiyeyi dinlememek şirketlerine 4 yılda 500 milyon doların üstünde işlem yaptırdı!

Mideniz Temiz Suları Zaten Tanıyor!

Başkalarını dinlemenin baştan başa sorunlu olduğu söylenemese de, bazıları için dikkate almanız noktalar var. O tecrübeleri paylaşanlarla sizin zihniniz, yaratıcılığınız, tecrübeniz ve bakış açınız aynı değil.

Örneğin, herkesin elinde gördüğünüz metal su şişeleri (Tupper da deniyor) satılmak için yola çıkıldığında herkes bu ürüne işlevsiz dedi. İnsanların sırf modaya uyuyor diye böyle birşeye para ödeyeceğine inancın olmadığı bir pazara girdi. Birçok mağaza bu şişeleri satmayı reddetti. Üretici firmanın Ürün-fiyat kavramını ihlal ettiğini söyledi. Kimse 35 dolarlık bir su şişesi satmak istemedi.

Birileri o ürünü asla kabul etmedi ve üretici firma bu ürünün kaderini o satıcılara bırakmadı ve çalışmaya devam etti. Sonuç: şirket 2016 yılında 50 milyon dolarlık satış yaptı!

İş Dünyasında Başarıya Ulaşmanın Yolu Tek Değildir!

Yollardaki tuzaklar, hatalar, utançlar, açıklamalar ve sürprizler, aynı parmak uçlarınıza özgü olan parmak izi gibi   çok kişisel ve son derece tekil şeyler! Başkalarının görüşlerini sürekli olarak dikkate alırsanız, kendi vizyonunuzu hafifletmeye başlar ve başkalarının saçmalıklarına kapılırsınız.Başkalarının size uygun olarak verdikleri tavsiyeleri göz önüne alarak davranın! Her saçmalığı benimseyip ona göre hareket etmeyin!

Kendi yolunu hazırla ve omzunun üzerinden bakma.

İşletme dersi veren kurumlar genelde öğrencilerine müşterinin gerçekten ne istediğini anlamalarını ve bunu altın tepside sunmaları gerektiğini öğretir. Bence bu teori çok yanlış. Bir işletmenin başarıya ulaşmasında etken olan şey, yenilikçi bir ürün veya hizmet oluşturmasıdır. İnsanlar o ürün veya hizmeti yeniden tanımlayarak o ürünü benimser.

Yani, insanların istediklerini onlara sunmaktansa, sunacağınız ürün veya hizmetle insanlara daha öncesinde ne istediklerini bilmediklerini gösterin.

Yatırımcı Nasıl Etkilenir?

0

Yatırımcı Etkilemenin Bazı Temel Yolları var!

Bugüne kadar yaptığım incelemeler, gözlemler ve tecrübeler neticesinde yatırımcı arayanların karşılaştığı engelleri belirleyerek edindiğim bazı fikirleri sizlerle paylaşmak istedim.

Bir melek yatırımcıyı proje geminize almaya hazır olduğunuzda, onlara sadece bir proje götürmediğinizden emin olmanız gerek. Aynı zamanda bu projenin yürütülebilir, ayakları yere basan ve hayatta kalabilecek bir proje olduğunu da göstermeniz en kaçınılmaz gereklilik.

Melek yatırımcınızın karşısına çıktığınızda sizi zor durumda bırakmayacak bir kaç ipucunu takip etmek, proje geminizin su almamasını sağlayacaktır!

Bir projede bağlantı herşeydir!

Projenizden etkilenebilecek kişilerle iletişim kurmaya başlamadan önce yatırım kuruluşlarına, daha önce yatırım almış kişilere ve sivil toplum kuruluşlarına projenizi anlatın. Onlardan öğrenebildiğiniz kadar bilgiyi öğrenmeye bakın. Onlardan aldığınız geri bildirimler ile projenizin altını doldurarak ilerlemeye devam edin. Özellikle soru sormanızdan bıkmayacak insanlar bulursanız, kendinizi şanslı hissedebilirsiniz!

Bu soruları sorduktan ve projenizi temel rayına oturttuğunuza emin olduktan sonra, projenin size getireceklerinden sonra, atacağınız adımları dahi düşünün. Gelecek adımları düşünmek hayalperestlikten çok ötede, bir yatırımcıyı etkileyebileceğiniz en güçlü argümanlarınızdan olabilir!

Muhtemel Sonuçları Planlayın

Yatırımcılar projenizden daha fazlasını, yani projenizin tuttuğunu düşünmek istiyor. Henüz yatırımcınızdan para almaya başlamadan, müşteri elde etmeniz zor olsa da müşteri kazanmak için yapabileceklerinizi göstermeniz gerekir. Böylece birilerinin bu projeyle ilgilendiğini gösterebilirsiniz. Henüz elinizde olmayan bir parayı dağıtmak için planlamalar yapmadan önce, projenin dışına çıkarak müşteri elde etmenin yollarını düşünüp buna uygun bir şekilde hareket edin.

Ekip Olmadan Olmaz!

Projenize farklı insanları dahil edin, çünkü onlar olmadan-olmaz! Yatırımcılarınızın ekibinizde bulunan arkadaşlardan ve onların projedeki katkısından haberdar olmasını sağlamak sizin için güçlü bir argüman olacaktır.

Kazançları Vurgulayan Sunumlar Yapın

Size yatırım yapacak olanların, neden sizinle çalışmaları gerektiğini doğru şekilde anlatacak sunumlar hazırlayın. Fikrinizle ilgili heyecanınız değil, fikrinizin size kazandıracağı rakamlar yatırımcılarınızı ilgilendiriyor.

Yatırımcılar sizin için bir çekten daha fazlası!

Para çok güzel bir destek unsurudur ama, sadece yol paranızı veren bir yatırımcı değil, size yol gösterecek bir yatırımcı arayın. Deneyimli bir yatırımcıyla çalıştığınızda para ile satın alınamayacak bilgi ve becerileri onlardan öğrenebileceksiniz.

Melek yatırımcı arayan proje sahibi iseniz, ipucu ve püf noktalarını iyi anlayarak hareket etmelisiniz. Zamanınızı boşa harcamayarak çalışıp, yatırımcı karşısına çıktığınızda zamanını boşa harcamadığınızı ona hissettirmeniz gerekiyor. Ne yapacağınızı doğru şekilde yatırımcınıza anlatırsanız, doğru şekilde destekler almanız kaçınılmaz olacaktır.

Tüm bunları dikkate alarak hareket ettiğinizde, projenize destek alarak girişiminizi kitlelere eriştirebileceksiniz diye düşünüyorum!

Popüler Yazılar

Sosyal Medya

21,187TakipçilerTakip Et
161,768TakipçilerTakip Et